Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve Rabia Naz Vatan… İlk bakışta birbirinden kopuk dosyalar gibi görünüyor. Ancak soruşturma süreçleri yan yana konduğunda dikkat çekici benzerlikler ortaya çıkıyor: Israr edilen “intihar” iddiası, eksik incelemeler, tartışmalı Adli Tıp raporları ve olay örgüsündeki siyasiler ya da üst düzey ilişkiler… Bu benzerlikler, her dosyada gerçeğe ulaşmayı zorlaştıran boşluklar yarattı. Peki, Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler benzer olayların aydınlatılması için emsal olabilir mi?
HABER MERKEZİ- Rojin Kabaiş, kaybolduğu gün en son annesiyle görüntülü telefon görüşmesi yapmış. Markete gideceğini söylemiş. Annesi de ona takılarak, “Ayağındaki sarı terlikle niye çıktın?” demiş. Rojin ise “Yakın zaten market, yurda,” diye yanıt vermiş. Ertesi gün polisler evi aramış: “Kızınız dün akşam yurda dönmedi” diye. Sonrasında ise “intihar” denilerek olay kapatılmaya çalışıldı. İntihar denince unutulacaktı çünkü.
Babası ilk günden itibaren ikna edilemedi,11 yaşındaki kızı Rabia Naz’ın okuldan gelip çatıya çıkıp kendi canına kıydığına, yani “intihar” ettiğine. Şaban Vatan, “kızımın saçındaki toka, çorabının teki? Onlar nerde peki” diye soruyordu ısrarla. Öyle ya, intihar ettiyse üzerinde olması gerekiyordu. Ama yoklardı.
Ailesi kar kış demeden Dersim’de bir köprünün başında, “intihar etmiştir” denen Gülistan Doku’nun cansız bedeninin Munzur’dan çıkarılmasını bekledi. Oysa çok iyi biliyorlardı: Gülistan kendine kıymadı ama ona kıyıldı.
BİR BAŞLANGIÇ ANLATISI OLARAK “İNTİHAR”
Gülistan Doku için “baraja atladı”, Rojin Kabaiş için “Van Gölü’ne girdi”, Rabia Naz Vatan için “çatıdan düştü” denilmişti. Bu üç dosyada da “intihar”, kesinleşmiş bir sonuçtan çok, soruşturmanın yönünü belirleyen ilk çerçeve olarak ortaya çıktı.
Oysa hiçbirinde bu iddia tartışmasız biçimde kanıtlanamadı.
Rabia Naz dosyasında İçişleri müfettişleri, “intihar demek için hiçbir bulgu yok” tespitinde bulundu. Ancak Rabia’nın ölümünün olası nedenlerini de açıklayamadı.
Rojin Kabaiş dosyasında Adli Tıp ölümün “boğulma” sonucu olduğunu belirledi, ancak diğer delilleri açıkça işaret edemedi.
Gülistan Doku’nun ise bedeni hala bulunamadığı için “intihar” iddiası hiçbir zaman doğrulanamadı.
Bu nedenle hem aileler, hem avukatlar için bu davalardaki ilk raporlar, ilk iddialar belirsizliği ortadan kaldıracakken şüpheleri daha da güçlü hale getirdi.
AİLELER: “BU BİR İNTİHAR DEĞİL”
Üç dosyada da ailelerin tutumu başından beri değişmedi:
Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan, kızına siyah renkli Doblo marka bir aracın çarptığını, araç sürücüsünün dönemin Eynesil Belediye Başkanının yeğeni olduğunu söylüyordu. Araç sürücüsünü korumak adına yaralı haldeki Rabia Naz’ın bedeninin kaza mahallinden taşınarak evinin önüne getirildiğini ve çatıdan düşerek yaralandığı süsü verildiğini, ambulansla hastaneye götürülürken de ambulans kamerası kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığında ısrar ediyordu.
“Rabia Naz’a çarpan arabanın içinde 2 erkek 1 kadın olduğunu söyleyen baba Vatan, Yurt gazetesi’ne verdiği röportajda, “Dosyaları incelediğim bir gece, bu izlere rastladım. Resmen kızımın elbisesinin üzerinde lastik izleri vardı. Bunu kriminal rapora sunduk, sonuçları da geldi. Emniyetin kızımın elbiselerini temizlediği ortaya çıktı” dedi.
Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı, görüntü iyileştirme programı kullanarak yaptığı incelemede Aralık 2019 tarihli raporuna göre Rabia Naz Vatan’ın olay günü giydiği elbisede lastik izi olduğunu tespit edecekti.
Rojin Kabaiş’in ailesi de kızlarının “intihar” etmiş olabileceğine hiçbir zaman inanmadı.
28 Eylül 2024’te Van Gölü sahilinde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve bir şişe su bulundu. Rojin’in cansız bedenini ise iki hafta sonra, 15 Ekim tarihinde, 24 kilometre uzakta, Van Gölü kıyısındaki Molla Kasım Köyü’nün sahilinde bulundu. Ailenin avukatı, “İntihar bile olsa kampüste boğulan birinin Mollakasım tarafına su tarafından götürülebilme ihtimalinin Van Gölü’nün su akış yönlerine uyumlu olup olmadığı noktasında rapor alınması gerektiğini de söyledik ve bu talebimizi savcılığa da bildirdik” açıklaması yaptı.
Gülistan Doku’nun ailesi ise başından beri “nehre atladı” anlatısını reddediyordu. Abla Aygül Doku, kızkardeşinin hayatındaki tüm gelişmeleri kısa sürede öğrenmiş, bu işin ucunun çok “önemli” birilerine kadar uzandığını savunuyordu.
SARI TERLİK, TOKA, ÇORAP…
Rabia’nın babası Şaban Vatan haklıydı: Bir kamera görüntüsünde Rabia’nın tokası vardı. Oysa evin önündeki Rabia’da toka da yoktu, çorabının teki de. Üstelik oralarda olmayan “talaş”lar bulaşmıştı elbisesine.
Rabia Naz’ın ölümü ile ilgili ilk olarak mecliste kurulan TBMM Araştırma Komisyonu incelemelerden sonra hazırladığı rapounda, delillerin eksik toplandığına ya da kaybolduğuna işaret ederek, kamera kayıtları zamanında alınmadı ve bazı materyaller de uygun şekilde korunmadı” diyecekti. Bu temel eksiklikler kesin sonuca ulaşmayı elbette zorlaştıracaktı.
Benzer boşluklar Rojin Kabaiş dosyasında da vardı: Ülke ülke gezen telefonu açılamıyordu. Kamera kayıtlarının tamamı analiz edilememişti ve daha da önemlisi, ilk elden bulunan DNA bulgularının detayları Adli Tıp Raporu’nda yer almıyordu.
Gülistan Doku dosyasında durum daha da çarpıcıydı: 7 yıl boyunca kızlarının intihar etmediğini haykıran aile doğru iz üzerindeydi: İntihar etmemişti çünkü bulunamıyordu!
Tüm bu örnekler, birilerinin bu dosyaların bir an önce kapatılmasını sağlamaya çalıştığını gösteriyordu.
Ama kimdi onlar? Ve neden?
ADLİ TIP: ŞÜPHELERİ DERİNLEŞTİREN TESPİTLER
Bu dosyaların en kritik aşamalarından biri olan adli tıp incelemeleri de tartışmanın merkezinde yer alıyordu.
Yüksekten düşmediği halde Rabia Naz için “yüksekten düşmeye bağlı travma” denildi Adli Tıp Raporu’nda. Ancak olayın düşme mi itilme mi ya da başka bir müdahale mi olduğu bilgisine yer verilmedi.
Rojin Kabaiş dosyasında ise adli tıp raporları daha da karmaşıktı: Rojin’İn cansız bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi ama bu örneklerin vücudun neresinden alındığı açıklanmadı. Daha sonra bu DNA’ların bulaş olma olasılığından söz edildi.
Tüm bu şüpheli durumlar olaylarla ilgiyi şüpheyi daha da büyütmüştü. Netlik üretmesi beklenen Adli Tıp raporlarının bu derece “yüzeysel ve aceleci” olmasının soruşturmaya etkisi “belirsizlik” şeklindeydi.
SİYASİ NÜFUZ, VALİ, REKTÖR, POLİS, BELEDİYE BAŞKANI…
Aileler çocuklarına dair adalet arayışını sürdürürken bir yandan da çok sayıda yeni bilgi ediniliyordu. “İntihar” süsü tüm bu ilişkiler ağının ortaya çıkmamasını sağlayacak tek seçenekti.
TBMM Komisyonu Raporu’nda, “Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan’ın, 13 Şubat 2019’da CİMER’e yaptığı başvuruda, “Rabia Naz Vatan’ın vefatı soruşturmasında bazı kişilerin siyasi güç ve makamlarını kullanarak olayı örtbas etmeye çalıştıkları ve bu süreçte Giresun Emniyet Müdürlüğüne ve Cumhuriyet Savcısına baskı yapıldığı” iddiasında bulunulduğu anımsatılmıştı.
Soruşturmada adı geçmesine karşın aralarında eski Eynesil Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun ifadesi alınmamıştı:
×
- “Polis memuru Adem Artaç da 27.11.2019 tarihli komisyon dinlemesinde, Çoşkun Somoncuoğlu’nu morgun orda gördüğünü söylüyor. Bu kadar olayın içinde olması anlamlandırılamayan ve o güne kadar hiç dinlenmeyen ilk kez, Komisyon tarafından dinlenen Çoşkun Somuncuoğlu ise tüm iddiaları reddediyor ve hiçbir şekilde morga ve müdahale odasına girdiğini kabul etmiyor. Ancak, hastane kayıtları zamanında alınmadığından ve silindiği söylendiğinden, bu konu açıklığa kavuşturulamıyor.
- Araştırılmayan bir diğer konu da zamanında alınmayan ve silinen ambulans kayıtlarının geri getirilip getirilemeyeceği ile ilgili soruşturma dosyasında bir bilgi varsa da hastane kayıtları ile ilgili bu bilgiye rastlanılmamıştır.
Vatan, olayın siyasi nüfuzla örtbas edildiğini söyledi. Kazaya karışan aracın sahibinin dönemin AKP Milletvekili Nurettin Canikli’ye yakın kişilerden olduğunu iddia etmesi sonucunda Canikli, Vatan hakkında dava açtı. Baba Vatan bu nedenle hapse girdi. İddialarında ısrar edince bu kez de psikiyatrik süreç yaşandı: Adalet arayışındaki Şaban Vatan’ın akıl sağlığı sorgulanmaya açıldı, bir hastanede müşahede altına alınması yönünde karar verildi.
Rojin Kabaiş cinayetine dair soruşurma devam ediyor. Ancak Bazı tutarsızlıklar burada da “üst düzey” bir koruma kalkanına işaret ediyor. Cenazenin alındığı gün acılı babaya “kızın intihar etti” diyen emniyet görevlileri, otopsiye katılan ama katılmadığını beyan eden üniversite rektörü, bu cinayetin soruşturulması için TBMM’de komisyon oluşturulmasının AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesi… Ve elbette Adli Tıp’In eksik açıklamaları, Rojin’in katledilmesinde “dahli” olanların bir kesim tarafından bilindiğine ve korunduğuna işaret ediyor.
Gülistan Doku davasında başından beri işaret edilen adresler bugün soruşturmanın merkezinde.
13 kişi için çıkarılan yakalama kararında 11 kişi gözaltına alındı. ABD’ye kaçmış olan Umut Taştan için “kırmızı bülten” çıkarıldı. Böylelikle şüpheli çevrenin kamu görevlileriyle bağlantısı en azından şimdilik netlik kazandı.







