DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, süreçle ilgili yasa tasarısı hazırlıkları ve Öcalan’ın statüsü hakkında açıklamalarda bulundu. Buldan, “Öcalan’ın kendi örgütüyle bu meseleyi konuşması lazım, tartışması lazım, onayını alması lazım. Bir mutabakat sağlaması lazım ki bu yasa o haliyle genel kurula gelsin ve tartışmasız geçsin en azından” dedi. Buldan, yasa tasarısının gecikmeden çıkartılması gerektiğini de belirterek, “Meclis temmuzda kapanmadan somut yasal düzenlemenin çıkmalı” ifadelerini kullandı.
HABER MERKEZİ- Kamuoyunda büyük beklenti yaratan barış yasalarının ne zaman çıkarılacağı merak edilirken, DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, T24’tan Cansu Çamlıbel’e hem yasa hazırlıklarını hem de sürece ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.
Süreçle ilgili “kafa karışıklığı olmadığını” söyleyen Pervin Buldan, “İşin başka yöne gideceğine dair emare yok. Bu iş kendi mecrasında ilerliyor ve ilerleyecek” diye konuştu. Hem Öcalan’ın hem de devletin “somut adım” beklentisi içinde olduğuna işaret eden Buldan, şunları söyledi:
“HAYIR” DENİLMİYOR AMA BİR “EVET” DE YOK, SIKINTI BURADA
דBiz devletle yaptığımız her görüşmede bunu gündem yapıyoruz. “Somut adım” derken biz bunları kastediyoruz zaten. Ve Cumhurbaşkanı dahil, Sayın Bahçeli dahil her görüşmede toplumun beklentilerini isim isim aktarıyoruz. “Yok” denilmiyor, “hayır” denilmiyor ama yani bir “evet” de yok, bir “tamam” da yok. İşte sıkıntı burada. Belki bir takvime ihtiyaç var. Bir programa ihtiyaç var. Oysaki yasa gerektirmeyen AİHM kararlarının uygulanması ve kayyımların kaldırılması gibi adımların hayata geçirilmesi siyasi iklimi yumuşatacağı gibi esas başlıkların da hızlanmasına vesile olabilir. ”
MAYIS BAŞINDA O SOMUT ADIM GELEBİLİR
İkinci aşama olarak tanımlanan sürecin “yasal düzenlemeler” çerçevesi için Mayıs başına kadar “somut” adım beklentisi içinde olduklarını söyleyen Buldan, “Bizler de bu sürecin takipçisiyiz. Ama mevcut gidişata bakınca nisan ayı bitmeden olması zor görünüyor. Mayıs da olabilir, haziran da olabilir ama Meclis kapanmadan illa ki olmalı. Meclis temmuzda kapanmadan somut yasal düzenlemenin çıkması gerek” diye konuştu.
×Bunu kamuoyuna da söylüyor devlet evet. Diğer taraf da “Biz de demokratikleşme adına somut adımlar görmüyoruz” diyor. Kayyımların geri alınmasına dair toplumun yüksek beklentisi konusundan başlayarak hiçbir alanda beklenti karşılanmış değil. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi isimler hâlâ cezaevinde. CHP’ye baskı var, her gün operasyon ve tutuklamalar oluyor. Sonuçta muhalefet de bu işin bir parçası ve hâlâ kayyım atamalarına devam ediliyor. Bunlar elbette ki konuşuluyor ve konuşuldu. Bazen kapalı, bazen açık, görünen ya da görünmeyen, bilinen ya da bilinmeyen birçok şey var aslında. Bunların bir kısmı açık yapılıyor, bir kısmı kamuya yansıtılıyor, bir kısmı da yansıtılmıyor. Mesela biz de heyet olarak bazen kapalı görüşmeler de yapıyoruz. Bunu hiç kimseye söylemiyoruz.
“ÖCALAN’IN EVET DEMEDİĞİ YASAYA ÖRGÜT NASIL EVET DİYECEK?
Eksikliklerine karşın Meclis Komisyon’un hazırladığı raporu “iyi” bulduğunu söyleyen Pervin Buldan, hazırlanacak yasanın nihai raporun baz alınarak hazırlanmasını temenni ettiklerini belirtti, Öcalan’ın da, çıkmadan önce yasa taslağını görmesinin önemli olduğunu söyledi:
דSayın Öcalan yöntem olarak kendi örgütüyle istişare etmeden ve ortaklaşmadan somut kararlar vermemeye özen gösteren bir lider. Farklı yollarla elbette ki örgütüyle iletişim kurulabilir, kurmalıdır. Kongre öncesinde yapıldı. Buna benzer bir yöntemle Öcalan’ın kendi örgütüyle bu meseleyi konuşması lazım, tartışması lazım, onayını alması lazım. Bir mutabakat sağlaması lazım ki bu yasa o haliyle genel kurula gelsin ve tartışmasız geçsin en azından. Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Devlet heyetinden iktidar mensuplarına muhalefet mensuplarına kime sorsam, herkes olması gerekenin bu olduğunu ifade ediyor. Çünkü herkes Öcalan’ın kendi örgütüne direkt kabul ettirmediği bir şeyi örgütün çok fazla dinlemeyeceği ve kabul etmeyeceği gerçekliğini biliyor. Bir şeyi ancak Sayın Öcalan onlara kabul ettirebilir. Herkes bu noktada aynı görüşte.”
SÜREÇ DEFACTO OLMASIN, YASAL ÇERÇEVE ŞART
Çokça gündeme gelen Öcalan’ın statüsü konusuna da açıklık getiren Buldan şu ifadeleri kullandı:
דSayın Öcalan bu sürecin defacto yürütülmesini istemiyor. Kendi pozisyonuna ilişkin de doğal olarak hukuki bir statü istiyor. Baş müzakereci olabilir, baş aktör olabilir. Ya da başka bir şey olur… Birlik ve kardeşlik sürecinin baş müzakerecisi. Ya da “Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü sürecinin baş aktörü” ya da baş müzakerecisi ya da başka bir şey.
Mekân, yer, konut. Artık bunun tartışmasının yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Özgür çalışma koşulları oluşturulmalı. İletişim hakkından bahsediyoruz. Kendisini topluma anlatmak istiyor. Diyor ki; “Ben bir isyan sürecini de yönettim. PKK’yi var ettim, belli bir noktaya getirdim silahlı mücadeleyle. Artık buna ihtiyaç olmadığını gördüm, tespit ettim. Şimdi başka bir yönteme ihtiyaç var. O yüzden benim kendimi birebir topluma anlatmam lazım. Gazetecilerle görüşmem lazım.”
Buldan, süreci tam olarak garanti altına alan, hukuki bir zemine yerleştiren bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğunu anımsatarak, “O yüzden Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda çalışabilmesinin, toplumla buluşabilmesinin koşullarının da yaratılması lazım. Yasal anlamda bunların da bir çerçeveye oturtulması lazım. Yoksa hepimiz elbette ki geçmişte de yargılandık, bundan sonra da yargılanabiliriz. Bunun garantisi yok ki. Ama bu süreç bize şunu gösteriyor; Sayın Öcalan’la özgür şekilde gidip görüşmek isteyen farklı çevrelerden binlerce insan var. Ama kimse gidemiyor. Bu bir sıkıntı” dedi.
“ÖCALAN CHP’YE YAPILANLARDAN RAHATSIZ”
Çamlıbel’in CHP’ye dönük baskılarla ilgili sorularını da yanıtlayan Buldan, “AKP-MHP ittifakının CHP’ye dair yaptıkları yanlış” dedi. Abdullah Öcalan’ın da “CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız” olduğunu belirten Buldan, “Zaman zaman ifade ediyor. Çünkü bu süreç sadece Kürtleri ilgilendiren bir süreç değil. Ya da sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil. Türkiye toplumunun tamamını gelecek zaman içerisinde ilgilendirecek olan bir süreç” diye konuştu.
Buldan’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
Sayın Özgür Özel’in sürece dair yaklaşımı pozitif. Bunda gerçekten bir sıkıntı yok. Ama hükümetin, AKP-MHP ittifakının CHP’ye dair yaptıkları yanlış. Bunu çok net söylüyorum. Yani bir taraftan demokratikleşme adımları atılırken, diğer taraftan antidemokratik uygulamaları yapmak birbiriyle çelişkili. Fakat bizim açımızdan bir seçim hesabı yok bu işin içinde, onu da net olarak söylemek isterim.”
YENİ PARTİ ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR
Çamlıbel’in “yeni bir parti mi kuruluyor?” sorusuna da yanıt veren Pervin Buldan, “Geçmişin deneyimlerinden yararlanan ama yeni dönemin siyasal ve toplumsal ihtiyaçlarına yanıt olabilecek kurucu bir parti için tartışmalar yürütülüyor. Yakın gelecekte yetkili kurullar bu konuyu gündemine alacak ve bir planlama çıkaracaktır. Belki bir tüzük değişikliği. Belki bir program değişikliği. İsim değişikliği henüz net değil. Çünkü isim değişikliği yapıldığında yeni bir partinin hazine yardımı almama gibi bir durumu var. Böyle bir şey bizim gibi Türkiye’nin üçüncü büyük partisi pozisyonundaki bir partiyi oldukça sıkıntıya sokar. O yüzden bu konuda bir net bir şey yok. Ama programında, tüzüğünde önemli değişikliklerin yapılacağını söyleyebiliriz” diye konuştu.







