BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Ercan Jan Aktaş yazdı

Fransa’da Seçimler: Biz ‘Kazandık’

Ercan Jan Aktaş yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Fransa’da 2026 yerel seçimleri kimsenin tek başına kazandığı bir seçim değil; aksine herkesin kendi penceresinden “kazandık” diyebildiği, fakat toplam tabloda hiçbir bloğun salt bir başarı ortaya koyamadığını gösterdi. Bu nedenle 2026 seçimleri bir sonuçtan çok, 2027’ye giden yolda henüz kapanmamış bir siyasi mücadelenin başlangıç işareti olarak okunabilir.

Ercan Jan AKTAŞ

15–22 Mart tarihlerinde Fransa ve kendisine bağlı deniz aşırı coğrafyalarda yerel seçimler için sandığa gidildi. Fransa’daki seçimler sadece ana kara (metropol Fransa) ile sınırlı değil. İdari yapısı gereği dünya genelinde farklı bölgelerde de yapılır. Bu durum, Fransa’nın “çok parçalı” bir devlet yapısına sahip olmasından kaynaklanıyor. Denizaşırı bölgeler (Outre-mer) olarak ifade edilen Guadeloupe, Martinique, Guyane, La Réunion, Mayotte dışında farklı statüde olan diğer denizaşırı topluluklar da vardır. Bunlar; Polynésie française, Nouvelle-Calédonie, Saint-Pierre-et-Miquelon, Saint-Martin, Saint-Barthélemy ve Wallis-et-Futuna’dan oluşur. Fransa seçimleri bu anlamıyla sadece Avrupa’daki ana karada değil, Karayipler’den Pasifik’e kadar uzanan denizaşırı bölgelerde ve dünyanın dört bir yanındaki Fransız temsilciliklerinde de gerçekleştirilir.

Bütün bu geniş coğrafyalarda yapılan bu son yerel seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra sol blokta yer alan Parti Sosyaliste/Sosyalist Parti (PC), La France Insoumise/Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) başta olmak üzere bir çok parti “biz kazandık” üzerinden zafer açıklamaları yaptılar. Buna sağdan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Renaissance’ın lideri ve eski başbakan Gabriel Attal, seçimlerin ardından “Seçilmiş temsilci sayımızı iki katına çıkarıyoruz,” diyerek kendilerini kazananlar listesine eklemekte geri durmadı. Gene aşırı sağ Rassemblement National/Ulusal Birlik (RN) Genel Başkanı Jordan Bardella da partisinin tarihindeki “en büyük sıçramadan” söz ederken sağın geleneksel temsilcisi konumundaki Les Republicans/Cumhuriyetçiler (LR) lideri Bruno Retailleau ise seçimlerin gerçek kazananının kendi partisi ve müttefikleri olduğunu savundu.

Fransa’da yerel seçimler iki turlu olduğundan, ilk tura kendi adayıyla girmiş olsa da, ikinci turda sağ sola karşı, sol da sağa karşı seçim/sandık ittifaklarına giderler. Bu durumdan hareketle karşımız üç temel duruyor. Birincisi; La France Insoumise (LFI), Partie Sosyaliste (PS) ve Les Écologistes (EELV), Partie Communiste başta olmak üzere daha küçük ölçekli sol, sosyalist, ekolojist grup, yapı, sendika ve yapıların da katılımı ile oluşan sol bloktur. İkincisi Merkez sağ / klasik sağ denilen sağ partilerden oluşur: Les Républicains (LR), Fransa’nın geleneksel sağ partisidir, Union des Démocrates et Indépendants (UDI), merkez sağ, liberal ve Avrupa yanlısı bir yerde duruyor, Horizons ise daha yeni, merkez sağ ve teknokrat çizgiye sahiptir. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Renaissance da bu blokta yer alır.

Üçüncü blok ise aşırı sağ partilerden oluşur. Aşırı sağ / radikal sağ olarak tarif edilen bu blokta başı Marine Le Pen çizgisindeki Rassemblement National (RN) çeker. Göç, güvenlik, yabancı karşıtı ve milliyetçilik odaklı bu partiden sonra Éric Zemmour tarafından kurulan Reconquête/Yeniden Fetih partisi gelir. Yerel seçimlerde bunlar bazı yerlerde birleşir birlikte seçime girerler, bazen de bazen ayrı girerler. Bütün bu ittifakların, bir araya gelmelerin sebebi karşıtı olarak kodladıkları partilerin başarı kazanmasının önüne geçmektir.

Fransa’daki bu son yerel seçimler bir kez daha siyasal tercihlerin kentli–kırsal ve merkez–çevre ayrımları üzerinden şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu. Büyük metropoller ile küçük ve orta ölçekli yerleşimler arasında belirgin bir farklılaşma kendisini korumaya devam etti. Merkez sol ve sol partiler, Fransa’nın en büyük beş şehrinden olan Marsilya, Paris ve Lyon’u ellerinde tutmayı başarırlarken bir önceki yerel seçimlere (2020) göre önemli oranda bir kayıp da yaşadılar. Herkesin “biz kazandık” dedikleri bu son seçimleri bir önceki seçimle karşılaştırmalı bir analiz ile durumu anlatmaya çalışacağım. ‘Fransa seçimleri ve Yeşil/Kızıl dalga’(1) başlığında artıgerçek için bir röportaj yapmış, ‘Fransa’da Yeşil/Kızıl Dalga’ başlığında da Odak’a bir makale yazmıştım(2).

İki seçimi birlikte okuyunca aslında çok net bir tarihsel kırılma çizgisi, basit bir formül ortaya çıkıyor;

2020 = Yeşil/Kızıl dalga,

2026 = bloklaşmış ama parçalanmış denge.

2020 yerel seçimleri ile 2026 yerel seçimleri karşılaştırıldığında, Fransa siyasetinde sol blok 2020 yakaldığı başarısının gerisine düştü. Merkez sağda kısmen bir hareket var iken, aşırı sağ büyük kentlerde beklediğini yakalayamasa da kırsalda daha güçlü çıktı. 2020 seçimleri, Europe Écologie Les Verts (EELV), La France Insoumise (LFI), Parti Socialiste (PS) ve Parti communiste français (PCF) ekseninde şekillenen ve kamuoyunda “Yeşil/Kızıl blok” olarak tanımlanabilecek güçlü bir yükseliş ciddi bir yara aldı. 2020 de yakaldıkları yükseliş, yalnızca belediye sayılarındaki artışla sınırlı kalmamış; aynı zamanda Emmanuel Macron’un temsil ettiği merkez siyasetin “alternatifsizliği” algısını da ciddi biçimde sarsmış ve bir sonraki genel seçimler Nouveau Front Populaire/Yeni Halk Cephesi(3) ile büyük bir başarı elde etmişken iki yılsonra yapılacak genel seçimlere dair kaygıyı şimdiden büyüttü.

Sol blokta yaşanan gerilemeye dair, bloğun iki büyük partisi farklı açıklamalar ile birlirlerine yüklenmeye devam ediyorlar. Seçimlerin ardından PS ve LFI arasında ortaya çıkan siyasi rekabet aslında bir yerde Macron’un sola dair saldırılarının içine düştüklerini gösteriyor. Sosyalist Parti, LFI ile yapılan ittifakların seçmeni uzaklaştırdığını savunurken; LFI ise kayıpları PS ve ekolojist belediyelerin yıpranmışlığına bağladı. Kaybettiren tarafın kimin olduğuna yönelik karşılıklı suçlamalar, sol içindeki mücadelenin aynı zamanda bir liderlik meselesi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Seçim sonuçlarından sonra sol blok içinde iki stratejik hat belirginleşmiş bir durum aldı. LFI ile mesafeyi koruyarak daha geniş bir merkez-sol ittifak kurmak isteyenler ve daha kapsamlı bir sol birliğini savunanlar. Ancak mevcut eğilim, LFI’siz bir sol blok arayışının güçlendiğine işaret ediyor. Buna rağmen seçmen düzeyinde ortak aday beklentisinin yüksek olması, bu ayrışmanın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde çözülmesi gereken temel meselelerden biri olduğunu gösteriyor. Ortaya çıkan tablo, solun ortak bir strateji etrafında birleşmekte zorlandığını ve bunun seçim sonuçları üzerinde belirleyici olabileceğini de ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Fransa’da 2026 yerel seçimleri kimsenin tek başına kazandığı bir seçim değil; aksine herkesin kendi penceresinden “kazandık” diyebildiği, fakat toplam tabloda hiçbir bloğun salt bir başarı ortaya koyamadığını gösterdi. Solda, 2020’deki Yeşil/Kızıl dalganın yarattığı umut yerini, parçalı, rekabetçi ve sertleşmiş bir blok içi mücadeleye görünür kılmıştır. Önümüzdeki dönemde Emmanuel Macron sonrası Fransa’nın nasıl şekilleneceği, yalnızca sağın ya da aşırı sağın yükselişiyle değil, solun kendi içindeki bu stratejik çatışmayı aşıp aşamayacağıyla da doğrudan bağlantılı olacaktır. Bu nedenle 2026 seçimleri bir sonuçtan çok, 2027’ye giden yolda henüz kapanmamış bir siyasi mücadelenin başlangıç işareti olarak okunabilir.

  1. https://artigercek.com/arti-yazi/fransa-secimleri-ve-yesilkizil-dalga-131168h
  2. https://odakdergisi2.com/fransada-yesil-kizil-dalga
  3. https://www.ozgurpolitika.com/haberi-saga-barikat-front-populairehalk-cephesi-190784

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz