Lübnan ile İsrail heyeti yarın bir kez daha görüşecek. Gündemde geçici ateşkes ve olası bir barış anlaşması olacak. Ancak Hizbullah ile İsrail’in şartları, olası bir anlaşmayı şimdiden zorlaştırıyor. Bu çıkmaz, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı arttırdığı gibi, iç savaş ihtimalini de gündeme getiriyor. Lübnan bu yıkıcı deneyimi daha önce de yaşadı. Detaylar haberde…
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın bir diğer cephesi Lübnan’dı. İran destekli Hizbullah İran’a destek amacıyla İsrail’e yönelik saldırılara yeniden başladı ve İsrail de Hizbullah’ı gerekçe göstererek Lübnan’da hava ve kara operasyonlarına başladı. 2 Mart’ta başlayan Lübnan’daki savaş, bu güncel gerekçelerin yanı sıra on yıllara dayanan bir geçmiş ihtilafa da dayanıyor.
‘Rutinleşen savaş cephesi’: Lübnan | Lübnan’da savaşın bir ayı geride kaldı
Lübnan ve İsrail heyetleri, 34 yılın ardından 14 Nisan’da ABD’nin arabuluculuğunda Washington’da yüz yüze görüşme yaptı ve ardından 16 Nisan’da 10 günlük geçici bir ateşkes ilan edildi. Bununla birlikte İsrail ile Hizbullah’ın karşılıklı ihlalleri sürüyor ve çatışmalar ancak kısmen durabilmiş durumda.
Lübnan ve İsrail heyeti yarın bir kez daha Washington’da görüşecek ve görüşmede ateşkesin uzatılması ile kalıcı barışın olanaklarının ele alınması bekleniyor. Fakat bu kolay olacak gibi görünmüyor. Zira savaşın bir tarafı olan Hizbullah, her ne kadar ateşkesi kabul ettiğini duyurduysa da, İsrail ile herhangi bir görüşmeye karşı.
Hizbullah, İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesini şart koşuyor ve aksi halde savaşmaya devam edceğinin mesajını veriyor. İsrail ise, Hizbullah’ın silahsızlanmasını en öncelikli şart olarak ileri sürüyor. Lübnan heyetiyle görüşmelerde de İsrail ile ABD’nin temel önceliği Hizbullah’ın silahsızlandırılması. Bu, mevcut görüşmelerin sonuç almasının ne derece zor olduğunu göstermekle birlikte, Lübnan hükümeti üzerindeki baskının düzeyini de gösteriyor.
Lübnan hükümeti, bir yandan işgal edilen bölgelerden İsrail’in çıkmasını istiyor öbür yandan ise Hizbullah’ın silahsızlanması meselesini kabul ediyor. Ancak uzun yıllardır iç çatışmalardan, güvenlik risklerinden, ekonomik krizlerden ve merkezi otoritenin yoksunluğundan muzdarip Lübnan hükümeti, İsrail ve Hizbullah ile baş edebilme kapasitesi sınırlı. Buna rağmen Batı destekli Lübnan hükümeti İsrail ile görüşmeleri bir fırsat olarak görüyor ve ülkenin yaşadığı yıkımı durdurabilmenin yollarını arıyor.
Lübnan hükümetinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, olası bir iç savaşın yeniden başlayabilme ihtimali ve bunun geçmiş örneklerden de görüldüğü üzere çok daha yıkıcı sonuçlar ortaya çıkarabilme potansiyeli.
LÜBNAN, ATEŞKESİN UZATILMASINI İSTEYECEK
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Washington’da yarın İsrail ile yapılacak görüşmede, ateşkes süresinin uzatılması ve İsrail’in ülkenin güneyindeki beldelerde sürdürdüğü yıkımların durdurulmasını isteyeceklerini söyledi.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, İlerici Sosyalist Parti’nin Meclisteki temsilcilerinden bir grup ile görüştü. Avn, görüşmede, Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad’ın, yarın yapılacak hazırlık toplantısında ülkeyi temsil edeceği ve ateşkes süresinin uzatılması ile İsrail’in güneydeki köy ve beldelerde yürüttüğü yıkım faaliyetlerinin durdurulması konularını gündeme taşıyacağını belirtti.
