DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Kürt sorunun çözümüne ilişkin devam eden süreçte “önce-sonra” yaklaşımının çözümü geciktirdiğini söyledi ve “Barış eş zamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir” dedi.
HABER MERKEZİ – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tuncer Bakırhan, konuşmasına ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş hakkında değerlendirmelerle başladı. Bakırhan, “Dünya artık yalnızca enerji kaynakları için kavga etmiyor. Asıl kavga o enerjinin geçtiği yollar için veriliyor. Kapitalizm, dolaşım krizi ile dünya halklarını tehdit ediyor” dedi.
İRAN’DA DEMOKRASİ VE ORTAK YAŞAMI SAVUNUYORUZ
Abdullah Öcalan’ın devam eden savaşla ilgili değerlendirmelerine dikkat çeken Bakırhan, şunları söyledi:
דBir görüşmesinde üç önemli çizgiden bahsetmişti. Birinci çizgi İsrail çizgisidir. Bu savaşla hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere’nin başını çektiği çizgidir. Bu da dengeyle oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz, mücadele ettiğimiz çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteyen bir akıldır. Şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizgi karşı karşıyadır. Birbiriyle mücadele ediyor. Biz tüm Ortadoğu’da olduğu gibi İran’da da demokrasi ve ortak yaşamı savunuyoruz.”
Türkiye’nin de de artık eski kodlarla, eski korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl bir siyaset de bölgeye ulaşması gerektiğini ifade eden Bakırhan, Ankara’nın dış müdahaleye karşı tutumunu anlamlı bulduklarını söyledi. Bakırhan, iktidara “Ankara, Kürtlerin, kadınların, farklı hakların ve inançların tanınması için de Tarhan yönetimine bir çağrıda bulunabilir. Bu Türkiye’nin pozisyonunu güçlendirir” çağrısında bulundu.
Bazı çevreler tarafından hâlâ “iyi Kürt, kötü Kürt ayrımı” yapılmaya çalışıldığını belirten Bakırhan, “Biz bu dili tanıyoruz. Bu dil doğru bir dil değil. Bu dil Kürtlere yönelik böl-yönet politikasıdır. Bu dil sorunları çözümsüz kılan bir dildir” dedi.
KÜRTLER MÜDAHALEDEN DEĞİL MÜZAKEREDEN YANA
Kürtlerin bulundukları ülkede sorunlarını o ülkelerin başkentleri ile çözmeye çalıştığını vurgulayan Bakırhan’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
דKürt örgütleri ve liderlerini siz de dinlediniz. Hem Ortadoğu’daki savaşta hem İran’da süren savaşta en başından beri müdahaleden değil, müzakereden yana olduklarını açıkladılar. Onun için Kürtleri ayıran dil dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın Kürt partilerinin ve önderlerinin hegemon ve emperyal güçlerden yana olmayan tutumlarına saygı istesinler. Kürtleri bölerek ve parçalayarak, farklı göstererek kimse bir yere varamaz. Açık söylüyoruz. Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Yanlış mı yapıyoruz? Türkiye’de sorunumuz varsa Ankara’yla çözmek istiyoruz. Irak’taki Kürtler sorununu Irak devletiyle çözmek istiyor. Kiminle çözecekler? Suriye’de bir sorun varsa bir muhatabı Kürtler ise diğer muhatapları Suriye yönetimidir. İran’da da Kürtler sorunlarını İran devletiyle İran devletiyle çözmek istiyorlar. Ama Kürtlerin bu başkentlerle çözmek istedikleri bu duruşuna saygı göstermeliler.”
‘ÖNCE-SONRA’ İKİLEMİ KURMAK ÇÖZÜMÜ GECİKTİRİR
Bakırhan, konuşmasında Kürt sorunun çözümü için devam eden sürece değindi ve gelinen aşamada atılması gereken adımlara işaret etti.
MHP lideri Bahçeli’nin, partisinin Grup Toplantısı’nda süreç için kullandığı “Artık oyalanma ve oyalamaya gerek yok” sözlerine de atıfta bulunan Bakırhan, şunları söyledi:
דBu önemli süreçte ‘önce- sonra’ ikilemi kurmak çözümü geciktirme çabasıdır. Barış eş zamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Bakın sayın Bahçeli, “Artık oyalanma ve oyalamaya gerek yok” dedi. Dün de sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kimse söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Hangi adres, kim adım atacak?”
Hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM ve AYM kararları uygulanabilir. Hala halkın iradesine çökmüş kayyumlar, kaldırılabilir yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağlandığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa demokrasi gelir, hepimiz nefes alırız.”
CHP’YE DÖNÜK OPERASYONLARA TEPKİ
Bakırhan, CHP’li belediyelere dönük operasyonlara da tepki gösterdi. Toplumun bu operasyonları “yolsuzlukla mücadele operasyonları” olarak görmediğini belirten Bakırhan, şunları dile getirdi:
“Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz. İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki 31 Mart 2024’ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si CHP’li belediyeleri, 78’i MHP’li belediye 16’sı da DEM Partili belediye diyor. En az biziz. Gerçi o soruşturmaların da neden açıldığını biliyoruz. Kayyım atanmak için. Yani hakkında soruşturma açılan her iki belediyeden birisi AK Partili belediyeymiş. Biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise neden kayyım DEM Parti belediyelerine, neden görevden uzaklaştırmalar CHP’li belediyelere uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor.”







