Trump’ın aday gösterdiği Kevin Warsh, ABD Merkez Bankası Başkanlığı görevine resmen başladı. Trump’ın enflasyon ve faiz konuları gibi kritik başlıklarda kendisinden büyük beklentileri var; ekonominin gerçekleri ile politik istekler arasında Warsh’ı zor tercihler bekliyor.
HABER MERKEZİ – ABD Başkanı Donald Trump’ın aday gösterdiği Kevin Warsh, Beyaz Saray’da düzenlenen törenle yemin ederek ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı görevine resmen başladı.
Beyaz Saray’daki törende konuşan Trump, Warsh’un eğitim geçmişi ve kariyerine dikkati çekerek, yeni Fed Başkanı’nın görevini “tam bağımsızlık içinde” yürütmesi gerektiğini söyledi.
Warsh’un Fed’e liderlik etmek için uygun isim olduğunu savunan Trump, “Kevin’den daha donanımlı biri yok. Onun tamamen bağımsız olmasını istiyorum. Kendi kararlarını alsın, harika bir iş çıkarsın. Bana ya da başkasına bakmasın, bildiğini yapsın” dedi.
Yemin ederek görevine başlayan Kevin Warsh ise Fed’in karşı karşıya olduğu ekonomik zorlukların farkında olduklarını belirterek, çözüm odaklı bir yönetim anlayışı izleyeceklerini söyledi.
ABD ekonomisinin daha güçlü ve küresel ölçekte daha güvenli bir konuma taşınabileceğini kaydeden Warsh, bu hedef doğrultusunda geçmiş deneyimlerden ders çıkaracaklarını belirtti.
Warsh, “Başarı ve hatalardan ders alarak, durağan yaklaşımları geride bırakıp dürüstlük ve performans temelinde net standartları koruyan, reform odaklı bir Fed’e liderlik edeceğim” ifadelerini kullandı.
WARSH ZOR İKİLEMLE KARŞI KARŞIYA
Kevin Warsh’ın göreve başlaması, Fed tarihinde yaklaşık 39 yıl sonra yaşanan dikkat çekici gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.
56 yaşındaki Warsh, en iyi adayların bir yıl süren kamuoyu önündeki değerlendirme sürecinin ardından Trump’ın desteğini kazanarak bu göreve seçildi.
Bu süre zarfında, yeni başkan, 2011’de Fed’in tahvil alımına karşı çıkarak eski valilik görevinden ayrıldığı sırada yolunu kaybetmeye başladığını savunduğu merkez bankası için iddialı reform hedefleri belirledi. Ancak şimdi, ilk ayları, enflasyonun Fed’in yüzde 2’lik hedefinin daha da ötesine geçmesini engellemek için faiz oranlarını yükseltmek mi yoksa enflasyonla mücadeledeki güvenilirliğini baştan riske atmak mı gerektiği gibi daha acil bir ikilemle geçebilir.
Warsh, Senato onay oturumunda, “Enflasyon, Fed’in tercihi” dedi ve kısa vadeli faiz oranları üzerindeki kontrolünün, harcamaları artırmak veya azaltmak ve böylece enflasyonu Fed’in hedefinde tutmaya çalışmak için kullanabileceği bir kaldıraç olduğunu belirtti. Fed, beş yıldan fazla bir süredir hedefini tutturamadı ve şu anda hedefin bir puan üzerinde seyrediyor.
WARSH’I BEKLEYEN ZOR SEÇİMLER
Reuters’ın analizine göre, ABD’de enflasyonu tekrar düşürmenin yolları, bazen Trump yönetiminin politikaları ve hedefleriyle, bazen de Fed’in diğer bir hedefi olan azami istihdamla çelişen zorlu seçimler gerektirebilir. Warsh, Fed’in 11. başkanı olarak göreve başladığı ilk günden itibaren, artan enflasyon endişesinin bir işareti olarak faiz oranlarını yükseltmeye başlayan küresel tahvil piyasasına, daha yüksek faiz oranlarına ihtiyaç duyulabileceği beklentisini oluşturmay abaşlayan Waller gibi meslektaşlarına ve geçmişte faiz artırımlarını ekonomik programına yönelik siyasi bir saldırı olarak gören ve Powell’ı borçlanma maliyetlerini düşürmediği için sert bir şekilde eleştiren Trump’a karşı tetikte olacak.
Warsh’ın, Trump’ın Fed Başkanı Lisa Cook’u görevden alma yönündeki henüz sonuçsuz kalan girişimine ilişkin Yüksek Mahkeme’nin yakında vereceği karar da dahil olmak üzere, Fed’i çevreleyen devam eden anlaşmazlıklara ilişkin yorumları ve yaklaşımı, Powell’ın Fed’in bağımsızlığını kararlı bir şekilde savunmasıyla yakından izlenecek ve karşılaştırılacak.
Fed’in bir sonraki toplantısı 16-17 Haziran’da yapılacak ve bu toplantıda politika yapıcılar faiz oranları ve yeni bir politika bildirisi üzerinde oylama yapacak ve ayrıca yeni ekonomik tahminler sunacaklar.
Warsh’ın ilk önemli kararlarından biri, yıl sonu itibariyle faiz oranlarının nerede olacağını düşündüğüne dair bir “nokta” sunup sunmayacağı olacak. Bunu yaparak, görüşlerinin “grup düşüncesi” nedeniyle eleştirdiği meslektaşlarından çok farklı olup olmadığını veya halihazırda ABD uzun vadeli faiz oranlarını yükselten piyasaları daha da karıştırabilecek görüşleriyle aykırı bir kişi haline gelip gelmeyeceğini ortaya koyacak.