Avn, Lübnan’ın müzakerelerdeki yaklaşımının “egemenlik ve tüm Lübnanlıların çıkarlarını güvence altına almayan hiçbir taviz, uzlaşma ya da teslimiyeti kabul etmemek” olduğunu vurguladı.
Lübnan’da kırılgan ateşkes | ‘İsrail-Lübnan heyetleri ikinci kez görüşecek’
10 GÜNLÜK ATEŞKES VE HİZBULLAH-İSRAİL BASKISI ALTINDAKİ LÜBNAN HÜKÜMETİ
27 Kasım 2024’te İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes ilan edildi. Bu ateşkesin en önemli maddelerinden biri İsrail’in Lübnan’da işgal ettiği bölgelerden çekilmesi iken, diğeri Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinden çekilmesi ve kademeli olarak silahları bırakmasıydı. Ancak aradan geçen sürede her iki kritik konuda da herhangi bir gelişme olmadı, taraflar 2 Mart’tan bu yana yeniden savaş halinde ve halihazırda yürürlükte olan ateşkesin ne kadar sürebileceği ise belirsiz.
2 Mart’tan bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle Lübnan’da 2 binden fazla kişi yaşamını yitirdi ve 1,2 milyon civarında kişi yerlerini terk etmek zorunda kaldı.
İsrail, Lübnan’ın güneyinde Litani Nehri’ne kadar olan yaklaşık 30 km’lik alanda güvenli bölge oluşturacağını ve Hizbullah silahsızlanıncaya kadar buradan çekilmeyeceğini duyurdu. Hizbullah ise hem silahsızlanmaya karşı çıkıyor hem de İsrail çekilinceye kadar savaşmaya devam edeceğini duyuruyor.
Bu durum, insani dramın devam etmesi demek ve aynı zamanda ortaya çıkan bu tablo Lübnan hükümeti üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Lübnan’da ateşkes: 2024’e dönüş | Aoun meydan okudu, İsrail ve Hizbullah şartlarında ısrarcı
×
LÜBNANLI ESKİ SAVAŞÇI, İÇ SAVAŞ DENEYİMİNİ ANLATIYOR
Lübnan iç savaşı, Nisan 1975’te mezhepsel ve ekonomik gerilimlerin Hristiyan silahlı gruplar ile Filistinli savaşçılar arasında çatışmalara dönüşmesiyle patlak verdi ve daha sonra diğer toplulukları ve ülkeleri de içine çekti.
Yaklaşık bir milyon insan evlerini terk etti. Beyrut bir savaş alanına dönüştü. İsrail 1978’de Lübnan’ı işgal etti ve bugün işgal ettiği bölgeye benzer şekilde Güney Lübnan’da tampon bölge oluşturdu, bu durum 2000’in başına kadar da sürdü. 1976-2005 yılları arasında ayrıca Hizbullah’ın sadık destekçilerinden Suriye, Lübnan’a asker konuşlandırdı.
Bugün de geçmişteki bu deneyimi hatırlatan bir manzara var. 2 Mart’ta başlayan yeni savaş döneminde yerlerini terk edenlerin sayısı ise, 1,2 milyon civarında ve bu rakam, geçmişteki deneyimden çok daha fazla.
1976’dan sonraki iç savaşı yaşandığı dönemde Lübnan Komünist Partisi’nin savaşçısı olan ve şimdilerde eski savaşçılar tarafından kurulan Barış İçin Savaşçılar örgütünün başında bulunan Ziad Saab, Reuters haber ajansına verdiği demeçte, 1981’de cephedeki bir arkadaşından aldığı el yazısıyla yazılmış bir mektubu da paylaşıyor. Mektupta, İsrail’in yakın zamanda vurduğu aynı güney köylerinden bazılarının bombalanmasının ayrıntıları anlatılıyordu. Saab, “Bu mektup bugün de yazılabilirdi” diyor.
Lübnan iç savaşının temelindeki iç bölünmelerin hiçbir zaman ortadan kaldırılmadığına dikkat çeken Saab, uyarıyor: “Bizim yaşadığımızı tekrarlamayın. Çünkü sizi nereye götüreceğine şaşıracaksınız. Ülkeyi paramparça ettik.”
SON DÖNEMDEKİ ÇATIŞMALAR AYRILIKLARI GÜN YÜZÜNE ÇIKARIYOR
Hizbullah, Lübnan’daki İsrail işgalinin ve aynı zamanda iç savaşın doruk noktasında olduğu dönemde, 1982 yılında kuruldu ve savaş sona erdikten sonra silahlarını elinde tutan tek grup olarak kaldı. İsrail’in 2000 yılında çekilmesinin ardından Hizbullah, cephaneliğini genişletti ve Lübnan hükümeti üzerindeki etkisini derinleştirdi. Bu durum Lübnan hükümetiyle 2008 ve 2021 yıllarında ciddi çatışmalara da yol açtı. Hizbullah zayıflatılamadı, ama Lübnan’daki bölünmeyi arttı.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısı sonrasında İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı ve iki yıl süren yıkıcı savaşta Hizbullah da taraf oldu ve İsrail ile savaşa başladı. İki yıl süren bu savaşta Hamas gibi Hizbullah da önemli kayıplar verdi. Bu dönemde Hamas gibi Hizbullah da tamamen ortadan kalkmadı, ama her iki örgüt tarihlerindeki en zayıf komuna gelmekten de kurtulamadılar.
27 Kasım 2024’te İsrail ile Hizbullah arasında ilan edilen ateşkesin ardından Lübnan hükümeti, örgütü silahsızlandırma sözü verdi. Lübnan birlikleri, Hizbullah’ın cephaneliğini zorla ele geçirmeleri halinde bir çatışma çıkmasından çekindi, hala da çekiyoniyor; bu nedenle kademeli olarak Hizbullah’ın silahlarına el koyma planını devreye koydu. Ancak bu da işleyen bir plan olmadı. Nitekim Hizbullah 2 Mart’tan beri İsrail ile yeniden savaşa başladı ve silahlarını teslim etmeye yönelik baskıyı ihanet olarak değerlendiriyor.
TAİF ANLAŞMASININ SONUÇSUZ KALMASI VE BUGÜNKÜ TEHLİKE
Reuters’a konuşan Lübnan iç savaşı sırasında Hristiyan silahlı bir grubun önde gelen isimlerinden Rafic Bazerji, “sağlam bir temeli olmayan” anlaşmaların gerilimleri yeniden alevlendirmeye mahkum olduğuna işaret ediyor ve bunun için de iç savaşı sona erdiren ancak hiçbir zaman tam olarak uygulanmayan Taif Anlaşması’nı ve hükümetin Hizbullah’ı silahsızlandırma planının tamamlanmamış olmasını örnek gösterdi.
×Taif Anlaşması, 1975-1990 arasındaki Lübnan iç savaşını sonlandırmak için 1989’da imzalandı ve silahlı grupları silahsızlandırıp siyasi yapıyı yeniden düzenlemeyi öngörüyordu. Çok sayıda örgüt silahlarını bıraktı, ancak Hizbullah hiçbir zaman silah bırakmaya yanaşmadı ve gücünü konsolide etti. Anlaşmanın başarısız kalmasının bir diğer önemli nedeni ise, Suriye’nin Hizbullah ve Şii nüfusu gerekçe göstererek 2005’e kadar Lübnan’daki varlığını korumasıydı. Bunlar, Lübnan’da mezhepsel bölünmeyi pekiştiren önemli gelişmeler olarak görülüyor. İsrail’in devam eden saldırıları da silah bırakmaya yanaşmayan Hizbullah’ın temel argümanı olageldi.
Bazerji, bugün Lübnanlıların yaklaşık 150 bin kişinin öldüğü 1975-1990 savaşının tekrarlanmasından endişe duyduğunu belirtiyor ve Hizbullah, İsrail ve diğer önemli konulardaki ayrılıkların şiddete dönüşebilme ihtimaline işaret ediyor.







