BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

DEM Partili belediyeler ne vaat etti, ne yaptı?

Ekoloji: Söylemde güçlü sahada zayıf kaldı

DEM Partili belediyeler ne vaat etti, ne yaptı?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Seçim öncesi iddialı ekoloji vaatleri sıralayan DEM Partili belediyelerin büyük bölümü, iki yıllık süreçte ağaç dikimi ve yeşil alan çalışmalarıyla sınırlı kaldı. Pek çok başlıkta ise somut adım atılmadı. Van ve Diyarbakır’da yapılacak toplantılardan sonra İklim Politika Belgesi ve Enerji Politika Belgesi’ hazırlanacak.

HABER MERKEZİ- DEM Partili belediyeler 31 Mart 2024 seçimleri öncesinde ekoloji başlığını en güçlü vaatlerinden biri olarak öne çıkardı. Parti programında doğa tahribatına karşı durulacağı, büyük projelere izin verilmeyeceği, kentlerin iklim dostu hale getirileceği vurgulandı.

Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Azad Altay’ın “DEM Partili Belediyelerin 2 Yılı” başlıklı yazı dizisinde partinin ekoloji vaatleri incelendi. “ 62 belediyenin ekoloji sınavı” başlıklı yazıda, seçim bildirgesinde doğa merkezli bir yerel yönetim anlayışının 2 yılda sahada etkisinin görülmediğine değiniliyor.

NE DEMİŞLERDİ?

DEM Parti’nin seçim bildirgesinde geniş bir liste vardı.  Parti’nin 4’üncü Kongre kararlarında bir daha Toplu taşımanın yaygınlaştırılması, yayalara uygun ekolojik yolların artırılması, hafif raylı sistemlerin kurulması öne çıkan başlıklar arasındaydı:

  • Ekosisteme zarar veren projelere ruhsat verilmeyeceği,
  • Orman, mera ve yaylaların yapılaşmaya kapatılacağı,
  • Araç trafiğine kapalı “ekolojik bölgeler” oluşturulacağı,
  • Fosil yakıt kullanımının azaltılacağı,
  • Suyun ve gıdanın temel hak olarak korunacağı,
  • Kuraklık haritaları hazırlanacağı,
  • Sanayi atıklarına karşı mücadele edileceği ifade edildi
NELER YAPILDI?
Aradan geçen iki yıla bakıldığında tablo daha sınırlı kaldı. Belediyelerin önemli bir bölümü ekoloji çalışmalarını ağaç dikimi ve yeşil alan artırma ile sınırlı tuttu.

Altay, hazırlanan dosya kapsamında belediyelere yönelttiği sorulara ya hiç yanıt alamadı ya da kısa cevaplar alabildiğini belirtiyor.

Yanıt veren belediyelerin büyük çoğunluğunda ortak uygulama ise park yapımı, ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışmaları oldu.

Silvan, Ergani, Kocaköy, Kulp, Lice, Yenişehir, Kurtalan, Artuklu, Cizre, Dargeçit, Dêrik, Nusaybin, Varto, Erciş ve daha birçok belediye, ekoloji başlığında esas olarak bu çalışmalarla öne çıktı.

EKSİK KALAN BAŞLIKLAR?
Seçim döneminde öne çıkan birçok vaatte ise ilerleme görülmedi. Ne ekolojik bölgeler oluşturulabildi, ne raylı sistem projeleri hayata geçirilebildi ne de sanayi atıkları ve su politikalarına dair kapsamlı uygulamalar öne çıktı. Fosil yakıtları azaltabilecek somut bir çalışma yapılamadığı gibi yapısal dönüşüm hedefleri askıda kaldı.

Sonuç olarak DEM Partili belediyeler, ekoloji konusunda güçlü bir söylemle yola çıksa da, uygulamada bu çerçevenin büyük ölçüde daraldı.Ağaç dikimi öne çıkarken, yapısal dönüşüm hedefleri şimdilik hayata geçmiş değil.

Altay’ın yazaısında DEM Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Melis Tantan ile Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan’ın görüşlerine de yer verilmiş.

‘TOPLUMSAL DÖNÜŞÜME ÖN AYAK OLMAK GEREKİR’

Tüm bu ekolojik tahribatlara karşı belediyelerin durduğu noktaya değinen Melis Tantan, “Süreci ikiye ayırmakta fayda var; birincisi kent yaşamı, sağlıklı bir kent, yeşil bir kent. Herkes açısından yaşanabilir bir kent yaşamı. Bir diğeri kentlerin kırsalla olan ilişkisi. Yerel yönetimlerin bu iki alana dair de farklı projeler geliştirmesi gerekiyor” diye kaydetti.

“Burada kritik ve önemli bir şey var. Biz ekoloji deyince meseleyi hep çevresel bir kirlilikmiş gibi anlıyoruz. Teknik bir meseleymiş gibi düşünüyoruz. Mesela atıkla ilgili bir proje geliştirdiğinizde, atığın doğada olmaması gereken bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Ne kadar çok atık üretirseniz o kadar çok çözüm yaratmak zorunda kalırsınız. Bu da yerel yönetimlerinizde bir ana sorun haline gelir. Dolayısıyla aslında burada toplumsal bir değişime ön ayak olmak gerekir. Tüm şehir halkının günlük yaşamında daha sürdürülebilir şeyler kullanmasıyla ilgili projeler yapılması gerekir. Kirlilik açısından da öyle. Yani çöp atmanın kendisi olmayınca çöp de bir sorun haline gelmez.”

Melis Tantan, temiz havadan altyapıya, park ve bahçelerden büyüyen kentlerin imar planlarına kadar birçok açıdan yerel yönetimlere sorumluluk düştüğünü belirterek, söz konusu sorumluluklar nedeniyle hem enerji hem tüketim hem toplumsal yaşamda radikal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.

‘2 YIL İYİ DEĞERLENDİRİLEMEDİ’

Bu durumun 2 yıl içerisinde yapılamayacağını dile getiren Melis Tantan, 2 yıllık sürecin iyi değerlendirilmedi görüşünde.

×Çünkü en başta şöyle bir durum vardı; kayyum gelecek kaygısı. ‘Biz bu projelere başlayabilir miyiz’ diye soruyorlardı. Ardından mali sıkıntılar sorunu vardı. Dolayısıyla bu 2 yıl birazcık yavaş başlamamıza neden oldu. Devamında belediyelerimiz bir iş yapmalıyız ihtiyacı duydular. Ağaçlandırma çalışmaları gibi bir takım işler yaptılar. Ancak bunlar ekolojik belediyecilik anlamına gelmiyor. 2 yıllık sürece bakacak olursak; belki bazı çevreci belediyecilik politikalarını uygulamış olabiliriz. Ama ekolojik belediyecilik açısından durumumuz açıkçası iyi değil. İyi olmadığını bizler de biliyoruz ve bunun için adım atmaya çalışıyoruz.”

2 BELGE HAZIRLANACAK

Ekonomik boyutu var. Belediyelerin gelir gider tablosu değil, sistemle bağ kurmak, sistemden bağımsız bir iş yapabilmeyi gerektiriyor ekolojik bir bakışla yerel yönetimleri idare etmek..

Yeel yönetimlerle bu tartışmaları yapamadık. ama yapmak üzereyiz. Van’da ve Diyarbakır’da toplantılar planlanıyor.

Melis Tantan,Van ve Diyarbakır’da birer toplantı yapacaklarını, sonrasında da yol haritası çıkaracaklarını paylaşıyor. İklim Politika Belgesi ve Enerji Politika Belgesi’ni duyuracaklarına işaret ederek, “Ama bu belgeler teorik metin halinde kalmamalı. Kağıt altına aldığımız şeylerin gerçek hayatla hayata geçmesi meselesini beraber tartışacağız. Bu yılın Kasım ayı itibariyle sonuçlarla çıkmayı umuyoruz” diyor.

İNAN: EKOLOJİK TAHRİBAT BÜYÜYOR AMA KARŞISINDA BİR DİRENÇ YOK!
Foto:MA

Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan ise, maden projelerine işaret ediyor:

Artık insanların evlerini alacak şekilde, çok pervasızca bir şekilde yaygınlaşmış durumda. Bu projelerle ne yok oluyor ne kazanılıyor, tüm bunları şehrin önüne koyması lazım. Dedikleri gibi işsizlik azalıp, ekonomik refah mı oluşuyor, yoksa toplum gitgide daha da yoksullaşıyor mu? Ya da yaşam alanlarının, halk sağlığının, kültürün, geleneğin, kadim üretim geleneklerinin yok olduğu bir sürece mi gidiyoruz? Bunu iyi analiz etmek lazım.”

Ekoloji tahribatın doğanın yanı sıra topluma bir saldırı olduğunu vurgulayan İnan, bu noktada yerel yönetimlere büyük bir sorumluluk düştüğünü söyledi. İnan, “Kürdistan illerinde veya Amed’de yerel yönetimlerin ekolojik tahribata karşı yeterli direnç oluşturduğunu veya karşı bir politika inşa gayretinde olduğunu söylemek imkansız. Maalesef bu aşamadan çok uzaktayız.”

Birçok maden projesi ya da baraj ve HES yapımında belediyeden görüş alındığını kaydeden İnan, “Birçok izin yüzde yüz bağlayıcı olmasa da belediyeden geçiyor. Bugün Amed’de bir trafik sorunundan bahsediyoruz. Köylerin insansızlaşmadığı, kente göç olmadığı zaman bu durum da çözülmüş olacak. Aynı şekilde soframıza gelen gıda, içtiğimiz su, sağlığımız… her şeyimiz sağlıklı bir kırın oluşmasıyla ilgilidir” diye konuşuyor.

DİYARBAKIR’IN 20 YILLIK SUYU KALDI

İnan, ÇED süreçlerinde de yerel yönetimlerin bir direnç oluşturabileceğini söyleyerek, daha yakıcı bir soruna işaret ediyor:

דBu hayati bir probleme işaret. Maden sahası, petrol sahası yüzbinlerce ton temiz suyu kirletiyor. Bir o kadar su tüketiliyor. İkincisi ne yapabiliriz ki Amed’in 20 yıllık su rezervini koruyabiliriz ya da arttırabiliriz. Bu iki soruyu sormazsak bu tespit tek başına hatalıdır. Biz diyoruz ki Amed’in su havzalarına zehirli kimyasalları içeren maden projeleri dadanmış durumda. O yüzden yerel yönetimin şehrin su varlığını koruma noktasında asli sorumlulukları vardır. Yani bu tür projelere karşı kanuni bir direnç oluşturmak.”

EKSİKLİK BÜTÜNCÜL VE SİSTEMLİ YAKLAŞIMDA

Ekoloji aktivisti Menekşe Kızıldere ise DEM Partili yerel yönetimlerin kapasite eksikliğinden ziyade henüz açığa çıkarılmamış bir potansiyel olarak değerlendiriyor. Ona göre, henüz çok geç değil:

“Yerel yönetimler, komünal yaşamın örgütlenmesiyle doğrudan bağlantılı olan ekoloji politikaları üzerinden su, gıda ve enerji alanlarını birbirinden koparmadan ele alabilir ve bütünlüklü yerel çözümler geliştirebilir. Bu alanlarda geliştirilecek sistematik ve yerel üretime dayalı modeller, yalnızca ekolojik varlıkların korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın yeniden örgütlenmesini de mümkün kılar. Belediyelerin bu yönelimle hareket etmesi, onları yalnızca hizmet sunan yapılar olmaktan çıkararak, ekolojik ve komünal yaşamın kurucu aktörleri haline getirebilir.”

Melis Tantan’ın söz ettiği “ekoloji politikalarının uygulanmasının mimarisi”ne Kızıldere de işaret ediyor:

“Politik hedeflerin çoğu zaman proje, etkinlik ya da sembolik adımlar düzeyinde kaldığını; oysa kalıcı dönüşüm için bütçelendirilmiş, kurumsallaşmış ve uzun vadeli planlamaya dayanan bir yaklaşımın gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla mesele yalnızca belirli alanlardaki eksiklikler değil, yerel yönetim pratiğinin bütününde görülen bir kurumsallaşma ve uygulama derinliği sorunudur.”

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz