Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa’da hızlanan silahlanma yarışı yeni bir aşamaya giriyor. Uzmanlara göre artan askeri harcamalar güvenlik kaygılarının ötesinde ekonomik ve siyasi sonuçlar da doğurabilir.
HABER MERKEZİ- Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre Avrupa ülkelerinin silah ithalatı son beş yılda yüzde 210 arttı. Böylece Avrupa, 1960’lardan bu yana ilk kez küresel silah ithalatında yüzde 33’lük payla ilk sıraya yükseldi.
SIPRI 2025 ‘askeri harcamalar’ raporu | Silahlanma yarışında ilk sıralarda hangi ülkeler var?
Savunma harcamalarındaki artışın merkezinde Ukrayna savaşı bulunuyor. Avrupa ülkeleri bir yandan Kiev’e askeri destek sağlarken diğer yandan kendi ordularını güçlendirmek için milyarlarca euroluk yeni programlar başlattı.

Ekonomist Özgür Müftüoğlu’na göre ortaya çıkan tablo yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanamaz.
MA’ya konuşan Müftüoğlu, Avrupa’da yükselen tehdit algısının savunma bütçelerini kalıcı biçimde büyüttüğünü belirterek, bundan en fazla faydalanan sektörlerin başında silah sanayisinin geldiğini söylüyor.
SIPRI verilerine göre Avrupa ülkelerinin ithal ettiği silahların yüzde 58’i ABD’den geliyor. Müftüoğlu, Ukrayna savaşıyla birlikte oluşan talebin ABD merkezli savunma şirketleri için önemli bir ekonomik kazanç yarattığını ifade ediyor.
‘Yeni’ Soğuk Savaş: Hipersonik füzeler ve korkunç bütçeler
DEVLETLER KADAR SİVİLLER DE SİLAHLANIYOR
Silahlanma eğilimi yalnızca devlet bütçelerinde görülmüyor. Avrupa’nın bazı bölgelerinde bireysel silah sahipliği de yükseliş gösteriyor.
SIPRI ve Avrupa Komisyonu verilerine göre AB içerisinde sivil silah sahipliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri Kıbrıs. Ülkede her 100 kişiye yaklaşık 34 ateşli silah düşüyor. Benzer şekilde Finlandiya ve İsviçre de yüksek sivil silah sahipliği oranlarıyla dikkat çekiyor.
Balkan savaşlarının mirasını taşıyan Sırbistan ise Avrupa’nın en yoğun bireysel silahlanma oranlarından birine sahip. Rusya-Ukrayna savaşının sınır komşularından Polonya’da da son yıllarda silah ruhsatlarında belirgin artış yaşanıyor. Resmî verilere göre 2025 yılında ülkede 50 binden fazla yeni silah edinme izni verildi.
Araştırmalar, küresel bireysel silah pazarının önümüzdeki yıllarda büyümeye devam edeceğine işaret ediyor.
SOSYAL HARCAMALAR BASKI ALTINDA KALABİLİR
Ancak tartışmanın diğer boyutu kamu bütçeleri.
Müftüoğlu’na göre askeri harcamalara ayrılan pay arttıkça sosyal harcamalar üzerindeki baskı da büyüyor.
“Bu durum sağlık, eğitim ve sosyal destek programlarına ayrılan kaynakların azalması anlamına gelebilir” diyen Müftüoğlu, artan savunma bütçelerinin uzun vadede yoksulluğu derinleştirebileceğini savunuyor.
Ekonomiste göre güvenlik politikalarının siyasetin merkezine yerleşmesi demokratik alan üzerinde de etkili olabilir.
“Savaş ve tehdit söyleminin güçlendiği dönemlerde sosyal talepler geri plana itilebiliyor” değerlendirmesinde bulunan Müftüoğlu, Avrupa’da militarist politikaların güç kazanmasının demokratik gerileme riskini artırabileceğini belirtiyor.
Uzmanlara göre Avrupa’daki savunma harcamalarının önümüzdeki dönemde daha da yükselmesi olası. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO üyelerinden askeri harcamaları milli gelirin yüzde 5’ine çıkarmalarını istemesi de bu beklentiyi güçlendiriyor.







