BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Farman Rashad yazdı

Ankara-Bağdat mega projeleri Kürdistan Bölgesi ekonomisini nasıl etkiler?

Farman Rashad yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Farman Rashad

Bir zamanlar Irak Kürdistan Bölgesi’ne ekonomik güç kazandırmak amacıyla inşa edilen Türkiye’ye uzanan petrol boru hattı, şimdi Ankara-Bağdat arasında yeni bir pazarlığın merkezinde yer alıyor: Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni devre dışı bırakabilecek, petrol ve doğalgaz yolları üzerindeki kontrolünü zayıflatabilecek ve eski özerklik sembolünü bir zafiyete dönüştürebilecek milyarlarca dolarlık enerji ve ticaret projeleri.

Bir zamanlar Erbil ve Bağdat arasında on yıl süren acımasız bir çekişmenin odak noktası olan Kürdistan Bölgesi petrol boru hattı, artık Irak’ın Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ham petrol taşımak için kullandığı tek “sorunsuz” güzergah konumunda.

Bağdat’taki gözlemciler bu ironinin farkındalar. 2023’te federal hükümet, Paris’teki Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ni kullanarak Ankara’ya, bu boru hattından petrol akmasına izin verdiği için 1,5 milyar dolarlık bir para cezası kesmeyi başardı. Ancak bugün Bağdat’ın ekonomik istikrarı, bu boru hattının devamlılığına dayanıyor.

Devlet Petrol Pazarlama Örgütü’nün (SOMO) son verilerine göre, Petrol Bakanlığı şu anda bu hat üzerinden günde 200.000 varil petrol pompalıyor; bu mütevazı hacim, nihayetinde günlük yaklaşık bir milyon varil ihracat yapma umutları için hayati bir temel oluşturuyor.

16 Mart’ta Irak eski Petrol Bakanı Hayan Abdül-Gani, faaliyeti durdurulan Kerkük-Ceyhan petrol boru hattını on gün içinde yeniden faaliyete geçirme sözü vermişti. Bu sürenin tutturulamaması, federal güzergahın karşı karşıya olduğu teknik ve güvenlik engellerinin sanıldığından çok daha köklü olduğunu gösteriyor.

Sektör gözlemcileri, Bakanın açıklamasını teknik bir gerçeklikten ziyade Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne karşı siyasi bir baskı taktiği olarak değerlendiriyor. Federal boru hattı felç durumda olduğu için Bağdat, uluslararası pazarlara günde bir milyon varile kadar petrol taşıyabilen tek geçerli rota olan Kürdistan Bölgesi’nin boru hattı altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale geliyor.

Yaklaşan son kullanma tarihi

Irak ve Türkiye arasındaki mevcut petrol taşıma anlaşmasının Haziran ayında sona ermesi bekleniyor. Türkiye, bu konuda bir dönüşüm gerçekleştirme niyetini zaten belirtmişti; Temmuz 2025’te Ankara, mevcut anlaşma kapsamındaki faaliyetlerini 27 Temmuz 2026’ya kadar sonlandıracağını duyurmuştu.

The Amargi’nin yaptığı bir takip haberine göre, Türkiye, Kerkük boru hattını Basra’ya kadar uzatmayı ve günde 1,5 milyon varil gibi devasa bir kapasite hedeflemeyi öngören yeni bir proje teklifini Bağdat’a sundu. Dikkat çekici olan, bu teklifte Kürdistan Bölgesi’nin mevcut boru hattı altyapısından hiç bahsedilmemesi.

Irak Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Kürt milletvekili Ahmed Hacı Raşid, “Görüşmeler başladı. Ancak Türkiye, yenileme için daha fazla ayrıcalık talep etti ve Irak şu anda bunları vermeye yanaşmıyor. Bu durum, Türkiye üzerinden petrol taşımacılığının geleceğini belirsiz kılıyor” dedi.

Iraklı enerji araştırmacısı Majid Abu Kalal da bu belirsizliği dile getirerek, Irak’ın Türk rotasına son derece ihtiyaç duyduğunu ancak “bu anlaşmanın yenilenmesine ilişkin henüz net bir işaret bulunmadığını” belirtti.

Gaz ve Kalkınma Yolu

Türkiye için boru hattı artık sadece petrolle ilgili değil. Kürdistan Petrol Operasyonlarında Şeffaflık – Runbin Örgütü Direktörü Yadgar Galali,  The Amargi’ye verdiği demeçte, Ankara’nın çok daha büyük bir stratejik hedefe göz diktiğini söyledi: Kürdistan Bölgesi’nin geniş doğalgaz rezervleri, özellikle de Hor mor sahası.

Galali, “Türkiye, gelecekteki ihracatının boru hattının günlük 1,4 milyon varil tam kapasitesine ulaşmasını istiyor. Bu kapasiteyi doldurmak için, Kerkük-Ceyhan boru hattı, yeniden faaliyete geçirilse bile, yeterli olmayacak; yani Kürdistan Bölgesi boru hattı bir gereklilik olarak kalacaktır” dedi.

Galali ayrıca Ankara’nın enerji taşımacılığını, Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlamayı amaçlayan milyarlarca dolarlık bir transit koridoru olan Kalkınma Yolu’nun sadece bir parçası olarak gördüğünü belirtti.

Irak Ulaştırma Bakanlığı: Kalkınma Yolu Projesi’nin planlama süreci tamamlanıyor

Özerklik mirası ve çatışma

Petrol boru hattının öyküsü, Kürdistan Bölgesi’nin ‘bağımsız ekonomi’ projesinin bir anlatısıdır. İnşaat 2010 yılında başladı ve 2013 yılının sonlarında Kürt ham petrolünün ilk damlaları Türkiye’nin Ceyhan limanına ulaştı. Bu ekonomik meydan okuma eylemi, Bağdat’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin ulusal bütçedeki payını kesmesine ve bölgeyi yıllarca etkileyecek bir mali krize yol açtı.

Altyapının kendisi, mülkiyet ve coğrafya açısından karmaşık bir harita niteliğinde. 896 kilometre uzunluğundaki boru hattı, Xurmala sahasından başlıyor. İlk 221 kilometrelik bölüm (toplam uzunluğun yüzde 25’i) Kürdistan Bölgesi sınırları içinde yer alıyor. Bu bölüm, yakın zamana kadar Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’ye çok yakın olan ve şimdi Başbakan Mesrur Barzani’ye daha yakın olduğu anlaşılan iş adamı Şeyh Baz ile yakından bağlantılı olan KAR Grubu tarafından inşa edildi ve Kürdistan kesiminde yüzde 40 hisseye sahip.

2017 yılında acil durum fonu oluşturma amacıyla Kürdistan Bölgesel Yönetimi, kalan yüzde 60 hissesini Rus enerji devi Rosneft’e 1,7 milyar dolara sattı. Sonuç olarak, Kürdistan Bölgesel Yönetimi bugün birincil kaynağını taşıyan altyapının doğrudan sahibi değil.

Fişhabur’dan Ceyhan’a uzanan 675 kilometrelik kısım ise Türk devlet şirketi BOTAŞ’a ait. Yadgar Galali’ye göre, “Türkiye, küresel olarak ham petrol çağının sona ermekte olduğunun, doğalgaz ve kara ticaretinin ise daha parlak bir geleceğe sahip olduğunun farkındadır; bu nedenle Bağdat ile olan anlaşmasını eski ‘Kerkük petrol boru hattı’ meselesiyle sınırlamak istemiyor.”

Tahkimden acil açılışa

Boru hattının yasal yapısı, 2014 yılında Haydar el-Abadi yönetiminin, Irak petrolünün Bağdat’ın açık izni olmadan Türkiye üzerinden geçmesini yasaklayan 1973 tarihli transit anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’ye dava açmasıyla sarsıldı. 2023 yılında Paris merkezli mahkeme Irak lehine karar vererek ihracatı durdurdu ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin petrol endüstrisini bir yıllık bir duraklamaya soktu.

Ancak, İran’ı da içeren bölgesel çatışmanın tırmanmasıyla jeopolitik manzara değişti. Hürmüz Boğazı tehdit altındayken, Bağdat, SOMO’dan Kerkük ve Basra’dan gelen federal petrol için kuzey güzergahını kullanmasını istedi. Kürdistan Bölgesel Yönetimi başlangıçta yeniden açılmayı siyasi tavizler karşılığında kullanmayı hedeflese de, Washington’dan gelen yoğun baskı ve ABD’nin Suriye ve Irak özel temsilcisi Tom Barrack’ın arabuluculuğu sonucunda boru hattı ön koşulsuz olarak kullanıma açıldı.

Dışlanma korkusu

Kalkınma Yolu, Erbil için varoluşsal bir kaygı kaynağı haline geldi. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Erbil ve Duhok’u projeye dahil etme yönündeki lobi faaliyetlerine rağmen, mevcut tasarım Kürdistan Bölgesi’nin büyük bir bölümünü bypass ediyor ve sadece Fişhabur’da 11 kilometrelik bir bölümüne temas ediyor.

Ayrıca, geçtiğimiz hafta boyunca Irak ve Suriye arasındaki Rabia Sınır Kapısı faaliyete geçti ve İbrahim Halil Sınır Kapısı’na stratejik bir alternatif olarak işlev gördü. Bu güzergah, Türk malları için bir transit koridoru görevi görerek, Suriye topraklarından geçip doğrudan Bağdat kontrolündeki bölgelere ulaşmalarını ve Kürdistan Bölgesi’ni tamamen atlamalarını sağlıyor.

Tırlar Suriye-Irak güzergahını kullandı| Federe Kürdistan Bölgesi bypass edildi

Pratikte bu gelişme, Türkiye’nin uzun zamandır hedeflediği ancak daha önce coğrafi gerçekler nedeniyle (Irak ve Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’nden geçmeyen doğrudan bir sınırı bulunmuyor) başarısızlığa uğrayan Ovaköy projesine yeni bir soluk getiriyor. Ancak Suriye’deki son toprak değişikliklerinin ardından, bu transit güzergahı Ankara’nın orijinal planının işlevsel bir alternatifi olarak ortaya çıktı ve bölgenin ticaret haritasını temelden yeniden şekillendirdi.

Buna karşın, isminin açıklanmasını istemeyen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden bir kaynak, The Amargi’ye, “Kürdistan Bölgesel Yönetimi, anlaşmanın yenilenmesinden endişe duymuyor, çünkü boru hattı bölgedeki petrol sahalarından petrol taşımacılığı için hayati önem taşımaya devam edecek” açıklamasını yaptı.

Bölgesel enerji matematiği, Kürdistan Bölgesi’nin güvenliğinin kolektif hacmine bağlı olduğunu gösteriyor. Irak ve Türkiye, devasa, çok kaynaklı bir enerji merkezi vizyonlarını gerçekleştirmeyi amaçlıyorlarsa, Kürdistan Bölgesi’nin petrol ve doğalgazı hala vazgeçilmez.

Bu yazı The Amargi internet sitesinden alınmıştır.

Farman Rashad, Kürdistan Bölgesi’nde yönetim ve siyasi parti dinamiklerini ele alan 15 yıllık deneyime sahip serbest gazetecidir. 2024 yılında, Uluslararası Ziyaretçi Liderlik Programı (IVLP) kapsamında Amerika Birleşik Devletleri’nde yoğun bir araştırmacı gazetecilik programını tamamladı. Bölgesel siyasi konular ve kurumsal şeffaflık konusunda uzmanlaşmıştır. 2015-2020 yılları arasında Kürdistan Bölgesi’nde yolsuzlukla mücadele eden STOP STK’sının direktörlüğünü yapmıştır.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz