BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Bakırhan: Yurtta sulh eşitlikle mümkündür

Aktaş: Öcalan'ın statüsünün belirlenmesi gerekir

Bakırhan: Yurtta sulh eşitlikle mümkündür

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Diyarbakır’da düzenlenen forumda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “onurlu bir barışın ve kalıcı bir çözümün yolunun” Diyarbakır’dan geçtiğini belirterek, “Yurtta sulh ancak yurtta hukuk ve eşitlikle mümkündür” dedi. Bahçeli’nin çağrısını anımsatan Veysi Aktaş ise, “Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi gerekmektedir” dedi.

HABER MERKEZİ – Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, açılış konuşmalarıyla başladı.

Barış ve Özgürlük Forumu’na mesaj | Özel, Yıldız, Demirtaş ve Yüksekdağ’dan ‘kalıcı barış’ vurgusu

EŞBAŞKAN BUCAK: BARIŞ SÜRECİNE KAYYUMLARIN GERİ ÇEKİLMESİ OLARAK BAKIYORUZ

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Serra Bucak, belediye olarak toplumsal barışa katkı sunmayı çok önemsediklerini belirterek, bu noktada kendilerine destek verenlere teşekkür etti. Ülkede yaşanan zorluklara dikkat çeken Bucak, “Halkımızın yıllardır süren mücadelesi, direnişiyle, büyük sabrıyla barışın inşası önümüzde. Ne kadar zorluk olsa da bu zorlukları ortadan kaldıracağımıza inanıyoruz. Barışın ve onurlu yaşamın başarısı için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Söz veriyoruz” dedi.

Belediyelere atanan kayyumları işaret eden Bucak, “Bizler barış sürecine atanmış olan kayyumların geri çekilmesi olarak da bakıyoruz. Bunun bir an önce gerçekleşmesini talep ediyoruz” dedi.

BARIŞ ANNESİ KIRAN: SÖZÜMÜZ BARIŞ OLSUN

Ardından söz alan Barış Annesi Havva Kıran, en büyük acıları annelerin çektiğini belirterek, “En büyük acıları onlar görüyor, ancak onlar barışa cevap olabilir, kanın önüne geçebilir” dedi. Savaşın, çatışmanın, kanın önüne geçmek için kapı kapı gezdiklerini, barışın sembolü olan beyaz tülbentlerini ortaya attıklarını belirten Kıran, buna karşı kendilerine cevap olunmadığını belirtti.

×Barış için bir süreç başladı. Ama savaş ve barış bir arada gitmez. Başkan ne dediyse, hareketi yerine getirdi. Silah bıraktılar, yaktılar. Silah yakanların şimdiye kadar gelip siyaset yapmaları gerekiyordu. Hiçbir adım atılmadı. Yine sorumluluk annelerin omuzuna düştü. Anneler Günü’nde barışa, özgürlüğe sarılacağız dedik ama maalesef Ankara’ya gittik. Başkan özgür olmadıkça bu halde olacağız. Özgür ülke, kimlik, dil istiyoruz. Demokratik bir ülke istiyoruz. Barış ekmek ve sudan daha gerekli bizim için. Sözümüz başarımız olsun. Başarıya ulaşacağız. Yaşasın barış, yaşasın özgür kadın.

DUHOK VALİSİ TATAR: BARIŞA DESTEĞİMİZİ HER ZAMAN SÜRDÜRECEĞİZ

Kıran’dan sonra söz alan Duhok Valisi Ali Tatar, “Leyla Kasım’ın şehit edilmesinin üzerinden 52 yıl geçti. Kaderimiz hep şehadet ve bombalanmak oldu. Bu topraklar üzerinde barış ve diyalog gereklidir. Barış süreci şu an gündemdedir. Kürdistan bölgesi, barış ve toplumun savunucusu olmaya her zaman devam edecektir. Birçok ülkede eğitim sistemi, demokrasi sistemi değildir. Siyasi ve kültürel alanda bir barış inşa etmeliyiz. Tekrar ediyorum; Kürdistan Bölgesi olarak barışa olan desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Barış için birbirimize tahammülümüz de olmalı. Tüm annelerimiz haklıdır ve morallerini asla bozmamalılar. Barış için kararımızdan vazgeçmemeliyiz. Bizler bin yıldır bu topraklarda yaşayan kardeşleriz” dedi.

Sonrasında Halepçe Valisi Nuxşe Nasih’in gönderdiği görüntülü mesaj izlendi.

VEYSİ AKTAŞ: BİR ARADA YAŞAM YOLLARI ÜRETİLMELİ

İmralı‘dan tahliye edilen Veysi Aktaş ise “‘Özgün koşullarımız var, hassasiyetlerimiz var’ bahanesiyle çözümü ertelemek tarihi fırsatı ıskalamak, halklarımızı açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe mahkum etmek anlamına gelmektedir. Asıl mesele farklılıkların yok edilmesi üzerinden tekil kimlikleri dayatmaya son verilerek, farklı kimliklere sahip insanların bir arada yaşamalarının yollarını üretmektir” vurgusunda bulundu.

Artık Kürt meselesinin dar güvenlik anlayışından çıkarılarak, “eşit-özgür-yurttaşlık, hukukta varlık-kimlik- kabulü, yerel demokrasi, yerel katılım ve demokratik anayasa temelinde” ele alınıp, çözüm üretilmesinin zamanının geldiğinin altını çizen Aktaş, “Bu amaçla hakikat ve adaleti sağlayacak onarım mekanizmaları ve yapısal dönüşümün sağlanması hedefi önemli olmaktadır. Elbette sorunun kalıcı çözümü için gerekli olan şey, tek sefere mahsus bir siyasi hamle değildir, aksine aşamalı şekilde demokratik ve özgürlükçü bir dönüşüm programıdır” dedi.

“ÖCALAN’IN STATÜSÜNÜN BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR”

“Bu süreçte gücün değil aklın hâkim olması için, bazı önemli, gerekli ve ciddi adımların atılması gerekmektedir” diyen Aktaş, “Bu adımların başında da Sayın Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi gelmektedir” dedi ve ekledi:

×Çünkü müzakere masasında eşit ve demokratik şartlar oluşturulmadan, sorunun ‘barış içinde birlikte yaşama’ temelinde bir mutabakatla çözümü mümkün olamaz. Tarafların demokratik müzakere yöntemiyle sorunu çözme kararlaşmaları olmasına rağmen bir taraf her türlü imkan ve olanağa sahipken diğer bir tarafın ise, halen ısrarla tecrit koşullarında olması bu sorunun çözümüne ne kadar katkı sunabilir? Bu tür bir asimetri, demokratik müzakereyi ciddi şekilde zedeler ve çözüm olasılığını azaltır. Tarafların tarihsel bir toplumsal sorunu çözmek için müzakereye karar vermesi olumlu bir adımdır. Ancak bir tarafın ‘her türlü imkân ve olanağa’ sahipken, diğer tarafın tecrit koşullarında olması, müzakereyi güçlü ile zayıf diyaloğuna dönüştürür. Umarız Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü, Sayın Devlet Bahçeli’nin de belirttiği çözüme kavuşur.

ÖZGÜR SEVGİ GORAL: ORTAK BİR GELECEK UFKUNDAN VAZGEÇMEYELİM

Foruma online katılan Dr. Özgür Sevgi Goral, inşanın ne olduğundan söz etti. Goral, “Barış inşası diye bir şeyden bahsediyorsak, siyaseti sadece meclisin koridoruyla sınırlı gören durumdan çıkarıp, onun toplumun en geniş kesimleriyle, farklı kesimleriyle konuşan, aynı zamanda geçmişe yüzleşmeyi hedef alan perspektifle yaklaşmamız gerekiyor. Geçmişin seslerini duymak, belki geçmiş sürece göre daha zor, biz bunları ancak inşa süreciyle duyurabileceğiz. Bu kadar eşitsizliğin, sömürünün, hiyerarşinin ortadan kaldırılacağı bir süreç barış süreci. Bunu sadece STK’lerle, meclisle yapamayız. Bunu çok daha yüzünü topluma dönen bir şekilde yapabiliriz. Barış sürecinin de mücadele, çatışma olacağını bilerek, bundan kaçmayarak kurabiliriz bence. Farklı grupların, tüm kesimlerin, herkesin hem kendi olduğu hem birbiriyle ilişkili olduğu geniş ittifaklarla yapabiliriz bunu. Ortak bir gelecek ufkundan vazgeçmeyerek mümkün bu. Yeni bir gelecek ancak bizim gibi düşünenlerin bunu örgütlemesiyle örülecektir” diye konuştu.

BAKIRHAN: GÜÇLÜ BİR ÇAĞRI OLARAK GÖRÜLMELİ

Son olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, forumun kritik bir aşamada yapıldığını belirterek, barışın emek, akıl, cesaret isteyen büyük bir inşa süreci olduğuna dikkat çekti. Bakırhan, forumdaki başlıkların her birinin barışın birer parçası olduğunu kaydetti.

“Amed [Diyarbakır] sıradan bir şehir değil. Bir kenti kent yapan onun itirazıdır, vicdanıdır, tarihi yüktür. Birçok siyasetçi buradan önemli mesajlar verdi. Onurlu bir barışın, kalıcı bir çözümün yolu Amed’den geçer. Pek çok siyasi bilmecenin anahtarı, Amed’in iradesindedir. Bu Ankara’nın çözüm perspektifiyle buluştuğu an, bölgedeki en karmaşık sorunlarını çözecek perspektife ulaşır. Amed, Türkiye, bu coğrafyada yaşayan bütün halklar ve inançlar bunu hakkediyor. Bu şehir acıyı, sabrı, direnmeyi fazlasıyla biliyor. Ama bugün bunu birlikte tartışmamız gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bunları taşınmakla yetinmeyeceğiz, dönüştüreceğiz. Direnerek kazandıklarımızı, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin harcı olarak inşa edeceğiz. Bu nedenle 5 gün boyunca söylenecekler temenni değildir, Türkiye’nin geleceğine yapılmış güçlü bir çağrı olarak görülmelidir.”

“YURTTA SULH, ANCAK YURTTA HUKUK VE EŞİTLİKLE MÜMKÜNDÜR”

Kadeş Anlaşması’na işaret eden Bakırhan, “Kadeş Antlaşması çok önemli. Çünkü neden barış olmalıdır sorusunun cevabı oradadır. Kadeş savaşın hiçbir şeyi çözmediğin, iki halkın geleceğinin bir birini tanıması üzerine kurulacağını kanıtlamıştır. Kadeş’i çiviyle yazdılar. Bizler de bu yüzyılda aynı barışı hukukla, akılla, sağduyuyla yazabiliriz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebildiğine inanalım. Cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri, ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur.’ Bu söz bize içeride de huzuru, adaleti, ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Yurtta sulh ancak yurtta hukuk ve eşitlikle mümkündür. Savaştan uzak durmak, toplumu yıkımdan korumak kazandıran bir cesarettir. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Asıl tehlike hakları yok saymaktır. Bugün Türkiye’nin gerçek siyasi pergele ihtiyacı var. Bu pergel yerel demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü birlikte çizmelidir. Mesele bir tarafın kazanıp, diğerinin kaybettiği, birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir mesele değildir. Mesele her dilin kimliğin onurunu koruyan bir çözüm örtüsü kurmaktır. O örtünün ucunun bu ülkede yaşayan bütün renklere tutturan o yüce ortak aklın adıdır. Barışın yolunun hizmetkarı olmaktan onur duyarız. Gece gündüz barış için ter döküyoruz, çalışmalar yürütüyoruz. İnandığımız hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz