Latin Amerika’daki sağ dalga Peru’dan sonra Kolombiya’yı da içine alırken, bölgenin geleceği yalnızca sandıkta değil; Amazon ormanlarında, nehir havzalarında ve bu toprakları savunan insanların yaşamlarında da yeniden şekilleniyor.
HABER MERKEZİ- Latin Amerika’da sağın yükselişi yeni bir eşiğe ulaştı. Peru’da Keiko Fujimori’nin iktidara gelişinin ardından bu kez Kolombiya’da aşırı sağcı Abelardo de la Espriella cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı.
Sonuç yalnızca siyasi dengeleri değil, kıtanın iklim ve çevre politikalarını da kökten değiştirebilecek bir dönemin habercisi olarak görülüyor.

Kolombiya’nın güneyindeki Caquetá bölgesinde yaşayan çevre savunucusu Gustavo Valencia, seçim gecesinden bu yana telefonunun susmadığını anlatıyor. Sesi yorgun, cümleleri kısa.
Ekoloji sitesi Reporterre’e konuşan Valencia, “Bu nasıl oldu, hala anlayamıyorum. “Amazon’u yalnızca çıkarılacak kaynak olarak gören birini ülkenin başına getirdik,” diyor.
FOSİL ENERJİDEN ÇIKIŞ DEVLET POLİTİKASIYDI

Dört yıl boyunca solcu Cumhurbaşkanı Gustavo Petro yönetiminde fosil yakıtlardan çıkışı devlet politikası haline getiren Kolombiya, şimdi bambaşka bir rotaya giriyor.
İlk sonuçlara göre oyların yüzde 49,7’sini alan De la Espriella, yüzde 48,7’de kalan sol aday Iván Cepeda’yı geride bıraktı.
Yeni cumhurbaşkanı, seçim kampanyasında ABD Başkanı Donald Trump, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’yle kurduğu siyasi yakınlığı açıkça vurguladı. Şimdi aynı çizgiyi Kolombiya’ya taşımaya hazırlanıyor.
KOLOMBİYA TARİHİNDE BİR İLK
Petro yönetimi boyunca yeni petrol ve doğalgaz arama ruhsatı verilmedi. Kolombiya, küresel ölçekte fosil yakıtlardan çıkışı açık biçimde savunan az sayıdaki üretici ülkeden biri haline gelmişti.
Bogota Ulusal Üniversitesi’nde çevre çatışmaları üzerine çalışan akademisyen Rosario Rojas, bunun ülke tarihinde bir ilk olduğunu söylüyor.
“İlk kez çevre meselesi siyasetin merkezine yerleşmişti. Şimdi bu kazanımları koruyabilmek bile başlı başına bir mücadele olacak.”
De la Espriella ise tam tersini vaat ediyor. Petrol ve doğalgaz aramalarını genişletmek, kaya gazı ve diğer konvansiyonel olmayan rezervleri üretime açmak seçim programının temel başlıkları arasında yer alıyor.
AMAZON YİNE HEDEFTE
Tauramena’da yıllardır petrol şirketlerine karşı su kaynaklarını savunan çevre mühendisi July Mendez, ülkenin yeniden çıkarma ekonomisine teslim olacağını düşünüyor.
“İklim krizi derinleşirken yeniden bütünüyle ekstraktivist modele dönüyoruz” diyor. “Ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ya da su konusunda ciddi tek bir öneri bile duymadık.”
En büyük kaygı ise hidrolik çatlatma.
Seçim kampanyasında hidrolik çatlatma yasağını kaldırabileceğinin sinyalini veren De la Espriella’nın “sürdürülebilir” ifadesi çevre örgütlerinde tepki yarattı.
Çevrecilerin kaygısı petrol sahalarıyla sınırlı değil.
Yeni yönetim kamu harcamalarını yüzde 40 azaltmayı hedefliyor. Bu planın Çevre Bakanlığı’nın yetkilerini budaması ya da kurumu tamamen işlevsiz bırakması ihtimali konuşuluyor.
Yaşam savunucularu bunun yalnızca ekolojik değil toplumsal sonuçlar doğuracağını söylüyor.
“Toprağın korunması barışın temelidir. Eğer bu anlayış terk edilirse yalnızca ormanlar değil, birlikte yaşama ihtimali de zarar görecek.”
DÜNYANIN EN TEHLİKELİ ÜLKELERİNDEN BİRİ
Kolombiya zaten çevre aktivistleri için dünyanın en ölümcül ülkesi.
Global Witness verilerine göre ülkede yalnızca 2024 yılında 48 çevre savunucusu öldürüldü. Bir önceki yıl bu sayı 79’du.
Kaynak:Reporterre








