BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“Mazlum’u unutmayın”

“Mazlum’u unutmayın”

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Kendi elleriyle karakola oğlunu götüren baba, oğlunun 4 kişiyi öldürdüğü suçlamasıyla yıllarca cezaevinde tutulacağını bilemezdi elbette. Adalete, hukuka güvenip ve sonra güvendiğiniz o adalete, hukuka pişman oluşunuz, büyük bir yıkımdır hakikaten ve Türkiye bu yüzden yıkılmış insanların çığlıkları, ahları ile doludur.

Akın OLGUN

Annesinin sesi bu.

Bir umut halidir unutmamak çünkü.

Eğer hukuka, adalete dair inancınızı kaybettiyseniz, elinizde kalan tek şey unutmamak, unutturmamak olur çoğu kez. Bu hem sizi güçlü kılan hem de içten içe korkutan şeydir de.

14 yaşında göz altına alınan çocuk Mazlum İçli bugün 26 yaşında bir genç olarak, 12 yıldır demir parmaklıkların arkasından bakıyor dışarıya.

Kobane davasında yargılanan çocuklardan biri olan Mazlum’a dair, yıllardır hem ailesi hem avukatları hem de demokratik kamuoyu, hukuksuzluğa karşı bir duyarlılık hattı kurmak için çabaladı, çabalıyor.

Duyarlılığımızın, çok uzun zamandır popüler olan yüzler, isimler üzerinden kabardığı gerçeği, elbette zorluyor en arkada kalanların sesinin duyulmasını.

Kendi elleriyle karakola oğlunu götüren baba, oğlunun 4 kişiyi öldürdüğü suçlamasıyla yıllarca cezaevinde tutulacağını bilemezdi elbette.

Adalete, hukuka güvenip ve sonra güvendiğiniz o adalete, hukuka pişman oluşunuz, büyük bir yıkımdır hakikaten ve Türkiye bu yüzden yıkılmış insanların çığlıkları, ahları ile doludur.

Nereye baksanız bin gözyaşı ve en çok da kendi içine doğru çöken öfkeler…

Bakmak istemeyenlerin, görmekten uzaklaşanların yükünü de taşıyorsanız hele, bir başka ağırlaşır yüzünüz. O yüzlerdeki ağırlığı, gözlere yerleşen sıkıntıyı nerede olsa fark edersiniz ve adalet bekleyen yüreğin dilini nerede olsa tanırsınız.

“Ağır yüzlüler” coğrafyasıdır bu yüzden ülke.

Yeni Yaşam Gazetesinden Reyhan Hacıoğlu ve Bedri Adanır’ın, Mazlum İçli’yi konu alan ortak haberleri önüme düştüğünde, ülkenin ötekisi olanların coğrafyasında değişen pek bir şey yok diye düşündüm önce ve sonra umudunu yitirmeyi kendine asla layık göremeyen, yakıştırmayan insanların bu coğrafyanın en büyük gücü olduğu duygusuyla, Mazlum’un annesinin sesine tutundum.

Anne Aynur İçli, Mazlum’u için “Hadi haksız, hukuksuz yere tutukladınız, bari yakın yere verseydiniz oğlumu… Tekirdağ’a, 24 saat yol sürüyor. Yılda bir ya da iki defa ancak gidebiliyorum görmeye” diyor ve adalet beklentisini, oğlunu görebileceği bir kısa mesafe için yeniden dile getiriyor. “Bari bu konuda adil olunsun“ diyen bir serzeniş, bir bekleyiş bu. Çocuğunuzu görebilmenizin bile çileye dönüştürüldüğü bir sistemde kime ne anlatacaksınız?

Adaletin en azına mecbur edilen insanların duygularında, sahip çıkmanın en büyük sevgisini bulmak, hiç şüphesiz çok güçlü kılıyor “biz” olmayı ve kendini yıkılmaz ilan eden kötülüğe karşı, insan kalabilmenin onuru, tam da buralarda var edip, çoğaltıyor kendini.

14 yaşındaki Mazlum’u, dört kişiyi öldürmekle suçlayıp, apar topar bir soruşturmayla katil ilan edip, tutukladılar.

Konjonktürel tutuklamaların, infazların ve cezalandırmaların kurbanı olarak seçiyorlar Mazlum’u ve sırtına yükledikleri suçlarla hem çocukluğunu hem gençliğini elinden çalıyorlar.

Bir insan hayatının özeti olabilir mi bu?

Geçen yılların ve elinizden alınan sevgilerin, dokunmaların, sarılmaların özeti, nasıl olur da bir cümleye sığmaya, sığdırılmaya çalışılır?

Oysa taşmalı içimizden, ses olup sanata, edebiyata, müziğe dönüşmeli adalet talebi. Kuramıyoruz uzun zamandır bunu. Üstümüze alınmadığımız o insani sorumluluklarımızdan yargılansaydık eğer, bir avuç kalırdık muhtemelen.

“…Mazlum ölümlerin yaşandığı gece Amed’in Rêzan (Bağlar) ilçesindeki olay yerinde bile değildi, 140 kilometre uzakta, Pasûr’a bağlı bir köyde yapılan düğünde bateri çalıyordu. Üstelik düğünde olduğunu görgü tanıkları, video ve HTS kayıtları ile de doğruluyordu.”

Hukuksuzluk duvarı elbette kalındı Mazlum için. Sistemin ördüğü duvar hep kalın ve yüksektir malum. Yoksul bir Kürt ailesinin beş kardeşin en küçüğü olan Mazlum’un suçsuzluğunun ne önemi vardı ki “Büyük Türkiye” fotoğrafı için?

Gelip herkesin oturabileceği bir “boş koltuk” sahibi de değildi Mazlum. Yanında görünmek popülarite sağlamadığı için, dönüp bakmadı kadraj sahipleri ne ona, ne annesinin hasretine.

Hatta, “tahliye ediliyorlar”, “teröristleri bırakıyorlar” diyen sesler, ömrünü cezaevinde geçirmiş ve cezasını yatarak çıkmış insanların yüzünü cırmalıyor ve adil olmanın evrensel insani tutumu, adam asmaca oyununda idam ediliyordu. “Beyaz” olanın boş koltuğunda “adalet” pozu verenler, maalesef Mazlum’un “tehlikeli” ilan edilen esmerliğinden uzak duruyorlardı. Ne düğünde olduğunu kanıtlayan video görüntüsü ne de HTS kayıtları bir şey ifade etmeyecekti.

“Kanıtlar sunulduktan sonra önce beraat isteyen savcı, “ne olduysa” aynı gün içinde “fikrini” değiştirip Mazlum’un cezalandırılmasını istedi. Buna rağmen mahkeme beraat kararı verdi, ama aynı savcı bu kez mahkemenin kararına itiraz etti ve itirazı kabul edildi…” diye aktarıyor gazeteciler Reyhan Hacıoğlu ve Bedri Adanır.

O savcıyı ve hakimleri düşünüyorum bir iç ses aralığında. Bir çocuğun hayatını karartabilme cüretleriyle kavga ediyorum içimde.

Kaç bin çocuk, kaç bin genç, ana, baba, kardeş, sevgili… Devlet değirmeninde öğütülenler ve hep en geride kalanların kimsesizliği… Hatıraları dört duvardan ibaret bırakılan yirmi yıllıklar, otuz yıllıklar ve çok daha fazlası.

12 yıldır oğlum suçsuz günahsız cezaevinde. Deliller vardı bir sürü, ama kabul etmediler. Düğün sahibi geldi ifade verdi, düğündeydi, evimdeydi, dedi. Taksi şoförü bile gelip ifade verdi, ‘Ben aileyi gece saat 12’de eve bıraktım’ diye… Reddettiler tüm delilleri. Daha 14 yaşında, lise birinci sınıfa giden bir çocuktu…” diyen Aynur Annenin, 12 yıldır demir parmaklıklar arasında gördüğü oğlu için “bari Mazlum’u yakın yere getirseydiniz” seslenişi ne çok şey anlatıyor hissedene.

“Bunları konuşalım ama ‘Kürt’ demeden konuşalım” istiyor bir kesim, bir kesim “kesin yapmıştır” ön kabulüyle sallıyor kafasını, bir kesim “alın size süreç” diyor ve adalet, vicdansızlığın kaleminde hükmünü bildirip, yok ediciliğini böyle meşrulaştırıyor.

Mazlum’un başına gelen ile muhalefetin her kesimine yapılan operasyonların, hukuksuzluğun arasındaki bağı kuramayan, bir yarın da kuramaz biliyorum, biliyoruz ve tam da bu yüzden ısrarla ve inatla, demokrasi, adalet, eşitlik, barış diyen annelerin sesinde birleşmenin, en büyük irade olduğu gerçeğine bağlanıp, sarılıyorum.

“Mazlum’u unutmayın” diyen annenin sesinde, sadece Mazlum’u değil, haksız, hukuksuz şekilde hayatları çalınmış, hayalleri, umutları gasp edilmiş herkes için “özgürlük” arıyor ve onu buluyorum ve 14 yaşında bir çocuğu mahkum ederek, onu beton duvarların arkasına atan o savcı ve hakimler, şimdi ne yapıyorlar diye merak ediyorum.

Aynaya bakabiliyorlar mı mesela?

Akın OLGUN kimdir?

1975 yılında Ankara’da doğdu.
1990’larda siyasi faaliyetleri nedeniyle 7 yıl cezaevinde kaldı. 19 Aralık
2000 tarihinde adına “Hayata Dönüş” denilen kanlı operasyona maruz kalan tutuklulardan biri oldu.
2002 yılındaki tahliyesinin ardından İngiltere’ye yerleşti.
Akın Olgun çeşitli haber portallarında ve sitelerinde köşe yazarı olarak, insan hak ve özgürlüklerini konu alan yazılarıyla, düzenli olarak okurlarıyla buluştu.
Cezaevi ve ölüm oruçları sürecini anlattığı ilk kitabı Adları Saklıdır dışında, Ecel Öyküleri, Karanfil Mevsimi, Kül Sesleri, Elalem, Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi isimli beş kitabı bulunmaktadır.
Olgun’un kitapları dışında İngiliz Film Enstitüsü’nün desteğiyle Kül Sesleri
ve Elalem kitaplarından uyarlanan Beyaz ve Elveda isimli kısa filmleri
yayınlandı. Ardından senaristliğini ve yapımcılığını üstlendiği kısa filmi
Fısıltılar, Feel The Reel International Film Festivali’nden ödülle döndü.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz