Danimarka’da seçim öncesi dengeler parçalı görünürken, hiçbir blok tek başına çoğunluğa ulaşamıyor. Başbakan Frederiksen yeniden hükümet kurma konusunda avantajlı görülüyor.
HABER MERKEZİ – ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı “ele geçirme” yönündeki açıklamalarıyla gerilen ilişkiler sürerken, Danimarka yarın genel seçim için sandık başına gidiyor.
Seçim yarışında Başbakan Mette Frederiksen ile Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen öne çıkarken, hiçbir partinin tek başına iktidar olamayacağı öngörülüyor.
Frederiksen liderliğindeki Sosyal Demokratların bir asrı aşkın süredir en zayıf sonuçlarından birini alması bekleniyor. Buna rağmen mevcut tablo, seçim sonrası yeniden hükümet kurma ihtimalinin güçlü olduğunu gösteriyor.
Trump’ın Grönland’ı “ilhak etme” çağrıları ve askeri güç ihtimalini dışlamayan açıklamaları seçim sürecine jeopolitik bir boyut kazandırdı. Ancak bu başlık zamanla geri planda kalırken, seçmenin odağında yaşam maliyeti, eşitsizlik ve sosyal politikalar yer aldı.
ÇOĞUNLUK TABLOSU BELİRSİZ
Kamuoyu yoklamaları, sol blokun parlamentoda çoğunluk için gereken 90 sandalyenin altında kalacağını ve yaklaşık 85 sandalyede kalabileceğini gösteriyor. Sağ blokta ise parçalı yapı dikkat çekiyor.
2019’dan bu yana görevde olan Frederiksen, seçimleri liderlik sınavı olarak değerlendiriyor ve Ukrayna ile Orta Doğu’daki savaşların gölgesinde “istikrar” vurgusu yapıyor. Siyasi analistler, seçimlerin büyük ölçüde Frederiksen’in kişiliği etrafında şekillendiğini belirtiyor. Bir kısım seçmen Frederiksen’i kriz döneminde güvenli bir lider olarak görürken, bazıları ise yönetim tarzını otoriter buluyor.
KOALİSYON SENARYOLARI ÖNE ÇIKIYOR
Danimarka’da parlamenter sistem gereği hükümetin çoğunluğu sağlaması değil, karşısında çoğunluk oluşmaması yeterli oluyor. Bu durum, seçim sonrası koalisyon pazarlıklarını belirleyici hale getiriyor. Sağ blokta Liberal Parti lideri ve Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen öne çıkarken, eski Başbakan ve mevcut Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen’in liderliğini yaptığı merkez partinin “kilit aktör” olması bekleniyor. Rasmussen’in hangi blokla hareket edeceği, yeni hükümetin kim tarafından kurulacağını belirleyebilir.
VERGİ VE GÖÇ TARTIŞMALARI
Seçim kampanyasında öne çıkan başlıklardan biri de Frederiksen’in eğitim ve sosyal harcamaları finanse etmek için servet vergisini yeniden getirme önerisi oldu. Bu öneri muhalefet tarafından sert şekilde eleştirildi. Göç politikaları da tartışmaların merkezinde yer aldı. Sosyal Demokratların sert iltica politikaları, geleneksel sol seçmenin bir bölümünün tepkisini çekmişti. Toplam 12 partinin yarıştığı seçimde, Grönland ve Faroe Adaları’ndan gelecek dört milletvekilinin de dengeleri belirleyebileceği belirtiliyor.







