Trump, Çin ile Rusya’nın İran çatışmasına “katıldığına” inanmadığını, ama eğer dahil olurlarsa bunun “onlar için çok kötü olacağı”nı söyledi. ABD, bazı Rus ve Çinli kişi ve kurumlara yaptırım uygulamıştı. Pakistan ise, Çin’in girişimiyle yeniden devrede; Hürmüz ve Babu’l Mendeb’te yaşananlar iki ülkeyi de etkiliyor.
HABER MERKEZİ – ABD ile İran arasında 18 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptı, 13 gündür Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle süren karşılıklı saldırılarla çökerken; ABD Başkanı Donald Trump’tan dikkat çekici bir açıklama geldi.
Hürmüz’de karşılıklı saldırılar | Trump ‘büyük çaplı savaşı’ yeniden düşünüyor
Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmelere değindi.
Trump, Çin veya Rusya’nın devam eden İran çatışmasına “katıldığına” inanmadığını, ancak eğer dahil olurlarsa bunun “onlar için çok kötü olacağı” uyarısında bulundu.
Trump, “Başkan Xi, Çin’in Pekin kentinde yakın zamanda yaptığımız görüşmede bana, hiçbir koşul altında İran İslam Cumhuriyeti’ne silah vermeyeceğini veya satmayacağını söyledi ve bu açıklama Çinli şirketleri de kapsıyordu” ifadelerini kullandı.
Trump, Putin’in de kendisine İran’a silah satmayacağını söylediğini ve Rusya ile Çin’in İran çatışmasına katılmadığına inandığını belirtti.
Trump, “Eğer bunu yaparlarsa, bu onlar için çok kötü olur; kesinlikle kendi çıkarlarına olmaz” diye yazdı.
Bu arada Reuters haber ajansına göre, ABD istihbaratına yakın dört kişi, savaşın başlarında İran’ın Körfez’deki CIA hedeflerine yönelik saldırılarının, ABD istihbaratını Rusya’nın İran’a hedef belirleme bilgileri veya insansız hava aracı teknolojisi konusunda yardım edip etmediğini araştırmaya sevk ettiğini söyledi. Rusya dün gündeme gelen bu iddia hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
ABD, İran’ın silah satın almasına yardımcı oldukları gerekçesiyle Rusya ve Çin’deki kişi ve şirketlere yaptırım uygulamıştı.
Altyapı tehditleri ve Babu’l Mendeb kozu | Hürmüz’deki ‘rutin’ çatışma topyekûn savaşa işaret ediyor
×
RUS VE ÇİNLİ KİŞİ VE KURUMLARA YAPTIRIMLAR UYGULANMIŞTI
Trump yönetimi 15 Temmuz’da, İran’ın silah temin etmesine yardımcı olan uluslararası bir ağın parçası oldukları belirtilen kişi ve kuruluşları hedef alan yaptırımlar açıklamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, yaptırımların hedefinde İran ve Rus vatandaşlarının yanı sıra İran, Rusya ve Nijerya’da yerleşik kuruluşların da yer aldığını duyurmuştu.
10 Haziran’da ise, ABD, İran ordusunun silah tedarikine yardımcı oldukları gerekçesiyle aralarında Çin ve Hong Kong merkezli birkaç kuruluşun da bulunduğu 11 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladığını açıklamıştı.
PAKİSTAN, ÇİN’İN GİRİŞİMİYLE YENİDEN ARAYIŞA GİRDİ
10 Temmuz’dan bu yana Hürmüz Boğazı nedeniyle ABD ile İran arasında devam eden gerilim ve karşılıklı saldırıların durdurulması ve yeniden görüşmelere dönülmesi için girişimler de sürüyor.
Reuters haber ajansının 3 Pakistanlı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Pakistan, Çin’in girişimiyle, yaklaşık beş aydır süren savaşı sona erdirmek için tıkanmış olan ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlatılması yolunu araştırıyor.
Kaynaklara göre, İran İçişleri Bakanı Eskandar Momeni’nin bu hafta Pakistan’ın başkenti İslamabad’a yaptığı ziyaret sırasında ön görüşmeler yapıldı. Bu arada bu, Momeni’nin son 10 gün içindeki ikinci ziyaretiydi.
İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Momeni, Pakistan hükümetinin açıklamalarına göre bu hafta Pakistan hükümeti liderleri ve ordu komutanı Asim Munir ile bir araya geldi.
Reuters’a konuşan Pakistanlı kaynaklar, ABD ile yapılacak görüşmelerin önündeki engellerin hâlâ yüksek olduğunu vurguladı.
ABD-İRAN GERİLİMİ, ARABULUCU PAKİSTAN’I VE AYNI ŞEKİLDE ÇİN’İ DE ETKİLİYOR
Bu arada Pakistan, gelecekteki potansiyel arabulucu olarak giderek daha karmaşık bir durumla karşı karşıya kaldı. Bu haftanın başlarında, Yemen’deki İran destekli Husi milisleri, geçen yıl Pakistan ile karşılıklı savunma anlaşması imzalayan ve İslamabad’ın yakın müttefiki olan Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etti.
Pakistan, Suudi Arabistan’ın mali desteğine bağımlı ve İslamabad, Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik son saldırılarını şiddetle kınadı. Pakistan açısından, İran’ın argümanlarına fazla açık görünmek, Riyad’ı hayal kırıklığına uğratma riskini beraberinde getirebilir.
İslamabad benzer şekilde Pekin’e de bağımlı durumda; Pekin, İslamabad’ın önemli bir finansal destekçisi olmuş ve Ortadoğu’daki kilit ticaret yollarının yeniden açılması için diplomatik bir çözüm bulmakta ekonomik çıkarları bulunuyor.
Reuters’a konuşan 3 Pakistanlı kaynağın da verdiği bilgiye göre, Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, geçen hafta Çin ziyaretinde Çinli yetkililerle Ortadoğu’daki yeni girişim hakkında görüştü.
Reuters’a göre, bir Pakistan yetkilisi, “Çinliler mutsuz çünkü İran’ın diğer Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması çıkarlarını zedeliyor” dedi. Kızıldeniz’deki aksamalar, Pekin’in güvendiği bir diğer önemli ticaret yolunu da etkileyecek.
Çin Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Çin, Pakistan ve diğer tarafların arabuluculuk çabalarını desteklemektedir” dedi.
Açıklamada ayrıca Çin’in “Orta Doğu Körfez bölgesinde barış ve huzurun en kısa sürede yeniden sağlanmasında aktif rol oynamaya devam edeceği” belirtildi.
KÖRFEZ ÜLKELERİNE YÖNELİK SALDIRILARIN DURDURULMASI ARTIK ÖN ŞARTLAR ARASINDA
Pekin, Tahran’a uygulanan uluslararası yaptırımlara rağmen İran’ın en büyük ticaret ortağı ve ihraç ettiği ham petrolün başlıca alıcısı konumunda.
Yıllar içinde Çin, savaşın başlamasından bu yana İran’a açıkça askeri yardımda bulunmamış olsa da, çift kullanımlı bileşenler, çip ekipmanları ve uydu navigasyon sistemleri aracılığıyla İran’ın güvenliğine verdiği desteği de artırdı.
Pekin, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını sürekli olarak desteklemiş ve Mart ayında Ortadoğu’da mekik diplomasisi gezisi düzenlemek üzere özel temsilcisini görevlendirmişti.
ABD ve İran, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmek üzere 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzaladı. Bu zapt, kalıcı bir anlaşma için 60 günlük bir müzakere süresi sağlamayı amaçlıyordu.
Ancak dolaylı görüşmeler hiçbir ilerleme sağlamadı. Her iki taraf da ihlallerden birbirini suçladı ve çatışma yeniden başladı.
Husi milisleri dün, deniz ablukasının bir parçası olarak iki Suudi petrol tankerine saldırdıklarını ve Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasının yanı sıra küresel petrol arzı için ikinci bir darboğaz oluşturma tehdidinde bulunduklarını açıkladı.
Bu gerilim, Pakistan’ın son diplomatik çabaları için hem riskleri hem de engelleri artırdı.
Pakistanlı bir yetkili, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine yönelik saldırıların durdurulmasının artık “herhangi bir görüşmenin yeniden başlaması için ön koşul” olacağını söyledi.







