BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“Yetmez ama evet” diyenleri pataklama

“Yetmez ama evet” diyenleri pataklama

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Doğu Ergil

Türkiye’nin demokrasiyi, refahı, hukuk devletini ve Avrupa Birliği üyeliğini aradığı ve dünyada büyük itibar kazandığı 2002-2011 yıllarında hükümetin yaptıklarını destekleyen ama yeterli bulmayan bir kitle, uygulamalara “Yetmez ama evet!” demişti. Beklentileri hükümetin çıktığı yolda devam edip Türkiye’yi içinde debelendiği “orta gelir ve orta demokrasi tuzağından” çıkarmasıydı.

AKP’nin olumlu eylemleri 2005’e kadar sürdü. Özellikle de, 07.05.2004’te Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına getirilen son cümle, TC tarihinde yapılan en önemli demokratik katkıydı: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır…”

Sonra hükümet yolundan saptı, otoriterleşti ve o ümitvar yolculuk durdu. Sonuç büyük hayal kırıklığı oldu. Muhalefet ne yapacağını bilmeden sağa sola tekme, yumruk atmaya başladı. En kolay hedef de “yetmez ama evet” diyenlerdi. Bir başka hedef de bu ülkeye çok pahalıya mâl olan “Kürt sorunu”nu çözmeye yönelik “Akil İnsanlar Heyeti” (Çözüm Süreci) girişimiydi.

Bu sahte hedefleri yeren, lanetleyen muhalefet, ne yapması gerektiğini programlayacağına tüm varlığını ve çabasını hükümetle kavgaya dönüştürdü. Onun giderek kötüleşen politikalarının yergisiyle değerli yıllar yitirdi. Gölgelerle kavga ederken iktidar bu güne kadar geldi.

Bu arada muhalefet ne yaptı. Hatırlayalım:

1/ Genelde muhalefet (özel ve ağırlıklı olarak CHP)

2013 Aralık 17/25 yolsuzluk tartışmaları döneminde bir ‘temiz siyaset’ mitingi bile yapmadı. Grup konuşmaları ile yetindiler; oysa ortam iktidara karşı bu tür toplantılara çok elverişli idi ve öyle yapsalardı 3 Bakan değil, bütünüyle hükümet istifa zorunda kalabilirdi.

2/ 2015 Genel Seçiminde AKP çoğunluğu kaybettiğinde

35 gün ‘istikşafi’ görüşmelerde zaman harcayarak seçimin yenilemesinin yolunu açtılar.

Oysa masadan erken kalkabilir, AKP ile koalisyon yerine başka formülleri deneyebilir, seçimin yenilenmesinin önünü kesmeye çalışabilirlerdi. Yapmadılar. İktidar devam etti.

3/ Bu dönemde Suruç ve Gar Katliamları oldu. Bir siyasi sorumlunun değil, bir güvenlik bürokratının bile istifasını sağlayamadılar.

4/ 2014/ 2018 ve 2023 CB seçimlerinin üçünde de kendilerinin bile yeterince beğenmediği ve oylarıyla desteklemediği adayları milletin önüne sürdüler. Hata yaptıklarını itiraf bile etmediler.

‘Ekmek için Ekmelettin’ ‘Gel Muharrem’ ve ‘7 yardımcılı Kemal’ gibi mizaha konu olacak girişimleriyle alternatif bir CB seçtiremediler. Tarihî fırsatları heba ettiler.

5/ 15 Temmuz 2016 darbe girişimini, iktidarın önceden bildiği ve önlemek yerine sonuçlarından yararlandığı açıkken sorgulamadılar.

Oyunda konu mankeni olmayı seçtiler.

15 Temmuz yargılamalarının hukuksuzluklarına bigane kaldılar, hatta arkaladılar.

6/ 2017 AYM değişikliğinde tutarlı ve bilgilendirici bir kampanya yapamadılar. Sonunda da ‘mühürsüz-geçersiz’ oyların ‘geçerli’ sayılmasına sessiz kalarak tam bir teslimiyet sergilediler. Bugüne kadar bu büyük gaf ve “günahın” hesabını vermediler.

7/ Son iki CB adaylığını parti içi hesaplara kurban ettiler.

2018’de Kemal Kılıçdaroğlu kaybedeceğini bilerek M.İnce’yi gayrı ciddi bir üslupla aday yaptı.

8/ 2014 CB Seçimlerinde, diploma konusunun üzerine gitmemeleri!

2023’de K. Kılıçdaroğlu, altılı masada küçük partilere mv rüşveti ile adaylığını kabul ettirdi. Masadaki tek oy gücü olan partiyi (İYİP’i) küstürdü, işi baştan yönetilemez hale getirdi. Yine bir tarihî fırsat heba edildi.

Bütün bu seçimlerde CB’nında aranacak hiçbir nitelik tartışması yapmadılar. Diploma konusunda geri çekilip bu konuda doğan kuşkuları giderecek ciddî bir adım atmadılar.

9/ CHP ve dönemin muhalefet partileri, 2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına “evet” oyu vererek, HDP’li vekillerin tutuklanmasının ve ardından belediyelere kayyum atanmasının hukuki ve siyasi zeminini hazırlayan sürece doğrudan katkı sağladılar. Bu süreç, özellikle HDP’li belediyelere kayyum atanmasının “sıradan” bir idari işlem haline gelmesinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.

Sürece katkı sağlayan temel unsurlar şunlardır:

Anayasaya Aykırı Olduğu Bilinerek “Evet” Denilmesi: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin teklifinin “Anayasa’ya aykırı” olduğunu bilmelerine rağmen, “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek partisine grup kararı olmaksızın destek yönünde sinyal vermiştir. Bu tutum, HDP’nin “AKP’nin tuzağına düşmeyin” çağrılarına rağmen gerçekleşmiştir.

Referandum Eşiğinin Aşılması: Dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan oylamalarda CHP’li bazı milletvekillerinin desteğiyle, teklifin referanduma gitmeden, doğrudan meclisten geçmesini sağlayan 367 sınırının aşılmasına (373 evet) olanak tanınmıştır.

HDP’li Vekillerin Hedef Alınması: Düzenleme, özellikle HDP’li milletvekilleri hakkında fezlekesi bulunan dosyaları kapsayacak şekilde dizayn edilmiştir. Muhalefet, bu değişiklikle HDP’nin meclis dışına itilmesi sürecine destek vermiş, bu da yerel yönetimlerde HDP’li belediye başkanlarının tutuklanarak yerlerine kayyum atanmasının önünü açmıştır.

Adalet Yürüyüşü’ne Kadar Geciken Tepki: Dokunulmazlıkların kaldırılması oylamasında “evet” diyen CHP, daha sonra bu süreçte tutuklanan vekiller (özellikle CHP’li Enis Berberoğlu) ve kayyum atamaları karşısında “Adalet Yürüyüşü” (2017) gibi eylemlerle tepki gösterse de, ilk aşamada alınan tutum sürecin meşrulaşmasına neden olmuştur.

Kayyumun Sıradanlaşması Süreci: 2016 yılında KHK ile belediyelere kayyum atanması resmileştirilmiş, 2016-2024 yılları arasında 150’den fazla belediyeye kayyum atanmıştır. CHP’nin dokunulmazlıkları kaldırarak meşru bir zemine oturttuğu tutum, yerel seçimlerin iptal edilip yerine kayyum atanan bir yönetim anlayışının yerleşmesine olanak tanımıştır

Bu aymazlıklar sonunda varlığını sürdüren iktidarın ve liderinin karşısında çaresiz kalan muhalefet mensupları, ikna edici alernatif politika önerileri geliştirip halk desteğini genişleteceklerine, halâ “yetmez ama evet” diyenlerle saldırıyorlar.

Ne denir; “Allah her iktidara böyle muhalefet versin!”

Doğu ERGİL kimdir?

Siyaset bilimci, akademisyen ve yazar. Uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Çalışma alanları arasında etnik kimlikler, demokrasi, siyasal katılım, çatışma çözümü ve insan hakları yer alır. Türkiye’de toplumsal barış ve Kürt meselesi üzerine hazırlanan çeşitli akademik ve saha araştırmalarında yer almıştır. 1995 yılında TOBB Başkanlık Danışmanlığı görevindeyken « Doğu Rapor »nu hazırladı. 45 kitap ve çeşitli dillerde yayımlanmış düzinelerce bilimsel makalesi ve kitap bölümü vardır.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz