Şam ile entegrasyon görüşmelerinin detaylarını açıklayan DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Ankara’ya gitmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin soruya, “Bu tür planların hazırlık aşamasında olduğunu söyleyebiliriz” yanıtını verdi. Abdi, Öcalan ile görüşme ihtimali için ise, “Olabilir” dedi.
HABER MERKEZİ – Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Suriye geçici hükümetiyle 29 Ocak’ta varılan anlaşma çerçevesinde devam eden entegrasyon sürecine, Türkiye ile ilişkilere ve Abdullah Öcalan ile irtibatlarına dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Rojava’da tabelalar iki dilli olacak | Mazlum Abdi: Kürtçe bizim için en temel konu
Abdi, Al Monitor’dan gazeteci Amberin Zaman’a konuştu. Röportajdan bazı sorulara verilen yanıtlar şöyle:
Al-Monitor: Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa ile 29 Ocak’ta revize edilen entegrasyon ve ateşkes anlaşmasını imzalamanızın üzerinden dört ay geçti. Rojava önemli ölçüde küçüldü, ABD kuvvetleri bölgeden çekildi ve merkezi hükümetle entegrasyon görüşmeleri sürüyor. SDG komutanı olarak bu süreçte ne yaptınız, öncelikli odak noktanız ne? Pek çok kişi bunu merak ediyor.
Öncelikli odak noktamız Şam ile yaptığımız entegrasyon anlaşmasının doğru biçimde hayata geçirilmesidir. Bu çerçevede hem askeri kuvvetlerimizin Suriye ordusuna entegrasyonu hem de özerk yönetime bağlı kurumların entegrasyonu yürütülmektedir. Bu sürecin adil ve hakkaniyetli bir şekilde tamamlanmasını istiyoruz. Süreç boyunca temel önceliğimiz, Kürt bölgemizin kendine özgü niteliklerinin korunması ve gözetilmesidir.
Al-Monitor: Biraz daha ayrıntı verebilir misiniz?
Oldukça kapsamlı bir süreç. Farklı dosyaları ele alan ayrı ekiplerimiz var. Örneğin askeri entegrasyonla ilgilenen ekip; Sipan Hemo da bu ekipte yer alıyor. Ayrıca özerk yönetimin diğer birimlerinin entegrasyonuyla ilgilenen meslektaşlarımız var. Asayiş’i örnek verelim: Şam ile, Asayiş’in Kürt çoğunluklu bölgelerde yapısını koruyacağı konusunda mutabık kalındı. Tüm Asayiş yetkilileri ve personeli görevlerini sürdürecek, Suriye devletiyle bütünleşerek devletin bir parçası haline gelecek. Yaklaşık 15.000 kişiden söz ediyoruz.
Aslında üzerinde mutabık kaldığımız iki temel ilke var. Özerk yönetimin hiçbir çalışanı işten çıkarılmayacak ya da “diskalifiye” edilmeyecek; herkes görevini sürdürecek ve ücretlerini ilgili bakanlıklardan almaya devam edecek. Yaklaşık 50.000 kişiden söz ediyoruz.
İkinci ilke ise şu: Kürt çoğunluklu bölgelerde yerel yönetim, yerel halk tarafından yürütülecek; karma nüfuslu bölgelerde ise yönetim uzlaşı temelinde paylaşılacak. Karma bölgelerden kastım, Arap, Kürt, Hristiyan ve başka toplulukların bir arada yaşadığı Haseke gibi yerler. Kobani’ye bağlı Sirrin ve Şêxler adlı iki ilçe Arap çoğunlukludur. Serêkaniyê de böyle. Bu tür bölgelerde Arapların halk iradesine dayalı olarak yönetimde söz sahibi olması gerekiyor. Afrin’in durumu biraz daha hassas çünkü Türk devleti hâlâ orada varlığını sürdürüyor. Ancak Afrin tartışmasız biçimde Kürt bir bölgedir; Afrin çevresindeki Şehba bölgesi de öyle. Halep’teki Şêxmeqsûd ise Kürt çoğunlukludur.“
Al-Monitor: Suriye hükümeti size çeşitli görevler teklif etti ancak hiçbirini kabul etmediniz. Neden?
