ABD-İran görüşmelerinde taraflar tutumlarında ısrar ederken arabuluculuk konumunu sürdüren Pakistan’ın Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Tahran’a hareket etti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimde ABD’yi sorumlu tutarak ‘görüşmelerin ana ekseni’ni oluşturduğunu söyledi.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş, 40’ıncı gününde ilan edilen ateşkesle yerini olası bir çözüm için diplomatik çabalara bıraktı. 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesten hemen sonra 11 Nisan’da taraflar ilk kez Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yüz yüze görüşmeler yaptı, bu görüşmeden sonuç çıkmaması üzerine aradan geçen sürede arabulucu Pakistan aracılığıyla dolaylı görüşmeler sürüyor. Ancak 8 Nisan’dan bu yana umulan bir uzlaşmaya varılmış değil. Bunda tarafların ileri sürdüğü şartlarda ısrar etmesi etkili oluyor.
Geçen sürede taraflar karşılıklı olarak tekliflerini birbirlerine iletti. Son teklifler ise geçen hafta sonundan beri masada. ABD’nin İran’a sunduğu 5 maddelik yeni teklife karşılık İran 14 maddelik yeni bir teklifle karşılık verdi. Ancak teklifler, daha önce karşılıklı kabul görmeyen maddeleri içeriyor ve bu da görüşmelerde ilerlemenin kaydedilmesini zorlaştırıyor.
Hamaney: Başka cepheler açılacaktır | Trump’tan İran’a yine ret: ‘Yarınki saldırı ertelendi’
ABD ve İran, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontroller konusunda karşıt tutumlarını sürdürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin sonunda İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu geri alacağını söyledi. Washington, bu uranyumun nükleer silah yapımında kullanılacağına inanırken, Tahran ise tamamen barışçıl amaçlar için olduğunu savunuyor.
Trump, dünkü açıklamasında, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu hakkındaki görüşlerini tekrarladı: “Onu alacağız. Ona ihtiyacımız yok, onu istemiyoruz. Muhtemelen aldıktan sonra onu yok edeceğiz, ama onların sahip olmasına izin vermeyeceğiz.”
Trump ayrıca, savaştan önce dünyanın petrol ve doğalgazının beşte birinin geçtiği boğazın kullanımı için Tahran’ın ücret talep etme niyetine de sert tepki gösterdi. Trump, “Açık olmasını, ücretsiz olmasını istiyoruz. Geçiş ücreti istemiyoruz. Burası uluslararası bir su yolu” dedi.
Trump, İran liderliğinden “doğru yanıtları” alamaması halinde, ABD ve müttefiki İsrail’in Şubat ayı sonlarında başlattığı İran’a yönelik saldırılara yeniden başlamaya hazır olduğunu da tekrarladı.
ASIM MUNİR TAHRAN’A GİDİYOR
Bu arada arabulucu Pakistan çabalarını sürdürüyor. İran resmi haber ajansı IRNA’nın diplomatik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Tahran’a hareket gitti. Munir’in İranlı üst düzey yetkililerle bir araya geleceği belirtildi.
Pakistan İçişleri Bakanı Seyyid Mohsin Naqvi, 20 Mayıs’ta Tahran’ı ziyaret ederek, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İçişleri Bakanı İskender Mumini ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile görüşmeler gerçekleştirmişti. Naqvi’nin ziyaretinin, sonucuna göre, sürecin arabulucusu Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Munir’in Tahran’a gidebileceği ifade edilmişti.
BEKAYİ MADDELERİ AÇIKLADI: ‘GÖRÜŞMELERİN ANA EKSENİ’
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de bir açıklama yaptı. Pakistan’ın aracılığıyla ABD ile süren mesaj alışverişinin devam ettiğini ve İran’ın savaşı sona erdirmeye ve açık taleplerini yerine getirmeye odaklandığını belirtti.
Bekayi, “Tahran’ın ana odağı, Lübnan dahil tüm cephelerde savaşı sona erdirmek, dondurulmuş varlıkları serbest bırakmak ve İran gemilerine yönelik taciz eylemlerini ve deniz korsanlığını durdurmaktır” ifadelerini kullandı.
Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi’nin, hala Tahran’da bulunduğunu aktaran Bekayi, şöyle devam etti:
“Pakistan İçişleri Bakanı’nın varlığı, mesaj alışverişini kolaylaştırmak ve taraflar arasında gönderilen metinleri açıklığa kavuşturmak için ek açıklamalar sağlamak içindir. Karşı tarafın son bir buçuk yıldaki olumsuz siciline rağmen İran müzakereler yolunu ciddiyetle ve iyi niyetle sürdürüyor ancak ABD’nin niyetine karşı makul ve güçlü bir şüphe duyuyor.”
ABD’nin İran gemilerine müdahalelerinin Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda gerginliğe yol açtığını ve bununla birlikte dünyanın her yerinde enerji ve yakıt tedarik zincirini de aksattığını ifade eden Bekayi, “Uluslararası toplum, Washington’a ‘deniz korsanlığı’ ve uluslararası normları ihlal eden davranışlara son vermesi için baskı yapmalıdır. Bu konu, İran tarafından görüşmelerin ana eksenlerinden biri olarak ciddi şekilde ele alınmaktadır” diye konuştu.
‘TRUMP’IN TEHDİT SÖYLEMLERİNİN İRAN’IN POLİTİKALARINI ÜZERİNDE ETKİSİ YOK’
ABD Başkanı Donald Trump’ın, saldırı tehditlerine dair ise Bekayi, “Tahran’ın ana odağı yalnızca ulusal hedefler ve çıkarlardır ve bu tür tehdit edici söylemlerin İran’ın makro düzeydeki kararlar ve politikaları üzerinde hiçbir etkisi yoktur” ifadelerini kullandı.
RUBIO: BAZI OLUMLU İŞARETLER VAR
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise dün İran ile görüşmelerde “bazı olumlu işaretler” olduğunu söyledi. Rubio gazetecilere verdiği demeçte, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti sistemi uygulaması halinde diplomatik bir çözümün mümkün olmayacağını söyledi. Ancak görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildiğini de sözlerine ekledi. Rubio, “Bazı olumlu işaretler var. Aşırı iyimser olmak istemiyorum… Bu yüzden önümüzdeki birkaç günde neler olacağını görelim” diye konuştu.
İRAN TARAFLAR ARASINDAKİ FARKIN DARALDIĞINI DÜŞÜNÜYOR
Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir İranlı kaynak ise, henüz bir anlaşmaya varılmadığını ancak aradaki farkların daraldığını belirterek, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün hâlâ anlaşmazlık noktaları arasında yer aldığını kaydetti.
İki üst düzey İranlı kaynak ise, İran’ın dini lideri Mücteba Hameney’in uranyumun yurt dışına gönderilmemesi yönünde bir direktif verdiğini söyledi. Bu, ABD ile konu hakkındaki görüş farklılığının devam edeceğini gösteriyor.
İran Devrim Muhafızları da, saldırıların yeniden başlaması halinde bunun bölgenin ötesinde misillemelere yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
TARAFLAR KONUMLARINI KORUYOR – YENİ İHTİMALLER KONUŞULUYOR
Tahran’dan gelen açıklamalar, İran’ın, Trump’ın daha önce reddettiği şartları büyük ölçüde tekrarladığını gösteriyor. Bunlar arasında Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, savaş hasarı için tazminat, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve ABD birliklerinin çekilmesi talepleri yer alıyor.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı dün bir kez daha Tahran’ın boğaz üzerindeki egemenlik iddiasını yineledi.
Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise, savaş amaçlarının İran’ın bölgesel milislere verdiği desteği azaltmak, nükleer programını ortadan kaldırmak, füze yeteneklerini yok etmek ve İranlıların yöneticilerini devirmesini kolaylaştırmak olduğunu duyurmuşlardı.
Ancak İran, bugüne kadar silah yapımına yakın zenginleştirilmiş uranyum stokunu ve komşularını füzeler, insansız hava araçları ve vekil milislerle tehdit etme kabiliyetini korudu.
8 Nisan’da ilan edilen ateşkesten bu yana çıkmaza neden olan bu karşıt konumların aşılması ve savaşın sonlandırılması için bazı ihtimaller de gündemde. Buna göre, tarafların öncelikle savaşın sonlandırılması ve devam eden gerilimin düşürülmesi için bir mutabakata varabileceği konuşuluyor. Ancak dile getirilen bu mutabakatın, Hürmüz Boğazı ve Tahran’ın nükleer programı gibi ihtilaflı başlıklardan ziyade, öncelikli olarak savaşın sonlandırılması niyetine dair olacağı belirtiliyor. Bu mutabakat çerçevesinde ihtilaf konusu olan konuların ise daha sonra belirlenecek bir zaman diliminde ele alınması konusunun görüşüldüğü kaydediliyor.
ABD-İran anlaşması iddiası | Ateşkes taslağının maddeleri ortaya çıktı







