Mustafa Yalçıner
Israrla “Pazarlık yok!” denerek bugüne gelindi. Bahçeli ve ardından Erdoğan “pazarlık” olmadığını defalarca vurguladı. “Terörle pazarlık yaptılar” suçlamasının tabanlarını etkilemesinden çekiniyorlardı. Kürt hareketi de pazarlık olmadığını söyledi. Bu iddia “süreç” karşıtlığına bağlanan Kürt karşıtlarınca ileri sürüldü hep. “Kürt sorununu çözdüm” diyen Erdoğan’la Bahçeli’nin çözüm yanlısı olmak bir yana Kürt karşıtı olmadıkları iddia edilemez kuşkusuz; ancak şimdi işlerine gelen bir tür “çözüm” peşindeler. Dervişoğlu ve partisi gibilerininse Kürt dendiğinde aklı başından gidiyor!
Pazarlık bizce de yok. Pazarlık güçlerin belirli bir “denge” durumunda olabilir, şimdiyse koşullar büyük bir ağırlıkla Cumhurcuların lehinde.
Ve elbette hesapları var. Gizli kapaklı de değil. Bu nedenle “demokratikleşme”ye sıranın sonra geleceğini, önce “silahsızlanma”nın tamamlanması gerektiğini ileri sürerek zırnık “demokratik hak” içermeyen bir tasarı kaleme aldılar. Ve elverişsiz koşullar nedeniyle muhatapları “tamam” dedi. Ortaya çıkan silahsızlanmanın denetleneceği sınırlı bir “af” tasarısı oldu ve bu “çerçeve” sayıldı.






