Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın genişletilmesine karşı açılan davada bugün görülecek duruşma, yalnızca bölgenin değil Türkiye’nin enerji politikalarının geleceği açısından da kritik önem taşıyor.
HABER MERKEZİ- Maraş’ta yaklaşık 40 yıldır faaliyet gösteren Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın iki yeni üniteyle genişletilmesine ilişkin davada karar duruşması bugün yapılacak. Mahkeme, proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararının iptal edilip edilmeyeceğine hükmedecek.
Davanın sonucunun, Türkiye’de planlama aşamasındaki yeni kömürlü termik santral projelerinin geleceğini de doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor. Mahkemenin iptal kararı vermesi halinde, ülkede yeni kömürlü termik santral projesi kalmayacağı ifade ediliyor.
YILLARDIR TARTIŞMA KONUSU
Afşin-Elbistan A ve B termik santralları, sekiz ünite ve toplam 2795 megavat kapasiteyle faaliyet gösteriyor. Bölgedeki santraller, uzun yıllardır hava, su ve toprak kirliliğine yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Çeşitli rapor ve verilere göre santrallerin faaliyetleri, kuruluşlarından 2020 yılına kadar geçen sürede yaklaşık 17 bin 500 erken ölüme neden oldu. Bölge halkı ise artan sağlık sorunları ve çevresel tahribat nedeniyle uzun süredir projelere karşı çıkıyor.
YAŞAM SAVUNUCULARINDAN ÇAĞRI
Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu sözcülerinden Mehmet Dalkanat, kömürlü termik santrallerin bölge halkı üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu söyledi.
Dalkanat, “Afşin-Elbistan halkı olarak onlarca yıldır kömürün yükünü taşıyoruz. Havamız, suyumuz, toprağımız kirlenirken hastalıklar ve yaşam alanlarımız üzerindeki baskı her geçen yıl arttı” diye konuştu.
Bilirkişi raporlarının projenin kamu yararı taşımadığını ortaya koyduğunu savunan Dalkanat, bölgenin daha fazla kömürle değil, sağlıklı ve güvenli bir gelecekle anılmasını istediklerini belirtti.
Yaşam savunucuları, mahkemenin vereceği kararın yalnızca Afşin-Elbistan için değil, Türkiye’nin enerji politikaları açısından da tarihi bir dönüm noktası olacağını vurguluyor.
Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümü tartışmalarının hız kazandığı bir dönemde görülen dava, yeni kömür projelerinin geleceği ve “adil enerji geçişi” tartışmaları açısından da yakından izleniyor.







