HDP eski milletvekili ve TJA üyesi Sebahat Tuncel, MHP lideri Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için dile getirdiği koordinatörlük için konuştu: “Sorun alanı şu; Bahçeli bunları bunları ‘Yapın’ diyen konumda olmaması gerekir. Kendisi iktidar ortağı; yapması gerekir.”
HABER MERKEZİ – Halkların Demokrasi Partisi (HDP) eski milletvekili ve Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad-TJA) üyesi Sebahat Tuncel, Kürt meselesinin çözümü için devam eden süreçle ilgili konuştu.
Mezopotamya Ajansı’dan Dicle Müftüoğlu ve Helin Özgün’ün sorularını yanıtlayan Sebahat Tuncel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için umut hakkını ve statüyü gündeme getiren değerlendirmelerini ve şimdiye kadar atılmayan adımları değerlendirdi.
Sebahat Tuncel’in konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
“Devlet Bahçeli’nin çağrısı siyasetle çözüm demek. Ama bunun gereğini yapmayan bir siyaset var. Yani sonuçta AKP, bu geçen bir buçuk yıllık süreç içerisinde bu stratejik değişim dönüşüme yol verecek, demokratik siyasetin önünü açacak somut bir adım atmadı. Sadece söylediği; “Biz bu süreci başarıya ulaştıracağız. Adımlar atacağız.” Ama somut da Meclis’teki komisyon ve komisyon raporu dışında herhangi görünen somut bir adım atılmadı.
Tıkanma noktası esas itibariyle işte stratejik yaklaşımla da alakalı. Şimdi Devlet Bahçeli’nin sözüyle söylersek, kuşun çift kanatlı uçması gerekir. Diğer kanadının inşa edilmesi gerekir. Diğer kanatta da sorumlu olan Cumhur İttifakı aslında. Belki Devlet Bahçeli’nin son açıklaması bu yaşanan tıkanmayı gidermek açısından bir şey gibi görünüyor. Ama AKP bunun gereğini ne kadar yapacak? Önümüzdeki günlerde göreceğiz.
İKİ ÖNEMLİ BAŞLIK VAR
Devlet Bahçeli’nin hani o bir buçuk yıldır gösterdiği performans ya da yaptığı açıklamalar aslında önemli. Yani Türkiye siyasetinde bir kırılmayı ifade ediyor. O yüzden küçümsememek gerekir. Devletteki kırılmayı da gösteriyor. En son şimdi yaşanan bir tıkanmaya da çözüm olarak bir perspektif sunuyor. İçerik, yani kullandığı dil, üslup, amacı tartışılabilir. Ama bence önermesinde iki önemli başlık var.
ÖCALAN KÜRTLER ADINA MÜZAKERE YÜRÜTÜYOR
Bir tanesi Sayın Öcalan’ın statüsü meselesi. Aslında Sayın Öcalan’ın statüsü demek Kürtlerin statüsü demek. Sayın Öcalan Kürtler adına müzakere yürütüyor. Yani kişisel bir mesele, bir yetki makamı değil; siyaseten tanınmak anlamına geliyor. Zaten o yüzden de başlıkta barış ve siyasal süreç koordinatörlüğü gibi bir şey önermişti. Aslında tartışmalarda da ortaya çıkan Sayın Öcalan’ın siyaseten bu sürecin yürütücüsü, baş müzakerecisi olarak eşit koşullarda müzakere yürütmesinin… Siyaseten tanınırlık önemli. O açıdan bu önermelerden birisi, bu siyaseten tanınma şeyini giderecek formülasyonlardan birisi. Bu önemli diye düşünüyorum. Tabii ki meclis komisyonunun Sayın Öcalan’la gidip görüşmesi, bu tarafları dinlemesi açısından önemliydi. Bu da siyaseten aslında Sayın Öcalan’ın muhatap alındığını gösterir. Şimdiye kadar Meclis ne yazık ki Kürtler, Kürt liderleri açısından aleyhe kullanmış. İşte İstiklal Mahkemeleri biliyorsunuz.
MÜZAKERE EŞİT KOŞULLARDA YÜRÜTÜLMELİ
İkincisi müzakere, eşit koşullarda yürütülmeli. Bir tarafta devlet alabildiğine her şeyle özgür, bütün olanakları kullanıyor ama Sayın Öcalan’ın üzerinde hala tecrit sürüyor. Sadece hala Adalet Bakanlığı iznine tabii ya da heyetimizin gittiği, avukat ve aile gittiği bir koşullarda eşit müzakereden bahsedilemez. O yüzden de bu sürecin yürümesi açısından, barış ve siyasi süreç koordinatörlüğü önemli bir alanı çözebilir. İkincisi, dünya örneklerinde de krize girdiğinde ya da durduğunda ya da başka provokatif bir şeyler olduğunda üçüncü bir göz, ülke var. Ama Türkiye’de bu yok. Bunun içinde aslında meclisteki gruplardan, parlamentoda grubu bulunan ya da işte grubu olmasa da siyasetlerin içerisinde olacağı bir koordinatörlükte bu demokratik siyasete geçiş sürecini takip edebilir. Bu açıdan da önemli diye düşünüyorum.
ÇAĞRI DEĞİL, YASA YAPILMALI
Ama burada sorun alanı şu; Devlet Bahçeli bunları işte çağrı yapacak, bunları “Yapın” diyen konumda olmaması gerekir. Kendisi iktidar ortağı; yapması gerekir. Problem alanı burası. Yani önermelerini hayata geçebilmesi için yasal sürecin işlemesi gerekir. Başından beri Sayın Öcalan diyor ki; “Bu sürecin güvencesi hukuk olacak.” Hukuki adımlar atılmıyor. Nasıl olacak bu iş? Dolayısıyla çağrı yapan değil; yapan, yasa çıkaran konumda olması gerekir. AKP, MHP sonuçta Cumhur İttifakı’nın bir gücü var. Bunu yasaya dönüştürüp, Meclis’e getirse daha anlamlı olur.
Şimdi soru şu; bu yasa Meclis’e gelecek mi? Bu bahsedilen koordinatörlük konusunda, bu sürecin demokratik siyasetin yolunu açması konusunda yasal adım atılacak mı atılmayacak mı? Yapılması gereken şey bu. Yani önümüzdeki dönem mecliste tatile girecek. Az bir zaman kaldı.”







