İran’ın savaşta önemli bir koz olarak kapattığı Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için müttefiklerinden destek bulamayan ve artan petrol fiyatlarının oluşturduğu baskıyla karşı karşıya olan Trump, Venezuela petrolüyle bağlantılı dikkat çekici iki adım attı. Amaç, petrol fiyatlarının oluşturduğu baskıyı hafifletmek. Ancak bu adımın ne derece etkili olabileceği belirsiz.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş, petrol ve finans piyasalarını sarsmaya devam ediyor. İran’ın savaşta en önemli koz olarak Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapatması sonrasında petrol varil fiyatları yükseldi ve bunun küresel enerji krizine yol açmasından endişe ediliyor. Bununla birlikte bugün İsrail, İran ve Katar ekonomisi için kritik önemde olan ve dünyanın en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Güney Pars Doğalgaz Sahası’nın vurdu, ardından İran Körfez ülkelerindeki beş büyük petrol tesisini hedef alacağını duyurdu. Bu gelişmelerin, halihazırda savaş nedeniyle üretim ve ihracattaki ciddi kısıtlamalar nedeniyle sarsılmış olan petrol piyasasını daha sert vurabileceği kaydediliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler sonrasında üzerindeki baskı artan ABD Başkanı Donald Trump’tan ise yeni adımlar geldi.
×
HÜRMÜZ NEDEN ÖNEMLİ?
Savaştan önce günlük 20 milyon varil petrol sevkiyatının yapıldığı Hürmüz Boğazı kritik önemini koruyor ve savaşın gidişatına etki ediyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı en önemli kozu olarak kullanıyor ve bu nedenle boğazdan gemi geçişini durdurmuş durumda. İran’ın geçmeye çalışan gemilere yönelik saldırılarıyla küresel petrol arzının beşte biri kesilmiş halde ve bu durum tarihin en büyük kesintisi olarak değerlendiriliyor.
Savaşın ilk günlerinde Hürmüz Boğazı’ndaki “tehlikeyi“ ciddiye almayan ve hatta ABD donanmasının gemilere eşlik edeceğini ileri süren Trump, aradan geçen günlerde söylediklerini yerine getirmedi ve aksine 16 Mart’ta “Hürmüz Boğazı üzerinden petrol tedarik eden ülkeler bu geçidin güvenliğini sağlamalı“ açıklamasını yaptı. Ancak bu çağrıya hiçbir ülkeden olumlu yanıt gelmedi.
Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’nda, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, geçen yıl günlük ortalama 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü sevkiyatı yapıldı. Bu miktar, deniz yoluyla gerçekleştirilen küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ine karşılık geldi. Sevkiyatların yüzde 80’i Asya pazarına gitti.
Geçen yıl Hürmüz Boğazı’ndan 112 milyar metreküpten fazla sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatı da yapıldı. Bu miktar, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geldi. Sevkiyatların yaklaşık yüzde 90’ı yine Asya pazarına gitti.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan savaşın yanı sıra İran’ın saldırıları nedeniyle Kuveyt, Katar, Irak, Suudi Arabistan gibi birçok bölge ülkesi ayrıca petrol ve doğalgaz tesislerini kısmen veya tamamen kapatmak zorunda kaldı. Bu da ayrıca ciddi kayıplara yol açıyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ KRİZE KARŞILIK VENEZUELA KOZU DEVREDE: PETROL FİYATLARI DÜŞECEK Mİ?
Hürmüz Boğazı ve ardından petrol ile doğalgaz sahalarında yaşanan gelişmelerin üzerinde baskı oluşturduğu Trump, yeni adımlar attı.
Trump’ın üzerinde baskı oluşturan en önemli göstergeler ise bizzat ABD’den geliyor. ABD borsaları, petrol fiyatlarındaki bir başka yükselişin enflasyon endişelerini artırmasıyla düşüş gösteriyor; bu durum, İran’la savaş başlamadan önce bile enflasyonun daha da kötüleşmesine zemin hazırlamış olabilir.
ABD ham petrolünün varil fiyatındaki yüzde 2’lik artışın baskısı altında hisse senetleri düştü. Bu durumda gözler, Trump’ın faiz indirimi için baskı uyguladığı ABD Merkez Bankası’na (FED) çevrildi. FED politika faizini yüzde 3,50 – 3,75 aralığında sabit tuttu ve böylece son 3 toplantısında faiz oranını değiştirmemiş oldu.
Trump ise, İran savaşı sırasında dünya petrol arzını artırma çabaları çerçevesinde, 2 Ocak’ta alıkonularak ABD’ye götürülüp hapsedilen Nicolas Maduro sonrası Venezuela’dan daha fazla petrol satışının önünü açtı.
Bu arada ABD Hazine Bakanlığı bugün bazı sınırlamaları korumakla birlikte Venezuela petrolüne yönelik yaptırımları hafifletme kararı aldı. Korunan sınırlamalar içinde, Rusya, İran, Kuzey Kore, Küba ve bazı Çinli kuruluşları içeren anlaşmalara ve Venezuela borçları veya tahvilleriyle ilgili işlemlere izin verilmemesiyle ilgili.
Bakanlık, Petróleos de Venezuela SA (PDVSA) şirketine Venezuela petrolünü doğrudan ABD şirketlerine ve küresel pazarlara satma yetkisi veren geniş kapsamlı bir yetkilendirme yayınladı. Bu, Washington’ın yıllarca Venezuela hükümeti ve petrol sektörüyle olan ilişkileri büyük ölçüde engellemesinin ardından gelen büyük bir değişim anlamına geliyor. Buna göre, ABD şirketlerinin Venezuela’nın devlete ait petrol ve doğalgaz şirketleriyle iş yapmasına izin verilecek.
Öte yandan Beyaz Saray, Trump’ın ABD limanları arasında taşınan malların ABD bayraklı gemilerle taşınmasını zorunlu kılan Jones Yasası şartlarını 60 günlüğüne askıya alacağını duyurdu. Amerikan gemi inşa sektörünü korumak amacıyla çıkarılan 1920’ler yasası, genellikle benzinin daha pahalı hale gelmesinden sorumlu tutuluyor.
Bu adımlar, Trump yönetiminin İran savaşıyla yaşanan sorunlar karşısında dünya petrol arzını arttırmanın yollarını aramasıyla bağantılı gelişmeler olarak değerlendiriliyor ve özellikle yükselen petrol fiyatlarını düşürme konusunda artan baskının doğrudan bir sonucudur.
Nitekim Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Jones Yasası muafiyetinin İran savaşı sırasında “petrol piyasasındaki kısa vadeli aksaklıkları hafifletmeye” yardımcı olacağını ve “petrol, doğal gaz, gübre ve kömür gibi hayati kaynakların ABD limanlarına serbestçe akmasına olanak sağlayacağını” söyledi.







