İSİG Meclisi, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla rapor yayımladı. Buna göre, 2013-2026 yılları arasında en az 862 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi ve çocuk işçiliği yasaklanmalı. DEM Partili Nejla Demir de çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi için kanun teklifi sundu.
HABER MERKEZİ – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, Mayıs 2026 “İş Cinayeti Raporu”nu ve 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla 2013-2026 yılları arasındaki “Çocuk İş Cinayetleri Raporu” olmak üzere iki ayrı rapor yayımladı.
“İş Cinayeti Raporu”na göre Mayıs ayında en az 212 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Ölüm sebeplerine yer verilen raporda, trafik kazası yüzde 24, kalp krizi yüzde 17, ezilme göçük ise yüzde 16 olarak belirlendi.
Raporda, iş kollarına göre ölümlerde ise tarım ve orman yüzde 48, inşaat ve yol yüzde 38, taşımacılık yüzde 33, belediye genel işler yüzde 16, ticaret eğitim yüzde 11 olarak kaydedildi.
Raporda, yaşamını yitirenlerden 13’ünün kadın, 199’un erkek olduğu ifade edilirken, 7’si çocuk, 16’sının ise mülteci olduğu belirtildi.
Ağır bilanço: Beş ayda 796 kişi | 4 kişi daha iş cinayetinde yaşamını yitirdi
ÇOCUK İŞ CİNAYETLERİ RAPORU
“Çocuk İş Cinayetleri Raporu”na göre ise 2013 ile 2026 yılları arasında en az 862 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Raporda, ölüm sebeplerine göre çocukların yüzde 27’sinin trafik kazasında, yüzde 16’sının boğulma ve zehirlenme, yüzde 14’ünün ise ezilme ve göçükten dolayı yaşamlarını yitirdiği ifade edildi.
Raporda, yaşamını yitiren 100 çocuğun ise mülteci olduğu belirtildi.
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR
İSİG’in verilerini paylaştığı raporda, şu tespitlere de yer verildi:
“Ülkemizde Çalışma Bakanlığı’nın sitesinde yer alan istatistikleri incelediğimizde resmi olarak her yıl 13-14 çocuk işçi ölümü kayıtlara geçiyor ve bu ölümler duyu(ru)lmuyordu. Ancak 2013 yılından beri İSİG Meclisi olarak kayıt altına aldığımız iş cinayetleri raporlarında da belirttiğimiz üzere son on üç yılda en az 862 çocuk (her yıl 64-65 çocuk) hayatını kaybetti ve bu tablo son iki yılda daha da derinleşti. 2024 yılında 71 çocuk işçi ölürken 2025 yılında ölen çocuk işçi sayısının 94 olması çocuk emeğinin durumunu özetliyor. Binlerce yaralanma, uzuv kaybı, ruhsal ve fiziksel gelişime vurulan darbeler gözükmüyor bile…
İş cinayetleri en acı gerçektir ama orta-uzun vadeli sağlık sorunlarını da sorunun diğer yüzüdür. Uzun çalışma saatleri, ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, kimyasal ve fiziksel risklere maruz kalma, gelişim çağında bedensel yıpranma, ruhsal örselenme ve eğitimden kopuş çocuk işçiliğinin pek de görünmeyen ama insan bedeninde kalıcı hasarlara neden olan sonuçlarıdır. Çocuk işçiliği, bu anlamda bir halk sağlığı sorunudur.”
İSİG: ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YASAKLANMALI
İSİG Meclisi raporunda çocukların MESEM başta olmak üzere çeşitli uygulamalarla çalışma hayatına dahil edildiği ve bu sürecin “eğitim” adı altında meşrulaştırıldığı da kaydedildi. İSİG, 24 Nisan’da açıkladığı benzer içerikteki bir raporunda da, MESEM ve Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri üzerinden yaklaşık 2 milyon öğrencinin işgücüne dahil edildiğine dikkat çekerek, bu öğrencilerin önemli bir bölümünün işletmelerde fiilen çalıştığını belirtmişti. İSİG, yapılması gerekenler konusunda ise şu önerilerini duyurmuştu:
- Çocuk işçiliği yasaklanmalıdır. Çocukları erken yaşta işgücüne iten tüm uygulamalara son verilmelidir.
- Eğitim parasız ve bilimsel bir temelde yeniden yapılandırılmalıdır, özel okullar kamulaştırılmalıdır. Ailelerin çocuklarını çalışmaya mecbur bırakan koşullar ortadan kaldırılmalı, ücretsiz beslenme, ulaşım ve barınma gibi önlemler devlet tarafından sağlanmalıdır. Bu noktada eğitime bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır.
- Bizler, mesleki eğitime değil, çocukların ailelerinin maddi durumuna göre geleceklerinin belirlenmesine, çocuk yaşta işçileştirilmesine karşıyız. Çocuklarımızın hayatları yetenekleri ve eğilimlerine göre şekillenmelidir.
- Emek ve gençlik örgütlenmelerinin öncülüğünde güncel sorunlar üzerinden oluşacak ortak yaklaşımların öne çıkarılacağı, toplumun bütün kesimlerini kapsayabilecek ‘çocuk işçiliği ile mücadele’ ekseninde ‘koordinatif bir ilişki ağı’ geliştirilmelidir.
DEM PARTİLİ DEMİR’DEN KANUN TEKLİFİ
DEM Parti Ağrı Milletvekili Nejla Demir, çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi için Meclis Başkanlığı’na 4857 Sayılı İş Kanunu, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni sundu.
Demir, kanun teklifinin gerekçesinde, dünya genelinde yaklaşık 412 milyon çocucuğun günde 3 doların altında gelirle yaşam mücadelesi verdiğine, yaklaşık 160 milyon çocuğun çalışmak zorunda bırakıldığına ve Türkiye’de ise resmi verilerden hareketle yaklaşık 1,5 milyon çocuğun çalıştığına işaret etti. Demir, sendikalar, meslek örgütleri ve çocuk hakları kuruluşları kayıt dışı çalışanlar, mülteci çocuklar ve 15 yaş altındaki çocuklar da dikkate alındığında fiili çocuk işçi sayısının Türkiye’de 3 ila 4 milyon arasında olduğunu kaydetti.
Demir’in sunduğu kanun teklifinin gerekçesinde, “cocuk işçiliğini besleyen temel nedenlerin; derinleşen yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, sosyal koruma mekanizmalarının yetersizliği, kayıt dışı ekonomi, eğitimden kopuş ve savaş politikaları” olduğu ifade edilerek, şöyle denildi:
“Çocukların işçileştirilmesi, yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir sorun değil; kapitalist sömürü düzeninin, derinleşen yoksulluğun, sosyal adaletsizliğin ve çocuk hakları ihlallerinin en görünür sonuçlarından biridir. Çocuklar eğitim, oyun ve özgür gelişim haklarına sahip bireyler olmalarına rağmen, sermayenin ucuz işgücü ihtiyacının bir parçası haline getirilmektedir.
Bugün milyonlarca çocuk okul sıralarında, oyun alanlarında ve güvenli yaşam ortamlarında olması gerekirken; tarlalarda, sanayi sitelerinde, tekstil atölyelerinde, madenlerde ve inşaatlarda çalıştırılmaktadır. Çocukların geleceğinin sermayenin kâr hesaplarına kurban edildiği bu tablo, yalnızca ekonomik bir sorun değil aynı zamanda ciddi bir demokrasi, eşitlik ve toplumsal adalet sorunudur.”
Demir, sunduğu kanun teklifinin kabul edilmesi halinde şu sonuçların ortaya çıkacağını belirtti:
- 18 yaş altındaki çocukların ekonomik faaliyetlerde çalıştırılması yasaklanmakta,
- Çocuk emeğinin tüm biçimleri istismar olarak tanımlanmakta,
- Çocuk işçi çalıştırılması ağır ceza yaptırımlarına bağlanmakta,
- MESEM ve benzeri uygulamalar yoluyla çocuk emeğinin sömürülmesinin önüne geçilmekte,
- Çocuk iş cinayetlerinde olası kast hükümlerinin uygulanması sağlanmakta,
- Çocuk işçiliğini doğuran yoksulluğa karşı sosyal destek mekanizmaları oluşturulmaktadır.
Amaç; hiçbir çocuğun çalışmak zorunda bırakılmadığı, bütün çocukların eğitim, oyun ve özgür gelişim hakkına sahip olduğu bir toplumsal düzenin kurulmasına katkı sunmaktır.”







