İtalya’dan Türkiye’ye yasa dışı tekstil atığı sevkiyatının ortaya çıkmasının ardından, Avrupa genelinde çevre mevzuatını sistematik biçimde ihlal eden uluslararası atık ağlarına ilişkin yeni bulgular paylaşıldı: Çevre suçları, organize suç örgütleri için giderek büyüyen bir gelir kaynağı haline geldi.
HABER MERKEZİ – Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi’nin (OLAF) yürüttüğü son soruşturmalar, Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan yasa dışı atık ticaretinin tekil sevkiyatlarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
İtalya’dan Türkiye’ye yaklaşık 4 bin 200 ton tekstil atığının usulsüz biçimde gönderildiğinin belirlenmesinin ardından, OLAF bu kez Avrupa’nın altı ülkesini kapsayan ayrı bir operasyonun ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.
“Coal of the Alps” (Alplerin Kömürü) adı verilen soruşturma, İtalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda yürütüldü.
İtalya, Avusturya, Almanya, Hırvatistan, Sırbistan ve İsviçre’yi kapsayan operasyon; çevre mevzuatını aşmak için şirketler üzerinden kurulan sınır aşan bir atık ağını hedef aldı. Çalışmaya Carabinieri’nin çevre suçları birimi, Europol, Eurojust ve çeşitli ülkelerin adli makamları katıldı.
ATIKLAR FARKLI ÜRÜN OLARAK PİYASAYA SÜRÜLDÜ
OLAF’ın analizlerine göre piroliz ve gazlaştırma tesislerinden çıkan kül ve türevleri, gerçek niteliği gizlenerek farklı ürün sınıflarında ticarete konu edildi. Kurum, birbirine bağlı şirketler üzerinden yürütülen bu ticaret sayesinde atıkların Avrupa Birliği iç pazarına çevre mevzuatına aykırı şekilde sokulduğunu belirtti.
2022’de başlayan soruşturmada yapılan laboratuvar incelemeleri, söz konusu küllerde yüksek düzeyde polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) ve dioksin bulunduğunu ortaya koydu. Çevrede uzun süre kalabilen bu maddeler, kanser başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.
Soruşturmaya göre tehlikeli atıklar yalnızca depolanmadı; barbekü briketi, toprak düzenleyici ve inşaat katkı malzemesi gibi ürünlerde de kullanıldı.
OLAF, bunun kirleticilerin gıda zincirinden tarım alanlarına kadar geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı.
TÜRKİYE DOSYASI
OLAF’ın kısa süre önce sonuçlarını açıkladığı bir başka soruşturmada ise İtalya’dan Türkiye’ye yanlış beyan edilerek gönderilen yaklaşık 4 bin 200 ton tekstil atığı tespit edildi. Türkiye’deki denetimlerde buna ek olarak 2 bin 100 ton tekstil atığı daha bulunurken, Mersin Limanı’nda yanlış etiketlenmiş 768 tonluk yeni bir sevkiyat ortaya çıkarıldı.
Kurum, yüksek oranda akrilik lif içeren tekstil atıklarının geri dönüştürülebilir ürün gibi gösterildiğini, böylece hem çevre mevzuatının hem de geri dönüşüm maliyetlerinin aşılmasının hedeflendiğini açıkladı.
İTALYA AYAĞI DAHA BÜYÜK BİR AĞA İŞARET EDİYOR
İtalyan makamlarının yürüttüğü soruşturma ise dosyanın Türkiye’de ele geçirilen atıklardan daha büyük bir organizasyona uzandığını gösteriyor.
Brescia kentinde faaliyet gösteren bir iş kompleksine düzenlenen operasyonda şirket tesislerine, sevkiyatta kullanıldığı öne sürülen kamyon filosuna ve yaklaşık 12 milyon euro değerindeki mal varlığına el konuldu.
İtalyan basınına yansıyan bilgilere göre yaklaşık 20 kişi hakkında soruşturma yürütülüyor ve ağın 26 bin tondan fazla tekstil atığını yasa dışı biçimde yönettiği değerlendiriliyor.
İLK VAKA DEĞİL
Soruşturma, Avrupa’da hızla büyüyen tekstil atığı sorununu da yeniden gündeme taşıdı. Avrupa Birliği son yıllarda, kullanılmış kıyafet ile tekstil atığının kasıtlı olarak birbirine karıştırılarak üçüncü ülkelere gönderilmesini önlemek amacıyla yeni düzenlemeler yürürlüğe koydu.
Avrupa’da tekstil tüketiminin artmasıyla birlikte geri dönüşüm sistemleri üzerindeki baskı da büyüyor. AB verilerine göre milyonlarca ton tekstil atığı her yıl ortaya çıkarken, bunların yalnızca sınırlı bir bölümü yeniden kullanım veya geri dönüşüm için ayrı toplanabiliyor. Geri kalan büyük hacim ise yasa dışı ticaret ağlarının hedefi haline geliyor.
Avrupa Birliği verilerine göre, 2019 yılında Birlik ülkelerinde yaklaşık 12,6 milyon ton tekstil atığı oluştu. Bu atıkların yalnızca yüzde 20’si yeniden kullanım veya geri dönüşüm amacıyla ayrı toplanırken, geri kalan büyük bölümünün yönetimi çevre açısından önemli sorunlar yaratmayı sürdürüyor.
AKRİLİK LİFLER NEDEN ÖNEMLİ?
Soruşturmaya konu olan atıkların büyük bölümünü yüksek oranda akrilik içeren tekstiller oluşturuyor.
Uzmanlara göre bu tür sentetik lifler doğada yüzlerce yıl kalabiliyor ve geri dönüştürülmeleri, pamuk gibi doğal liflere kıyasla çok daha maliyetli.
OLAF, sevkiyatların bu maliyetlerden kaçınmak amacıyla “geri dönüştürülebilir ürün” veya farklı ticari ürünler gibi beyan edildiğini belirtiyor.
“ORGANİZE SUÇUN YENİ GELİR ALANI”
OLAF Genel Direktörü Petr Klement, çevre suçlarının giderek organize suç ağlarının faaliyet alanlarından biri haline geldiğini belirterek, sınır aşan iş birliğinin bu tür yapıların ortaya çıkarılmasında belirleyici olduğunu söyledi.
Son yıllarda Avrupa’dan Türkiye’ye yönelik plastik ve tekstil atığı sevkiyatları çevre örgütlerinin de sık sık gündeme taşıdığı başlıklar arasında yer alıyor.
OLAF’ın yürüttüğü son iki soruşturma ise yasa dışı atık ticaretinin münferit ihlallerden çok, uluslararası şirket ağları üzerinden işleyen organize bir sisteme dönüştüğüne işaret ediyor.







