Bayramlar, toplumsal hafızamızda neşenin, paylaşmanın, sokağa taşan çocuk seslerinin ve her şeyin askıya alındığı o mutlak huzur anlarının simgesidir. Ancak hayatın her alanında olduğu gibi, bayramın da iki farklı yüzü vardır. Bir yanda bolluğun, ışıltılı sofraların ve kavuşmaların coşkusu yaşanırken; diğer yanda yoksulluğun getirdiği derin, mahcup ve görünmez bir sükûnet hüküm sürer. Bayram, toplumun vicdan aynasıdır; bu ayna, yoksullukla yüzleştiğinde bize madalyonun diğer yüzünü tüm çıplaklığıyla gösterir.






