Kuşlar gidiyor ve uçuşlarını dahi hatırlayamayacağız artık… Araştırma, Konya Kapalı Havzası’ndaki sulak alanların hızla kurumasının kuş popülasyonlarını çökerttiğini ortaya koydu
HABER MERKEZİ- Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Konya Kapalı Havzası’nda sulak alanlar hızla kururken, bunun biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri de ağırlaşıyor. Yeni yayımlanan bir akademik çalışma, havzada son 20 yılda üreyen su kuşu türlerinin yaklaşık beşte birinin ortadan kalktığını ortaya koydu.
T24’te Dr. Gültekin Yılmaz’ın haberleştirdiği araştırmaya göre 1998 yılında bölgede üreyen 120 su kuşu türü bulunurken, bu sayı 2018’de 97’ye düştü. Ancak bilim insanlarına göre asıl dikkat çekici olan yalnızca tür sayısındaki azalma değil. Ekosistemde farklı görevler üstlenen türlerin kaybını gösteren işlevsel çeşitlilik aynı dönemde yüzde 66 geriledi.
Araştırmacılar, işlevsel çeşitlilikteki sert düşüşün sulak alan ekosistemlerinin giderek tekdüze hale geldiğini gösterdiğini belirtiyor.
Vücut büyüklüğü, beslenme biçimi, göç davranışı ya da yuvalama özellikleri bakımından birbirinden ayrışan türlerin kaybolması, onların üstlendiği ekolojik görevlerin de ortadan kalkmasına yol açıyor.
Su kuşları yalnızca biyolojik çeşitliliğin bir parçası değil; zararlı popülasyonlarının kontrolünden besin döngüsünün sürdürülmesine, bitki tohumları ile su canlılarının yumurtalarının farklı sulak alanlara taşınmasına kadar çok sayıda ekolojik işlev üstleniyor. Bu nedenle belirli türlerin kaybı, ekosistemin işleyişini doğrudan etkiliyor.
GÖLLER ÜREME DÖNEMİ TAMAMLANMADAN KURUYOR
Çalışma, kuş popülasyonlarındaki gerilemenin en önemli nedeninin havzadaki su kaybı olduğunu ortaya koyuyor.
Uydu verilerine göre, Önemli Kuş Alanı statüsündeki yedi sulak alanda üreme sezonu boyunca yaşanan yüzey alanı kaybı 1998’de yüzde 29 düzeyindeyken, 2018’de yüzde 88’e yükseldi.
Bu durum, kuşların üreme başarısını doğrudan etkiliyor. Yuva kurma, yumurtlama, kuluçka ve yavruların gelişimini tamamlayarak uçabilecek hale gelmesi için suyun tüm üreme sezonu boyunca göllerde kalması gerekiyor. Ancak göllerin sezon tamamlanmadan kuruması, yavruların yaşam alanlarını kaybetmesine ve üremenin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oluyor.
Kapalı bir havza olan Konya Havzası, denize ulaşmayan su sistemi nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha kırılgan bir yapıya sahip. Artan sıcaklıkların yol açtığı buharlaşma, düzensiz yağışlar, barajlar, yoğun yeraltı suyu kullanımı ve su tüketimi yüksek tarım ürünlerinin yaygınlaşması, gölleri besleyen akarsuların tarımsal ve evsel kullanımı da sulak alanlar üzerindeki baskıyı artırıyor.
TEHDİT ALTINDAKİ TÜRLER RİSK ALTINDA
Erken kuruma özellikle derin sularda beslenen dalıcı ördekleri etkiliyor.
Araştırmaya göre, Elmabaş Patka ile küresel ölçekte tehdit altındaki Dikkuyruk, üreme döneminde derin su alanlarına ihtiyaç duyuyor. Göllerin sığlaşmasıyla birlikte bu yaşam alanları ortadan kalkıyor, kuşlar daha dar alanlarda yoğun rekabetle karşı karşıya kalıyor. Sulak alanların tamamen kuruması ise üreme başarısını ciddi biçimde düşürüyor.
Araştırmacılar, çözümün havzanın tamamını kapsayan sürdürülebilir su yönetimi politikalarında olduğunu belirtiyor.
Buna göre tarımsal sulamada su tüketiminin azaltılması, yeraltı su kaynaklarının korunması ve suyun ekosistemin en fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerde sulak alanlarda tutulmasını sağlayacak bütüncül bir yönetim modeli uygulanmadığı sürece, hem kuş türlerinin hem de sulak alan ekosistemlerinin geri dönüşü olmayan kayıplarla karşı karşıya kalacağı uyarısı yapılıyor.






