Bağımsız BM uzmanlarının hazırladığı raporda yedinci ayında devam eden savaşta ABD ile İran’a yönelik suçlamalar yer aldı. ABD’nin Minab’daki okul saldırısı nedeniyle savaş suçu, İran ise Ocak ayındaki protestolara müdahalesiyle insanlığa karşı suç işlediği belirtildi.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında yedinci ayında devam eden savaş özellikle Hürmüz Boğazı civarında karşılıklı saldırılarla devam ederken, İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu’ndan dikkat çekici bir rapor geldi.
Hazırladığı raporu BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunacak misyondan bugün bir açıklama geldi.
Misyonun raporunda, 28 Şubat’ta İran’daki bir okul ve spor tesisine düzenlenen iki askeri saldırının arkasında ABD’nin olduğuna ve bunların savaş suçları teşkil ettiğine inanmak için makul gerekçeleri olduğu kaydedildi.
Misyonun raporunda İranlı yetkililerin de hükümet karşıtı protestoları bastırmak için gerçekleştirdikleri ölümcül operasyonlar sırasında insanlığa karşı suçlar işlediklerinin tespit edildiği belirtildi.
ABD yetkilileri daha önce askeri operasyonların silahlı çatışma hukukuna uygun olarak yürütüldüğünü belirtirken, İran sistematik insan hakları ihlalleri iddialarını sürekli olarak reddetti.
MİNAB’TAKİ OKULA SALDIRI
BM’nin İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu uzmanları, İranlı yetkililere göre 120’si öğrenci olmak üzere 150’den fazla kişinin öldüğü Minab şehrindeki Şahereh Tayyebeh İlkokulu’na düzenlenen saldırıdan ABD güçlerinin sorumlu olduğuna inanmak için makul gerekçeler bulduklarını duyurdu.
Misyona göre, saldırı sivil ölümlerine ve sivil altyapıya verilen zarara yol açan ayrım gözetmeyen bir saldırıydı ve uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil ediyor.
Misyonun açıklamasında, ABD’nin, üst düzey bir İran askeri komutanının olay yerinde bulunduğu yönündeki istihbarata güvendiği ancak saldırıyı başlatmadan önce bilgiyi yeterince doğrulamadığı belirtildi. BM uzmanları, hedef belirleme istihbaratını güncellememenin ve binanın askeri bir hedef olduğunu teyit etmemenin basit bir ihmalden daha fazlası olduğu görüşünde.
BM uzmanları, okulun açıkça sivil bir yapı olduğunu ve askeri amaçlarla kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulamadıklarını aktardı.
Misyonun açıklamasında, “ABD, sivil bir nesneye isabet etme riskinin önemli olduğunun farkında olarak ve bu olasılığı göz önünde bulundurmadan pervasızca davranarak, saldırıları okul binasına yönlendirdi” denildi.
Haziran ayında ABD Başkanı Donald Trump, olaya ilişkin soruşturmaya atıfta bulunarak, Şubat ayında İran’daki bir kız okuluna düzenlenen saldırının “kimse tarafından kasıtlı olarak” gerçekleştirilmediğini ileri sürmüştü. ABD ordusunun iç soruşturması ise ölümcül saldırıdan muhtemelen ABD güçlerinin sorumlu olduğunu gösterdiğini bildirmişti. Pentagon soruşturmayı bir üst kademeye taşıdı ancak henüz herhangi bir ön bulgu yayınlamadı.
SPOR SALONUNA SALDIRI
BM uzmanları, Lamerd’deki bir spor merkezine yapılan saldırı konusunda da benzer bir sonuca vardı. BM’nin İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu’nun açıklamasında, saldırının yakındaki konut binalarına ve bir okula zarar verdiği, 22 sivili öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi. Saldırının ayrım gözetmeksizin yapıldığı ve bu nedenle savaş suçu teşkil ettiği kaydedildi.
ABD Merkez Komutanlığı Mart ayında yaptığı açıklamada, ABD kuvvetlerinin o gün Lamerd şehrine herhangi bir hava saldırısı düzenlemediğini ileri sürmüştü.
İRAN’IN İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARI
BM’nin İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu’nun raporu aynı zamanda İranlı yetkililerin geçen yıl Aralık ayı sonlarında patlak veren protestolar sırasında sivillere karşı yaygın ve sistematik bir saldırı gerçekleştirdiğini, bu saldırıların yasadışı cinayetleri, işkenceyi, keyfi gözaltıları, zorla kaybetmeleri ve ifade özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamaları içerdiğini ortaya koydu.
BM uzmanları, ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını, ancak ölü ve yaralı sayısının, 3.038 kişinin öldüğünü ve 25.000 kişinin yaralandığını söyleyen resmi rakamlardan çok daha yüksek olduğuna inandığını belirtti.
Açıklamada, şiddet ve cinayetler, internetin kesilmesi ve idam cezasının uygulanması da dahil olmak üzere hükümetin protestolara verdiği yanıtın muhalefeti bastırma konusunda daha önceki yöntemlere kıyasla önemli bir tırmanışı işaret ettiği belirtildi.
Üç kurşunun parasını ödediler, cenazeyi alabildiler | İran’da bilanço ağırlaşıyor
×TRUMP “50 BİN” DİYOR, BM YETKİLİSİ SATO’YA GÖRE İSE, İRAN’DAKİ CAN KAYBININ 20 BİNİN ÜZERİNDE OLABİLİR
İran Güvenlik Konseyi, 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu protestolarda resmi olarak ölüm sayısını 3 bin 117 olarak duyurmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump ise, İran ile 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından sık sık İran rejimini 50 bin kişiyi öldürmekle suçluyor.
İnsan hakları örgütleri ise resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Bloomberg’in aktardığına göre, Birleşmiş Milletler’in İran’daki insan hakları özel raportörü Mai Sato, ülkedeki doktorlardan gelen bilgilere dayanarak, protestoların bastırılması sırasında ölen sivillerin sayısının 20 binin üzerinde olabileceğini ifade etti.
Yüzlerce kişinin fotoğrafları BBC’ye ulaştırıldı | İran’da öldürülenler tanınmaz halde
Ölüm vakalarının açıklananlardan çok daha yüksek olabileceğine ilişkin iddialar daha önce de gündeme gelmişti. İngiltere merkezli The Sunday Times gazetesi, sağlık çalışanlarının verilerinden hareketle, “protestolarda ölenlerin sayısının 16 bin ila 18 bin arasında olabileceğini” yazdı.
Farsça yayın yapan dijital medya platformu İran International de daha önce, “İran’ın yakın tarihinin en büyük katliamı” yaşandığını ve sadece 8 ve 9 Ocak’ta en az 12 bin kişi öldürüldüğünü gündeme getirmişti.
İran’da protestolar 20’nci gününde | Can kayıpları karartmanın gölgesinde artıyor