Abdi: Önceliğimiz bu entegrasyon çalışmasını tamamlamak. İkinci neden ise Kürt birliğini pekiştirmenin de öncelikli hedeflerimizden biri olması.
Al-Monitor: Kürdistan Ulusal Kongresi (KUK) ile mi kastediyorsunuz?
Abdi: Onlar ve diğer partilerle.
Al-Monitor: Anladığım kadarıyla Haseke’den ulusal seçimlerde Kürtlere ayrılması planlanan dört sandalyeden ikisini KUK’a vermeyi önerdiniz ve KUK kabul etti.
Abdi: Bu konuda uyum sağlamak için çalışıyoruz.
Al-Monitor: Yeni bir siyasi parti kurduğunuz doğru mu?
Abdi: Hayır. Bu talep halktan geliyor ve biz de bu nedenle değerlendiriyoruz. Ancak açıkçası şu an öncelik listemizin en üstünde yer almıyor.
Al-Monitor: Entegrasyona geri dönelim. Hükümet, Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) entegrasyon sürecine dahil edilmesi taleplerini kabul etmiyor. Özerk yönetim tarafından verilen ortaokul ve lise diplomalarının tanınacağı defalarca dile getirildi; ancak hiçbir şey ilerlemiyor. Şam, bu dört ayda somut olarak ne yaptı?
Abdi: Askeri kuvvetlerin entegrasyonu plana uygun ilerliyor. SDG güçlerinden oluşacak ve SDG komutanları tarafından yönetilecek dört askeri tugayın kurulması konusunda mutabık kalmıştık. Bu tugayların oluşturulması ve resmi olarak tanınması aşaması büyük ölçüde tamamlandı.
Suriye ordusu bünyesinde yeni isimler aldılar; ancak münhasıran SDG savaşçılarından oluşuyorlar. Örneğin Kobani için kurulan tugay, Kobani’de konuşlandırılmış olup Halep merkezli bir tümene bağlı. Cezire bölgesinde üç tugay daha var: biri Derik’te, biri Haseke’de, biri de Kamışlı’da. Cezire’deki tugayların tamamının koordinasyonu Ciya Kobane’nin sorumluluğunda.
Derik’teki tugaya Sasun Derik komuta ediyor, Kamışlı’daki tugayı Lokman Halil yönetiyor. Haseke tugayının komutanı Serdar Afrin, Kobani için kurulan tugayın komutanı ise Mahmut Kobane.
Al-Monitor: SDG hâlâ var mı?
Abdi: Entegrasyon süreci tamamlanana kadar SDG varlığını sürdürecek. SDG feshedilmedi.
Al-Monitor: Süreç tamamlandığında feshedilecek mi?
Abdi: Evet.
Al-Monitor: Peki sizin unvanınız ne olacak?
Abdi: Güzel soru [güler]. Halkımın arasında kalacağım. Halkımızı örgütlemeye odaklanacağız ve doğal olarak yeni yapılar oluşacak.
Al-Monitor: Eğitim meselesine ne oldu? Şam neden ayak sürüyor?
Abdi: Uygulamanın geciktiği doğru. Ancak artık birkaç gün içinde yürürlüğe girecek nihai bir anlaşmaya vardık. Buna göre bu ve gelecek öğretim yılında özerk yönetimin müfredatı kapsamında eğitim gören ve ortaokul ile lise diploması alacak çocuklarımız, bu diplomalarını Suriye devletinden alacak. Bunun yanı sıra özerk yönetim tarafından o günden bu yana verilen tüm ortaokul ve lise diplomaları Suriye devleti tarafından resmi olarak tanınacak.
Al-Monitor: Gelecek öğretim yılının ardından bölgenizdeki okullar hükümetin ulusal müfredatına mı dönecek?
Abdi: Bu meseleyi tartışmak üzere bizim ve Şam’ın temsilcilerinden oluşan ortak bir komite kuruluyor. En önemli talebimiz, Kürt çoğunluklu bölgelerde eğitimin Kürtçe olması. Ulusal müfredat uygulanacak ve Kürtçeye çevrilecek. Bu komitenin önümüzdeki iki ay içinde hükümete görüşünü bildirmesi bekleniyor.
Al-Monitor: SDG ve özerk yönetim tarafından hükümetin çeşitli pozisyonları için aday gösterilen kişilerden kaçı şimdiye kadar göreve atandı?
Abdi: Bu, Şam’ı eleştirdiğimiz başka bir konu. Birlikte mutabık kalmıştık: insanlarımız hem hükümete hem orduya katılacaktı. Çeşitli bakanlıklar ve müdürlüklerdeki pozisyonlar için 20’den fazla isim önerdik; büyük çoğunluğu özerk yönetimin eski çalışanları. Şimdiye kadar herhangi bir yanıt almadık.
Al-Monitor: Türkiye’ye geçelim. Türkiye’deki barış süreci ile Şam görüşmelerinizin iç içe geçtiği açık. Nusaybin dahil çeşitli mekânlarda Türk yetkililerle gayri resmi görüşmeler yürütüyorsunuz. Türk yetkililerle temaslarınız sürüyor mu? Birkaç hafta önce Şam’daki Türk Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile görüştüğünüz basına yansıdı.
Abdi: Basında yer alan haberler doğru değildi. Ancak Türk yetkililerle temaslarımız sürmektedir. Ayrıntılara girmeyeceğim. Bununla birlikte, Türkiye ile yürüteceğimiz her türlü görüşmeye Suriye hükümetinin de dahil olmasının daha verimli olacağına inanıyoruz. Tutumumuz bu yönde.
Al-Monitor: Nusaybin-Kamışlı sınır kapısının yeniden açılması konusunda ilerleme kaydedildi mi?
Abdi: İki hafta önce Şam’daki görüşmelerimde merkezi hükümetle sınırın yeniden açılması konusunda mutabık kaldık. Hatta bir tarih bile belirlendi. Ancak Haseke’deki adliye binasındaki tabelayla ilgili olaylar nedeniyle açılış ertelendi. Krizi yatıştırdık; açılış kısa süre içinde gerçekleşmeli.
Al-Monitor: Türkiye bu konuda ne düşünüyor? Türkiye’nin ortak sınır boyunca ağır silah bulunmasına ilişkin kaygılarını biliyoruz.
Abdi: Türkiye’nin endişelenecek bir şeyi yok. Hep barışçıl ve komşuluk ilişkilerine dayalı ilişkiler istediğimizi söyledik. Üstelik artık Suriye ordusunun bir parçasıyız.
Al-Monitor: Yakın zamanda verdiğiniz bir röportajda Ankara’ya gitmeyi düşünüp düşünmediğiniz sorulduğunda “neden olmasın?” dediniz. Türk hükümetinden resmi bir davet aldınız mı?
Abdi: Bu tür planların hazırlık aşamasında olduğunu söyleyebiliriz.
Al-Monitor: Türkiye ziyaretiniz kesinleşirse Abdullah Öcalan ile de görüşme gündemde olabilir mi?
Abdi: Evet, olabilir.
Al-Monitor: Öcalan ile en son ne zaman konuştunuz?
Abdi: Onunla telefonda konuşmadım.
Al-Monitor: Hiç yazışmadınız mı? Kendisinin size yazılı mesajlar gönderdiği geniş çevrelerde haber oldu.
Abdi: Mektuplar aldık. Sonuncusu Ocak’taki savaştan önceydi.
Al-Monitor: Öcalan’ın Suriyeli Kürtler için bir liderlik figürü olmaya devam ettiğini söyleyebilir miyiz?
Abdi: O, ulusal bir lider figürüdür ve Rojava’da onu bu şekilde gören büyük bir kesim var. Rolü önemini korumaktadır.







