İstanbul’da yüz binlerce kişi kötü hava koşullarına rağmen Newroz kutlamaları için Yenikapı Meydanı’nda buluştu. Renkli görüntülerin ortaya çıktığı kutlamalarda barış, kardeşlik ve ortak yaşam mesajı verildi. Çetin Arkaş ise, Ankara’ya seslendi, adım atılmasını istedi ve “Artık top çevirmeyin” dedi.
HABER MERKEZİ – Dün Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte yüzbinlerce kişinin katıldığı Newroz kutlamları, bugün de birçok kentte kutlanıyor. Bu kentlerden biri de İstanbul.
On binlerce kişi sabah saatlerinden itibaren Yenikapı Meydanı’na gitti. Newroz kutlamaları Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin ortak bildirisinin okunmasıyla başladı.
Bildiride, “Newroz, bu coğrafyada yalnızca baharın gelişi değildir. Newroz, zulme karşı başkaldırının, baskıya, sömürüye ve inkâra karşı halkların eşitlik ve özgürlük iradesinin adıdır. Bugün bu ateşi savaşın, yoksulluğun, gericiliğin, ayrımcılığın ve halkları birbirine kırdıran düzen siyasetinin karşısında yakıyoruz. Newroz’un isyanını da umudunu da emek, barış ve demokrasi mücadelesiyle buluşturuyoruz“ denildi.

Ortadoğu’nun farklı bölgelerinde yaşanan savaşlara dikkat çekilen bildiride, “Bu coğrafyanın ihtiyacı daha fazla bombardıman, daha fazla tehdit, daha fazla mezhepçilik değil, halkların eşitliği, barışı ve özgür iradesidir. Ortadoğu’da çözüm işgalde, bombardımanda ve tehdit siyasetinde değil halkların kendi kaderini tayin hakkındadır, eşitliğindedir, kardeşliğindedir” mesajı verildi.
Türkiye’de yoksulluğun, güvencesizliğin ve hayat pahalılığının emekçilerin hayatını zorlaştırdığı kaydedilen bildiride, kayyumlara, seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelere ve yargının siyasal baskı aracı olarak kullanılmasına da dikkat çekildi ve şöyle denildi:
“Biz; laikliğin, demokrasinin, barışın ve halkların eşitliğinin savunulduğu, herkesin diliyle, kimliğiyle, inancıyla özgürce yaşayabildiği, emekçilerin yoksulluğa mahkûm edilmediği bir ülkenin ve bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Newroz’un tarihsel mirası bize bunu hatırlatıyor: Hiçbir karanlık sonsuz değildir.
Dehak’ın zulmüne karşı Demirci Kawa’nın yaktığı ateş bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Bu ateş savaşa karşı barışın, sömürüye karşı emeğin, inkâra karşı halkların eşitliğinin, gericiliğe karşı özgürlüğün ateşidir. Newroz’un direnişini de umudunu da büyüteceğiz. Birlikte direneceğiz.”
ÇETİN ARKAŞ: TOP ÇEVİRMEYE SON VERELİM
İstanbul’daki Newroz kutlamasında 30 yıldan fazla hapiste kaldıktan sonra tahliye olan ve bir süre İmralı Cezaevi’nde de kalan Çetin Arkaş da bir konuşma yaptı. Arkaş, Abdullah Öcalan adına alandakilerin Newroz’unu kutladı.
Ortadoğu’da yaşanan savaşlara dikkat çeken Arkaş, “100 yıllık statüko yerle yeksan olmak üzere. Peki, ne yapacağız?” diye sordu ve Öcalan’ın çözüm perspektifi ortaya koyduğunu dile getirdi. İktidara seslenen Arkaş, bölgede yaşanan durumun kırılgan bir vaziyet oluşturduğuna dikkat çekerek, devletin bir an önce adım atması gerektiğini dile getirdi. Arkaş, “Gittiğimiz her yerde bize soruyorlar; devlet niye adım atmıyor? Daha ne bekliyorsunuz, ne zaman harekete geçeceksiniz? Bizler artık barışın, huzurun, demokrasinin kokusunu duymak istiyoruz. Bu konuda cesaret ve sahicilik istiyoruz. Oyalamaya, top çevirmeye artık bir son verelim“ diye konuştu.
Öcalan’ın statüsünün “özgür bir insan ve baş müzakereci olarak netleştirilmesi” gerektiğini vurgulayan Arkaş, Ankara’ya Rojava Rojhilat’taki Kürtlere yönelik siyasetinde değişiklik yapması çağrısı da yaptı. Arkaş, İran’da mücadele eden Kürt partisi PJAK’ın Türkiye’ye davet edilmesini istedi ve ekledi:
דArtık bütüncül bir Kürt politikası oluşturmanın zamanı gelmedi mi? Örtük ve çözümsüzlüğü davam ettiren politikaya hızla son vermenin zamanıdır. Milliyetçi kuşatmalarla halkaları birbirine kırdırtacak yangına kimse odun taşımamalıdır. Barış döneminin zihniyetini hep birlikte yaratalım. Bunun üslubunu geliştirelim. İncitici, tahrik edici, yok sayıcı dilden uzaklaşalım. Bu baharı halklarımızın gerçek manada birbirinin öz varlığına saygı duyarak buluştuğu gerçek bir bahara dönüştürelim.
Artık barış zamanı. Savaşırken cesur olduğumuz kadar barışırken de cesur olma zamanı. Kürtlük varlığıyla ve anayurduyla artık kesinleşmiş bir hakikattir, geri döndürülemez.
Türkiye’de de Ortadoğu’da da söz kurmak isteyenler bu hakikati görmezden gelemezler. Yaşananlar ve yaşanacak olanlar bunun en büyük ispatıdır.”







