Serêkaniyê’de geri dönüş ve yerel yönetim planları gündemde olsa da, Türkiye destekli grupların sahadaki varlığı ve değişen demografik yapı sürecin uygulanmasını zorlaştırıyor.
Doğan Cihan
Serêkaniyê, Rojava’nın Cizre bölgesinde yer alan, tarihsel olarak “Waşokani” adıyla da bilinen köklü bir yerleşim yeri. Bölgenin önemli kentlerinden biri olan Serêkaniyê, 9 Ekim 2019’da Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) gruplarının saldırısıyla karışı karşıya kaldı. O tarihten bu yana kent, fiilen Türkiye destekli silahlı grupların kontrolü altında bulunuyor.
Bugün ise Serêkaniyê, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşma kapsamında yeniden gündemde. Anlaşma, kentin asli sahiplerinin geri dönüşünü, yerel halkın yönetime katılmasını ve güvenliğin yine bölge halkı tarafından sağlanmasını öngörüyor. Ancak sahadaki mevcut durum, bu hedeflerin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Kentte hâlâ SMO gruplarının varlığı sürerken, bu durum fiili bir çözümsüzlüğü de beraberinde getiriyor.
İşgalin ardından Serêkaniyê’nin demografik yapısında önemli değişiklikler yaşandı. Deyrizor, Rakka, İdlib, Hama ve Halep gibi farklı Suriye kentlerinden getirilen gruplar, Kürtlere ait ev, arazi ve mülklere yerleştirildi. Bu durum, kentin demografik yapısının değiştirilmesi yönünde bir politika olarak bilinen bir gerçek. Her ne kadar bu girişimin tamamen başarılı olduğu söylenemese de, etkilerinin sürdüğü açıkça görülüyor.
KENTTE KONTROL KİMDE?
Resmi söylemlerde Türkiye’nin kent merkezindeki varlığını azalttığı ifade edilse de sahadaki durum daha karışık görünüyor. Serêkaniyê’de görünürde yönetim, SMO grupları aracılığıyla yürütülüyor. Türkiye ise doğrudan görünür olmaktan ziyade, askeri ve idari etkisini dolaylı yollarla sürdürüyor.
Türkiye ordusunun Til Temir ile Serêkaniyê arasındaki hat üzerinde, M4 karayoluna yakın bölgelerde konuşlanmış askeri üsleri bulunuyor. Ayn İsa hattına yakın Ayngil el Hewa, Babil Ferac, Mekke Davud ve Karşi Aliya köyleri çevresinde konumlanan bu üsler, 2019’dan bu yana varlığını büyük ölçüde koruyor. Bu askeri varlık, Türkiye’nin bölgedeki etkisinin devam ettiğine işaret ediyor.
29 Ocak anlaşmasının ardından Türkiye’nin kent merkezindeki bayraklarını indirdiği ve askeri görünürlüğünü azalttığı gözlemlendi. Ancak bu durum, kentten tamamen çekildiği anlamına gelmiyor. Aksine, idari ve güvenlik yapılarının Türkiye’nin oluşturduğu sistem çerçevesinde yeniden düzenlendiği ifade ediliyor. Bugün Serêkaniyê’deki yapı, “Suriye Geçici Hükümeti” görünümü altında, Türkiye’nin belirleyici olduğu bir sistem olarak pratikte yürütülüyor.
İDARİ YAPILAR VE ATAMALAR
Serêkaniyê, idari olarak Heseke’ye bağlı bir ilçe konumunda. 29 Ocak anlaşmasına göre, kentin kaymakamının yerel halktan seçilmesi ve Heseke Valisi tarafından onaylanarak resmi olarak atanması gerekiyor. Ancak mevcut koşullar nedeniyle bu süreç işletilemiyor. Heseke Valisi’nin kenti ziyaret etme imkanı dahi bulunmuyor.
Buna karşın, yaklaşık iki ay önce Türkiye tarafından Abdullah el-Jash’am isimli bir kişi kaymakam olarak atandı. Arap kökenli olduğu belirtilen el-Jash’am’ın, geçmişte Baas rejiminin “Arap Kemeri” politikaları kapsamında bölgeye yerleştirilen aşiretlerden olan Maxmuri (qemmeri) olduğu ifade ediliyor. Bu atama, yerel temsiliyet ve meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
“GÜVENLİ DÖNÜŞ” TARTIŞMASI
29 Ocak anlaşması; Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’ye güvenli dönüşlerin sağlanmasını, ardından yönetim ve güvenlik yapılarının yeniden düzenlenmesini öngörüyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu sürecin önünde ciddi engeller olduğunu gösteriyor. DSG ile Suriye Geçici Hükümeti arasındaki görüşmelerde, hükümet tarafının sık sık “Serêkaniyê’nin henüz Türkiye’den alınmadığı” yönünde açıklamalar yaptığı belirtiliyor.
Öte yandan kentte yerleştirilen bazı grupların, Kürtlerin geri dönüşüne karşı çıktıkları ve mevcut durumu korumak istedikleri ifade ediliyor. Bu durum, dönüş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal ve güvenlik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
DÖNÜŞLER NE ZAMAN BAŞLAYACAK?
Resmi açıklamalara göre yakın vadede kitlesel dönüşlerin başlaması beklenmiyor. Buna rağmen, hazırlıklar sürüyor. Heseke İç Güvenlik Güçleri, Serêkaniyê’ye giden yolları kontrollü şekilde açmış durumda.
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi ise yerinden edilmiş kişilerle görüşmeler yaparak geri dönüş taleplerini kayıt altına alıyor. Komitenin verdiği bilgilere göre şu ana kadar yaklaşık 14 bin Serêkaniyêli, evine dönmek için başvuruda bulundu.







