BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Bu bir Aziz Oruç hikayesidir I

Üç sınırın kesiştiği yerin adı: “Sınırlar Arasında Bir Gazeteci”

Bu bir Aziz Oruç hikayesidir I

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Türkiye’den başlayıp Orta Doğu sınırlarında dolaşan bir hayat hikayesi, şimdi bir kitaba dönüştü. Gazeteci Aziz Oruç’un deneyimleri, aynı zamanda çağdaş göç ve sınır politikalarının kültürel ve insani boyutlarına da mercek tutuyor.

HABER MERKEZİ- Gazeteci Aziz Oruç’un yaşamı, mesleki baskılar, sınır deneyimleri ve zorunlu göç ekseninde şekillenen bir anlatıyla edebiyata taşındı. “Sınırlar Arasında Bir Gazeteci” adlı kitap, Luvi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

2012 yılında kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda gazeteciliğe başlayan Oruç, meslek hayatı boyunca çok sayıda dava ve tehditle karşı karşıya kaldı. Diyarbakır’da “örgüt propagandası” suçlamasıyla aldığı hapis cezası ve devam eden davalar, onu 2017 yılında Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne gitmeye zorladı.

Ancak ailesiyle yeniden bir araya gelme isteği, onu bu kez daha uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkardı.

7 Aralık 2019’da çıktığı yolculuk, İran ve Ermenistan sınırlarında kesintiye uğradı.

13 ekim 2020’de Artı Gerçek’ten Derya Okutan’ın sorularını yanıtlarken, o günleri şöyle anlatıyordu:

׫ En ağır acıları yaşadığım yer sınırlar oldu. Ermenistan’ı geçerken yakalanmam, işkence görmem, taciz edilmem, hukuksuz bir şekilde İran’a teslim edilmem, sınırın ucuna getirilip ölüme terk edilmem, sonra da Türkiye’de 10 ayı aşkındır cezaevinde yatmam… ‘Kaçak yollardan girdiğim’ söyleniyor hep. Bu çok üzücü bir durum. Devletlerin belirlediği sınırların çok anlamsız olduğunu, insanların istedikleri yerlerde yaşayabilmesi gerektiğini zaten biliyordum. Ama bir kez daha gördüm, sınırların ne kadar acı, ne kadar kötü, ne kadar zor olduğunu. Bizzat yaşayarak gördüm. »

Bizzat yaşayarak gördüklerini kitaplaştırdı Oruç.

Luvi Yayınları’ndan çıkan “Sınırlar Arasında Bir Gazeteci,” kitabında sadece kendi hikayesine değil, gazetecilerin karşı karşıya kaldığı yargı süreçlerine, göç yollarındaki belirsizlikler ve sınırların yarattığı kırılganlıklara da odaklanıyor.

Kitabın tanıtım metnini yazan gazeteci Bedri Adanır, Oruç’un yolculuğunu şöyle anlatıyor:

דErmenistan’da kötü muameleye maruz kalıyor ve iltica talebi hukuksuz bir şekilde reddediliyor, alelacele İran’a teslim ediliyor.

İran’da “casuslukla” suçlanıyor, günler süren sorgulardan sonra, nihayet gazeteci olduğu anlaşılınca, hakkında “ülkeye yasadışı yollarla girmek” suçlamasıyla işlem yapılıyor: Bir yıl hapis cezasına çarptırılıyor, bu ceza para cezasına çevriliyor ve Türkiye’ye teslim edilmesine karar veriliyor.

Buraya kadar her şey “hukuk” içinde ilerken, karara rağmen, ilginç bir şekilde İran askerleri tarafından adeta tellerin arasından sınır dışına itiliyor. Jiletli tellerden, mayınlı arazilerden şans eseri, ama kan revan içinde geçmeyi başarsa da Doğubayazıt’ta onu yeni bir “sürpriz” beklemektedir.

İran yetkilileri hukuki usullere aykırı bir şekilde sınır dışı etmekle kalmamış, Türkiye yetkililerine “bir teröristin topraklarına sızdığı” bilgisini vermiştir.

Türkiye’de başlayıp üç ülke gezen, bir ülkenin de sınırından çevrilen hikaye, böylece başladığı yere geri dönüyor.”

“Sınırlar Arasında Bir Gazeteci” kitabı, gazetecilik, göç ve kimlik meselelerini harmanlayarak, bugüne ait sınırların yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda politik ve kültürel bariyerler de olduğunun yeni bir tanıklığı.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz