BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Duran Kalkan:

Yol haritası oluşturuldu, bekledik, hiçbir şey gelmedi

Duran Kalkan:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Duran Kalkan, Abdullah Öcalan ile devlet yetkililerinin 27 Mart’taki görüşmesinde bir yol haritası oluşturulduğunu belirterek, “Bize denildi ki hazırlıklı olun. Taslak geldiğinde geç kalmasın, görüşlerinizi belirtin diye. Yönetimimiz de ona göre hazırlıklı oldu, bekledik. Fakat hiçbir şey gelmedi” dedi.

HABER MERKEZİ – Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Kürt meselesiyle ilgili devam eden süreç hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Kalkan, Abdullah Öcalan ile devlet yetkililerinin 27 Mart’ta yaptığı görüşmede bir yol haritasının ortaya çıktığını, ancak bunun devlet tarafından uygulanmadığını söyledi.

×İmralı’da 27 Mart tarihinde gerçekleştirilen görüşmenin ardından devlet yetkililerinin Kandil ile de görüşmeler gerçekleştirdiği gündeme gelmişti. Devlet yetkililerinin Kandil ile görüşmelerde bir yol haritası istediği, Kandil’in ise “Öcalan süreci özgür koşullarda yönetmeli” şartını öne sürdüğü ileri sürülmüştü. Taraflar arasındaki müzakerenin, artık silah bırakmanın ötesinde, Kürtlerin gelecekteki siyasi konumu sorusunda düğümlendiği kaydedilmişti. Ancak ‘”sürecin gidişatını belirleyecek kritik bir eşik” olarak nitelendirilen 27 Mart’taki görüşmenin ardından somut olarak henüz bir yol haritası ortaya çıkmış değil. Bu arada yaklaşık iki ayın ardından önceki gün DEM Parti İmralı Heyeti Abdullah Öcalan ile yeni bir görüşme yapabilmişti.

Ankara-Kandil-İmralı hattında temaslar Devlet heyeti Kandil’de, düğüm İmralı’nın rolünde

Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber televizyonuna konuştu.

İmralı’da 27 Mart’tan sonra uzun süre görüşme yapılmamasının süreç üzerinde belirsizliklere yol açtığını kaydeden Duran Kalkan, 27 Mart görüşmesinde bir yol haritasının ortaya çıktığını, ancak bunun işletilmediğini açıkladı.

‘SÜREÇ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMELİ’

Sürecin açık ve şeffaf yürütülmesinin daha doğru olacağını belirten Duran Kalkan’ın konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle: 

“Fakat herkes bizim gibi düşünmüyor. Herkes bizim gibi açık değil. Gizli ajandaları olanlar çok. Dolayısıyla bu süreç o düzeyde şeffaf olamıyor. Aslında 27 Mart tarihli görüşmeden bize yansıyan, bir yol haritasının karşılıklı tarafların tartışması sonucunda ortak mutabakata varılarak çıkartıldığı biçimindeydi. Daha sonra Devlet Bahçeli şimdi kendi başına yol haritaları yayınlıyor. Biz ona şaşırdık biraz. Aslında yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede devlet yetkilileriyle Önder Apo arasında yürütülen tartışma sonucunda mutabakata varılarak oluşturulmuştu. Fakat hiçbirisi işletilmedi. Buna göre Nisan ortasına kadar çıkacak yasanın taslağı olacaktı. Önce İmralı’ya gidilecek, orada Önder Apo, oradaki arkadaşlar tartışacaklardı. Sonra görüşler, taslak bize gelecekti. Hareketimizin yönetimi bunu tartışacaktı. Sonuçta görüşlerini temsilcileriyle birlikte Önder Apo’ya, İmralı’ya aktaracaktı. Orada bir karara varılarak Nisan sonunda bazı temel yasalar çıkacaktı.

‘YOL HARİTASI OLUŞTURULDU, BİZE HAZIRLIKLI OLUN DENİLDİ, HİÇBİR ŞEY GELMEDİ’

Bu kadar net, somut bir yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede oluşturuldu. Bize (bilgi) iletildi ve bize denildi ki hazırlıklı olun. Taslak geldiğinde geç kalmasın, görüşlerinizi belirtin diye. Yönetimimiz de ona göre hazırlıklı oldu, bekledik. Fakat hiçbir şey gelmedi. Nisan ortası geçti, Nisan sonu geçti, Mayıs ortası oldu. Yine bir şey gelmediği gibi bu sefer el altından bazı rahatsızlıklar, daha doğrusu bize dönük eleştiriler duymaya başladık. Özel savaş basını bazı şeyleri köpürtüp ortaya atmaya başladı. Örgüt şunu yapmıyor, bunu yapmıyor. Yol haritası belirlemiyorlar. Adım atmıyorlar, şu olacak, bu olacak diye. Doğrusunu söylemek gerekirse şaşırdık biz. Bu iş böyle olmaz, böyle yürümez. En kısa vadeli bir planlama bile yürümüyor ve arkasından bu tür tartışmalara vesile oluyorsa biz bu kadar ağır sorunları nasıl çözeceğiz? Ciddi olmak lazım. Gerçekten de herkes ciddi olmalı.

‘DÜZENLİ BİR İLETİŞİM YOK’

Şimdi Mayıs sonuna geldik. Parti heyeti yeniden görüşmeye gitti. Ne görüşüldü, bu geçmiş iki ayın ya da yakın zamanda nelerin olduğu nasıl tartışıldı, bu durum nasıl izah edildi? Özellikle de tasarısını hazırlayacak, iletişimi sağlayacaklar tarafından nasıl izah edildi bilemiyoruz. Açıklamalar olursa göreceğiz. Ne kadar açıklama olacak, ne kadar bilgi sahibi olacağız, o da biraz tartışma konusu. Çünkü gerçekten de durum şöyle; düzenli bir iletişim yok. Sağlıklı bir ilişki olamıyor. Hat var, iletişim sağlanıyor deniliyor. Evet, geçen süreçte 8-10 yıl tam mutlak tecrit uygulandı. İmralı’da neler olduğundan hareket ve halk olarak, dünya kamuoyu olarak hiçbir bilgi alamadık. Yasal, hukuki şeylerin hiçbirisi uygulanmadı. Bu son zamanlarda barış ve demokratik toplum süreciyle birlikte o biraz aşıldı, kırıldı işin doğrusu. Daha önce İmralı heyeti de şöyle diyordu, ayda bir görüşme oluyor. Bazıları şuna itiraz ettiler, eleştirdiler: Ayda bir ya da daha uzun bir süre bir heyetin gidip birkaç saat tartışma yapmasıyla bu ağır sorunlar nasıl çözülecek? Bu doğru. Gerçekten de o ciddi bir iletişim durumu değildi. Bu son zamanda ise o bile olmadı. Niye öyle bir yol haritasıyla bize geldiler? Neden yaptıkları yol haritasını uygulamadılar? Şimdi niye tekrar görüşmeyi başlattılar? DEM Parti heyetini götürdüler? Doğrusu biz de anlamaya çalışıyoruz. Kamuoyu, herkes de anlamaya çalışmalı.“

BAHÇELİ’NİN KOORDİNATÖRLÜK ÖNERİSİ VE YOL HARİTASI

Duran Kalkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 5 Mayıs’ta Abdullah Öcalan için gündeme getirdiği “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” ve daha sonra yayımladığı 7 maddelik bir yol haritası hakkında da konuştu. Kalkan, şunları dile getirdi:

5 Mayıs açıklaması gerçekten de önemliydi. Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü önemli bir tanımlamaydı. Anladık ki üzerinde durulmuş, düşünülmüş, araştırılmış, kararlaştırılmış bir şey. Süreci doğruya yakın tanımlıyordu. Önder Apo’nun yılbaşından bu yana, aslında geçen Şubat’tan bu yana ortaya koyduğu çözüm önerileriyle örtüşüyordu. Siyasal aktör olma, işin yürütücüsü olma konusundaki çağrılarıyla örtüşüyordu. ‘Siyaset yapsın’ dedi, ‘hukuk yapmıyorsa parti liderleri sorumluluk üstlensin’ dedi. Çünkü şunu söyledi; ‘Mevcut koşullarda yapabileceğim bu kadardır. Bundan fazla benim barış için, demokratikleşme için iş yapmam isteniliyorsa o zaman çalışma ortamım oluşturulmalı. Bu ortamla, bu koşullarda olmaz. O işleri yapacağım koşullar oluşturulmalı.

Bu durumla örtüşüyordu 5 Mayıs tanımlamaları, konuşması. Fakat daha sonra 18 Mayıs mıydı, yazılı olarak Devlet Bahçeli adına sözde 7 maddelik bir yol haritası diye ortaya kondu. Biz de inceledik, değerlendiriyoruz. Kelimenin anlamıyla diyorlar ya; dağ fare doğurdu! Ona benzer bir durum. 5 Mayıs açıklamasıyla diğeri örtüşmüyor. Aynı değil. 5 Mayıs açıklamasından sonra hemen AKP sözcüleri tepki gösterdiler. Statü yok, hat var, bilmem öyle bir şey olmayacak diyerek bir sürü ortalığı karıştırdılar. Öyle anlaşılıyor ki müdahale oldu.

Toplum, kamuoyu şöyle diyordu: Bahçeli güzel söylüyor ama hiçbiri uygulanmıyor. Şimdi şöyle derler: Bir öyle söylüyor, bir öyle. Sözleri birbirini hiç tutmuyor. Mesela ilk gün, 22 Ekim 2024 tarihinde Bahçeli Meclis kürsüsünden umut hakkı çağrısı yaptı. Mesela bu yol haritasında umut hakkı kavramı bile yok. Demokratik siyaset çağrısı yaptı. ‘Gelsin Meclis’te konuşsun’ dedi. Şimdi demokratik siyaset, siyaset hakkı hiç yok. Birçok şey önceki konuşmalarından uzakta. Örneğin Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü. Siyasetle ilgili siyasi şey olacaktı. Sonunda incelendiği zaman ortaya PKK’yi tasfiye koordinatörlüğü çıkıyor. Ondan sonra da biri dönmüş diyor, tutukluluk hakkı saklı kalsın. PKK’yi dağıttıktan sonra tekrar eski durumuna da devam etsin. Gerçekten böyle miydi? Bahçeli hiç durmadan Kürt-Türk kardeşliğinden söz etti. Metninde Türk-Kürt kardeşliğinin esamesi bile yok. Kürt bir yerde var. O da olumsuz anlamda var, yergi anlamında var. Böyle olmaz. Tehdit var.

‘SÜREÇTE KARARLIYIZ’

Biz gerçekten de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kararlıyız. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na bağlı kaldık hareket olarak. Önemsedik, ciddiye aldık. Bunda kararlılıkla da yürüyeceğiz. Kim ne yaparsa yapsın. Ama böyle aba altından sopa gösterir biçimde bizi tehdit etmeye kalkmak kabul edilir, bu süreçle bağdaşır bir durum değil. Yol haritası ise hiç bu kadar tartışma yapmaya, bu kadar muğlaklaştırmaya gerek yok ki. Gerçekten tutarlılarsa, gerçekten Türkiye’de biraz demokrasi olsun, Kürtle diğerleri de öteki olmasın, adı olsun, bu ülkede bu devlete vatandaş olarak yaşasın, bu konuma gelsin isteniliyorsa bu kadar muğlaklaştırmaya, karıştırmaya gerek yok ki. Çok net mesela ben bir yol haritası sunabilirim.

‘DEMOKRATİK SİYASETİN ÖNÜ AÇILSIN’

Demokratik siyaset yasaları çıksın. Örneğin özgürlük yasası olsun. Başta Önder Apo olmak üzere. Önder Apo’ya statü deniliyor ya. Evet, Önder Apo’nun özgür yaşar, çalışır koşullara kavuşmasını sağlayan bütün şey için bir yasal şey. Bunu Nisan ayında yapacaklardı. Çıksın, Önder Apo siyaset yapmaya başlasın. Demokratik siyasetin önü açılsın. Siyasi hareket başlatsın. Ondan sonra Avrupa’dan da dağdan da herkes koşar Önder Apo’nun yanına gider. Hiç kimsenin şöyle mi götürürüz, böyle mi götürürüz, gelirler mi, gelmezler mi tartışması yapmasına gerek yok. Kendilerini yormalarına, boşu boşuna enerji harcamalarına gerek yok. Gelirler mi gelmezler mi o zaman görürüz. Bizim yol haritamız da budur. Böyle olmadığı müddetçe olmaz. Demokratik entegrasyonsa bu Önder Apo’dan başlasın.

