DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirdikten sonra İmralı Adası’ndan geri döndü. Görüşmeye ilişkin yarın açıklama yapılması bekleniyor.
HABER MERKEZİ – DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ile Asrın Hukuk Bürosu avukatı Faik Özgür Erol Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere sabah saatlerinde İmralı Adası’na gitti.
YARIN AÇIKLAMA YAPILMASI BEKLENİYOR
Heyet üyeleri, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan’la görüşme gerçekleştirdikten sonra adadan döndü.
DEM Parti’nin heyetin görüşmesine ilişkin yarın yazılı açıklama yapması bekleniyor.
SON GÖRÜŞME 17 OCAK’TAYDI
DEM Parti heyeti İmralı’da Abdullah Öcalan ile son görüşmesini 17 Ocak’ta yapmıştı.
Bu görüşme, Suriye geçici hükümetine bağlı grupların Halep’in Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıları ve sonrasında Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim bölgesinde yaşanan gelişmelerin ardından gerçekleşmişti.
Heyet bu görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Öcalan’ın Suriye’de yaşanan çatışmalar ve artan gerilimi, “süreci baltalama girişimi” olarak değerlendirdiğini açıklamıştı.
Öcalan: Suriye’de artan gerilim süreci baltalama girişimidir
ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜLER
DEM Parti İmralı Heyeti, 12 Şubat’ta da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
Görüşme sonrası İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar adına yapılan açıklamada, bölgedeki gelişmelerin değerlendirildiği belirtilmişti.
Açıklamada şu ifadeler yer almıştı:
דGörüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi. Yürütülen süreçle ilgili somut ve güven verici adımların atılması için TBMM’nin, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının çalışmalarını yoğunlaştırmalarına ihtiyaç duyulduğu dile getirildi. Bu çerçevede, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun kapsayıcı bir yaklaşımla hazırlanmasının, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda sağlam bir temel sunmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi.”







