Tutuklu yargılanan gazeteci Alican Uludağ, hakkında açılan davanın ilk duruşmasında, “Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım” dedi. Mahkeme, 90 gündür tutuklu bulunan Uludağ hakkında tahliye kararı verdi. Uludağ, Silivri’den çıkışında diğer tutuklu gazeteciler serbest bırakılana dek mücadelesini sürdüreceğini söyledi
HABER MERKEZİ – DW Türkçe muhabiri gazeteci Alican Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Tutuklu bulunduğu Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan Uludağ, tüm tutuklu gazetecilere selam gönderdi.
“BU DAVA HALKIN HABER ALMA HAKKINI ENGELLEMEKTİR”
Davanın Ankara’da görülmesine rağmen duruşma salonuna getirilmemesine tepki gösteren Uludağ, şunları söyledi:
“Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve son tutuklanan gazeteci Yelis Ayaz’a ve tüm tutuklu gazetecilere selam gönderiyorum. 90 gündür ailemden uzakta, Silivri Cezaevindeyim. SEGBİS’le bağlanmaya itirazımı dile getirmene rağmen duruşmaya buradan bağlanıyorum. Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz. Fethullahçılar döneminde zorlu şartlarda adliye/yargı muhabirliğini öğrendim. Ne o gün ne bugün hiçbir çıkar grubunun gölgesinde gazetecilik yapmadım. O gün de tarihin doğru tarafındaydım, bugün de doğru tarafındayım. Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım. Gazeteciliği halkın çıkarına yaptım. Bu dava, Anayasada güvence altına alınmış basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir. Bu, halkın haber alma hakkını engellemektir.
“BERAATİMİ TALEP EDİYORUM”
Gazetecinin görevi halk adına, devleti yönetenleri deneylemektir. Bu paylaşımlarda temel amaç halkı bilgilendirmek ve uyarmaktır. Suç işlemedim, gazetecilik yaptım. Hakkımdaki tüm suçlardan beraat talep ediyorum. Erdoğan CHP liderini eleştirirken şöyle diyor, ‘Hakkımızdaki tüm eleştirilere tahammül gösterdik… Türkiye özgürlüğe kavuştu.’ Bu sözler doğruysa benim cezaevinde ne işim var! Hakkımdaki kaçma şüphesi gülünç bir iddia. 5 ve 10 yaşındaki çocuklarım beni beklerken ben neden kaçayım? 18 yıllık gazeteciyim. Beni bıraktığınızda gideceğim ve beni bulacağınız yer adliyenin basın odasıdır. Korku iklimi bir sis gibi Türkiye’nin üzerine çökmüş durumda. Yargı ve devlet aygıtı, siyasi iktidar tarafından muhaliflere karşı bir giyotin gibi kullanılıyor. Bugün gazeteciler susarsa halk da susar. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik Cumhuriyet. Yaşasın gazetecilik!”
AVUKAT YALÇIN: BU AĞIR BİR HUKUKSUZLUK VE EZİYETTİR
Uludağ’ın ardından avukatı Abbas Yalçın, savunmasına başladı. Adil yargılanma hakkı ve gözaltı sürecindeki uygulamalara dikkat çeken Yalçın, Cumhurbaşkanı’nın dosyada hâlâ müşteki sıfatıyla yer almadığını belirterek, “Bu soruşturmayı kim istiyor? Tek kişi. Yetkili olmayan İstanbul’daki terör savcısı istiyor. Dosya Ankara’ya geldi ama Alican İstanbul’da bırakıldı” dedi.
Uludağ’ın gözaltı ve sevk sürecini de anlatan Yalçın, müvekkilinin evinden alınmasının ardından kısa sürede İstanbul’a götürüldüğünü söyledi. Yalçın, “Yol boyunca İstanbul Emniyeti’nden defalarca aranarak ‘Neredesiniz, hadi’ denildi. Alican, evinden alındıktan yaklaşık 20 saat sonra hücreye konuldu” ifadelerini kullandı.
Müvekkilinin 90 gündür tutuklu olduğunu belirten Yalçın, yüz yüze savunma hakkının engellendiğini savunarak şunları söyledi: “90 gündür gerçeği anlatmaya çalışıyoruz. Parasını cebinden ödeyerek duruşmaya gelip yüz yüze savunma yapmak istedi. 20 saat içinde İstanbul’a götürülüp tutuklandı ama duruşma için buraya getirilemedi. Bu ağır bir hukuksuzluk ve eziyettir. Kişiyi evinden yüzlerce kilometre uzakta tutmak eziyettir.”
ULUDAĞ HAKKINDA TAHLİYE KARARI
Mütalaasını açıklayan savcı, Uludağ’ın tutukluluk halinin devamı talep etti.
Ardından, Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteci Alican Uludağ’ın tahliye edilmesine karar verdi. Duruşma 18 Eylül’e bırakıldı.
CEZAEVİNDEN ÇIKTI: ‘MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Uludağ, akşam saatlerinde Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Cezaevi çıkışında meslektaşlarına açıklama yapan Uludağ, tahliyesinin buruk olduğunu belirterek geride bıraktığı gazeteci Merdan Yanardağ’ın kendisine “Özgürlük ve demokrasi için direnmeye devam edeceğiz” mesajını ilettiğini aktardı.
Tüm tutuklu gazeteciler serbest bırakılana kadar basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı için mücadele edeceğini vurgulayan Uludağ, avukatları Tora Pekin ve Abbas Yalçın ile meslektaşlarına teşekkür etti.
Tutukluluğu döneminin kendisine büyük bir deneyim kazandırdığını ifade eden Uludağ, “90 günün sonunda bir bedel ödedik ama utanılacak bir gazetecilik yapmadık. Dün nasıl girdiysem bugün de aynı iradeyle çıktım” dedi.
Gazeteciliğini sorgulayıp sorgulamadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Uludağ, tutukluluğun amacının bugüne kadar yapılan gazeteciliğin bedelini ödetmek olduğunu söyledi. Davanın Ankara’da görülmesine karşın kendisinin İstanbul’daki bir cezaevinde tutulmasını ise “sürgün” ve “Ankara’dan uzaklaştırma” olarak nitelendiren Uludağ, bu süreçte en ağır bedeli aile fertlerinin ve çocuklarının ödediğini belirtti.