MAHKEMENİN CHP KARARI: ‘KÜRT SORUNUYLA, SÜREÇLE BAĞLANTILI’

Duran Kalkan, mahkeme kararıyla CHP’nin 38. Kurultayının iptal edilmesi ve Özgür Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun atanması konusundaki gelişmeleri de değerlendirdi. Kalkan, şunları dile getirdi:

“Antidemokratik bir tutum, baskıcı bir tutum. Şunu söylememiz lazım. Siyaset üzerindeki askeri vesayet olmamalı. Ama yargı vesayeti de olmamalı. Bu AKP polisi, istihbaratı kötü kullanıyor. Ama yargıyı çok daha kötü kullanıyor. Siyasallaşmanın da ötesinde, savaşın da ötesinde. Eskiden darbeler ordu karargâhında, genel karargâhta, Genelkurmaylıkta planlanır, yapılırdı. Üniformalı kişiler tarafından. Şimdi darbeler yargı odalarında, cübbelilerin olduğu yerlerde planlanıyor. Onlar eliyle yapılıyor. Ben çok iyi hatırlıyorum. Tayyip Erdoğan’a seçim yasağı konuldu. Dört ay hapse koydular. O zaman siyaset üzerinde yargı vesayeti olmamalı diyen birinci kişiydi Tayyip Erdoğan. Mücadele etti kendine göre. Karşı çıktı, böyle demokrasi olmaz dedi. Şimdi yargı kendi eline geçince herkes görüyor. Rakiplerini bastırıyor. Öyle sıradan bir şey yapmıyor. Kendisinin yerine geçmeye aday, karşısında kendine rakip olmuş kim varsa üzerine gidiyor. Herhalde bu âlem ahmak değil. Bunun ne anlama geldiğini, ne ifade ettiğini bilir.

Türkiye’nin demokrasisiyle Kürtlerin özgürlüğü etle tırnak gibi birbirine bağlı. Kürt’e dayatılan soykırımla Türkiye’deki faşist baskı ve sömürü de etle tırnak gibi birbirine bağlı. Oradan kaynaklanıyor. Mevcut durum da öyle. Evet, bir iktidar alternatifi oldular. AKP’nin iktidar mücadelesinin bir tezahürü denebilir. CHP’yle kavgası, Özgür Özel CHP’siyle ve bugünkü mutlak, mutlan denen durum. İşte polis zoruyla girdiler. Utanç verici bir durum. Siyasete yakışmıyor aslında. Siyaset, toplumun hayatı işlerinin birlikte kararlaştırılıp yapılması işi dedi. Önder Apo öyle tanımladı. Biz de politikayı, siyaseti böyle anladık ama bu olayları görünce insan o bilgilerle pratiğin hiç benzeşmediğini görüyor. Bir yanı o. Fakat diğer yanı kesinlikle Kürt sorunuyla, bu süreçle bağlantılı işte.

Özgür Özel Kürtlerden söz etti. Kürt halkı dedi. Kürtlerin hakları dedi. Devlet Bahçeli hemen tepki gösterdi. Biz onu gördük, dinledik. Gözümüz açık, aklımız var. Bir şey sulandırma dedi. Ne Kürt’ü? Zaten son yedi maddelik yol haritasında Kürt’ün şeysi bile yok. Var yok Türk milleti. Her şey Türk milleti. Öyle olmaz ki. Özgür Özel’e öyle geliyor. Ne diyeceğiz? Özal’ın başına gelenleri biliyoruz. Erbakan’ın başına gelenleri biliyoruz. Onların hepsinin başına, Kürt sorununa yaklaşımlarından dolayı bu sonuç geldi. Özgür Özel’e de aynı şey yapılıyor o dediklerinin üzerine. Bu bağı görmek lazım. Bu bakımdan geri adım atmamaları önemli. Sürece sahip çıkması önemli. Özgür Özel ve ekibinin kendilerini geliştiren, canlı kılan da bu oldu. Bu temelde direnirlerse kesinlikle demokratik direniştir direnişleri. Bu temeldeki direnişleri. Ama sulandırılırsa, neden bunu uyguladı AKP sorusuna doğru cevap vermez de başka yerlerde arar, Türkiye’nin temel sorunlarından sapma yaşarlarsa o zaman koltuk kavgasına dönüşür. Ona da kimse destek vermemeli tabii. Kimse alet olmamalı. Herkes uyanık olmalı, dikkatli olmalı. Ne yapıldığına bakmalı.”

Benzer Haberler

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz