BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Felaketin 15’inci yılı

Fukuşima’da radyasyon izleri hala sürüyor

Felaketin 15’inci yılı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Fukuşhima Daiçi Nükleer Santrali’ndeki felaketin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen kriz tamamen sona ermiş değil. Yaklaşık 4 bin işçi, santraldeki hasarı kontrol altında tutmaya çalışıyor. Ancak eriyen üç nükleer reaktör hala o kadar yüksek radyasyon yayıyor ki iç bölgeyi incelemek için gönderilen robotlar bile kısa sürede devre dışı kalıyor.

HABER MERKEZİ – Japonya’da Fukuşhima Daiçi Nükleer Santrali’nde 2011’deki yaşanan felaketin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen radyasyon kirliliği bölge halkının günlük yaşamında varlığını sürdürüyor. Japon hükümeti durumun büyük ölçüde kontrol altına alındığını savunurken, bölge sakinleri ellerinde radyasyon ölçüm cihazlarıyla yaşıyor.

RADYASYON HER YERDE

Nükleer Güvenlik ve Radyasyondan Koruma Kurumu’nun verilerine göre, felaket sonrası atmosfere yayılan radyoaktif maddeler, özellikle Cesium-137 nedeniyle uzun süre çevrede kalmaya devam ediyor. Bu izotopun yarı ömrü yaklaşık 30 yıl olduğundan, çevredeki radyoaktivitenin doğal yollarla ciddi ölçüde azalması için yüzyıllar gerekebileceği belirtiliyor.

Bölgede radyasyon ölçümleri çoğunlukla dozimetre cihazlarıyla yapılıyor. Ölçümler saat başına mikrosievert (µSv/h) cinsinden kaydediliyor ve insan dokusu üzerindeki biyolojik etkiyi ifade ediyor.

Bazı otoyollarda klasik yön tabelalarının yerine radyasyon seviyesini gösteren elektronik paneller bulunuyor. Rüzgar yönüne ve hava koşullarına bağlı olarak ölçümlerde ani artışlar görülebiliyor.

Mediapart’ın özel haberine göre ise kasaba merkezlerinde yapılan temizlik çalışmaları radyasyon seviyelerini düşürmüş olsa da birkaç adım ötede bulunan çimenlik alanlar veya ormanlık bölgelerde ölçümler hala yüksek değerler gösterebiliyor. Kış aylarında dağlardan taşınan yağmur ve kar suları da radyoaktif maddeleri yeniden yerleşim alanlarına taşıyabiliyor.

ORMANLAR VE TARIM ARAZİLERİ HALA SORUNLU
Kaynak: Thebulletin.org

Fukuşima’daki nükleer yasak bölgesinin yaklaşık dörtte üçünü kaplayan ormanlar büyük ölçüde kirlenmiş durumda. Bu nedenle birçok ormanlık alana giriş hala önerilmiyor. Bölgede eskiden avlanan yaban domuzları ve doğadan toplanan mantar ya da bitkiler de yüksek radyasyon nedeniyle tüketilemez kabul ediliyor.

Tarım arazilerinin önemli bir kısmı ise felaket sonrası yürütülen dekontaminasyon çalışmalarından olumsuz etkilendi. Radyoaktif kirlenmeyi azaltmak için toprağın üst tabakası kazınarak kaldırıldı. Ancak bu yöntem birçok pirinç tarlasının verimliliğini düşürdü. Üst toprağın kaldırılması ve yerine kum ya da çakıl dökülmesi nedeniyle bazı tarlalar tamamen terk edilirken, bölgedeki pirinç üretimi felaket öncesine göre yarıdan fazla azaldı.

Yaklaşık 100 bin işçi, koruyucu ekipmanlarla tarlalardan yaklaşık 5 santimetrelik üst toprağı kazıyarak milyonlarca siyah torbaya doldurdu.

Kazılan radyoaktif toprağın büyük bölümü santral yakınında depolanıyor. Japonya Çevre Bakanlığı, kilogram başına 8 bin bekerelden (Bekerel -Bq-, radyoaktiviteyi ölçmek için kullanılan bir ölçü birimi)  düşük radyasyon içeren toprağı “yeniden kullanılabilir” kabul ederek, ülkenin farklı bölgelerinde dolgu ve inşaat projelerinde kullanmayı planlıyor. Bu politika çevre uzmanları tarafından tartışmalı bulunuyor.

KAPALI BÖLGELER KISMEN AÇILDI

Felaket sonrası yaklaşık 160 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalmış, nükleer santral çevresinde 20 kilometrelik bir alan yasak bölge ilan edilmişti. Japon hükümeti 2017’den itibaren bu bölgenin bazı kısımlarını yeniden yerleşime açmaya başladı.

Japon hükümeti felaket sonrası geniş çaplı altyapı ve temizleme projeleri başlattı. Bunlar arasında: Japonya’nın doğu kıyısı boyunca dev deniz duvarları inşa edilmesi, tsunami enkazını ortadan kaldırmak için yakma tesisleri kurulması, tarım alanlarında dekontaminasyon çalışmaları, güneş enerjisi sahaları, hidrojen teknolojileri ve drone projeleriyle bölgeyi “yenileme” planı bulunuyor.

NÜKLEER KRİZ TAMAMEN BİTMİŞ DEĞİL

Santral sahasında ise çalışmalar hâlâ devam ediyor. Yaklaşık 4 bin işçi, eriyen üç reaktörü kontrol altında tutmaya çalışıyor. Reaktörlerdeki erimiş yakıtın tam olarak nerede bulunduğu hâlâ bilinmiyor ve gönderilen bazı robotların yüksek radyasyon nedeniyle çalışamaz hale geldiği bildiriliyor.

Reaktörleri soğutmak için kullanılan su ise binlerce tankta depolanıyor. Bir kısmı arıtıldıktan sonra Pasifik Okyanusu’na boşaltılan bu suyun farklı radyoaktif izotoplar içerdiği yönündeki tartışmalar sürüyor.

×

NE OLMUŞTU ?

11 Mart 2011’de Japonya’nın kuzeydoğusunda meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunami, kıyı bölgelerinde büyük yıkıma yol açtı.

Depremin merkez üssü Japonya’nın doğu kıyılarının yaklaşık 300 kilometre açığında bulunuyordu.

Şiddetli sarsıntının ardından oluşan 14 metreyi bulan tsunami dalgaları, ülkenin doğu kıyılarını büyük ölçüde yıkıma uğrattı. Bu dalgalar, Fukuşhima Daiçi Nükleer Güç Santrali’nin elektrik ve soğutma sistemlerini devre dışı bırakarak büyük bir nükleer kazaya yol açtı.

Soğutma sistemlerinin durması nedeniyle üç nükleer reaktörde çekirdek erimesi meydana geldi. Patlamalar sonucu büyük miktarda radyoaktif madde atmosfere yayıldı.

Felaketin ardından:

  • Yaklaşık 20 bin kişi deprem ve tsunami nedeniyle hayatını kaybetti.
  • 160 bin kişi Fukuşima çevresinden tahliye edildi.
  • Santral çevresinde 20 kilometrelik nükleer yasak bölgesi oluşturuldu.

Fukuşima kazası, 1986’daki Çernobil kazasından sonra dünyanın en büyük nükleer felaketlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz