BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“İttifak genişletilirse daha iyi bir gelecek öngörülebilir”

Dr. Mukriyan: Rojhilat güçleri, Rojava deneyiminden ders çıkarmalı

“İttifak genişletilirse daha iyi bir gelecek öngörülebilir”

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

“Kürtler, ulusal birliğini sağlamadan özgürlük ve demokrasi ile buluşamaz” vurgusunda bulunan Dr. Rojîn Mukriyan, Rojhilat’taki mevcut ittifak, diğer halklarla genişletilirse “daha iyi bir geleceğin” öngörülebileceği görüşünde. Kürtlerin “kiralık bir güç” olmadığını belirten Mukriyan, “Kürt güçleri, müdahale etme yönünde bir karar alırsa bu müdahale, Rojhilat halkının savunması için olur” dedi.

ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat’ta İran’a yönelik bombardımanla başlayan İran’ın ise bölge ülkelerindeki ABD üsleri ve İsrail’e yönelik misilleme saldırıları ile sürdürdüğü savaş 17’nci gününde devam ediyor.

Nedim TÜRFENT

ABD’nin hedefi ne? Rejim değişikliği ve kara harekatı mümkün mü? İran’da muhalefetin durumu ne, İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı‘nı kuran İran’daki Kürt partileri ne istiyor? İran ve Rojhilat’taki [Doğu Kürdistan] savaşı, etkisi ve olası sonuçlarını Rojîn Mukriyan ile konuştuk.

BU SAVAŞ NEDEN BAŞLADI?

*ABD ve İsrail’in İran’a dönük başlattığı savaşın iki haftasını geride bıraktık. Bu savaş sadece İran’a sınırlı kalmayıp bölgeye de yayıldı. Size göre bu savaşın nedenleri nedir? Bu savaş neden başladı?

Sorunuzu iki temel eksende ele alabiliriz. Birincisi mikro ölçekte nedenlerini irdeleyebiliriz. Diğeri ise makro veya uluslararası siyaset açısından irdeleyebiliriz.

Mikro ölçekte ele alacak olursak bilindiği üzere 6 Şubat’ta ABD ve İran arasında İran’ın nükleer programına dair müzakereler başladı. Bu müzakerelerde ABD, İran’dan çok fazla şey istedi. Neydi bunlar? Birincisi uranyum zenginleştirme programını tümden durdurması, ikincisi balistik füze ve roket programını durdurması ve üçüncü olarak da Orta Doğu’daki milis güçlere mali ve askeri desteği kesmesini istemişti. ABD bu üç noktada ısrar ediyordu fakat İran bu üç konuyu da kendisi açısından bir kırmızı çizgi olarak tanımladı. Yani İran kendi varlığı ve savunması açısından hem uranyum zenginleştirmesini hem de balistik füze programını bir kırmızı çizgi olarak belirleyip kendisi açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti. “Bu konularda eğer ABD bize ne yapacağımızı söylerse, bu doğrudan içişlerimize müdahale olur” diye tanımladı. Hal böyle olunca ABD, İran’ın şu anda en zayıf halinde diyerek savaş seçeneğini gündemine aldı. Bu noktada makro dengeler artık devreye girdi.

Tahran’a dönük bombardıman

Bilindiği üzere 7 Ekim 2023’teki saldırılardan sonra İran’ın oluşturduğu Şii kalkanı Lübnan’da, Gazze’de dağıldı. Sonrasında 2024’te Esad’ın gitmesi ve İsrail’in devam eden saldırıları ile birlikte İran’ın kurduğu bu köprü yıkıldı. Bütün bunlar kendi içerisinde birbirine son derece yaşamsal bağlarla bağlı olan bir güç ittifakıydı ve dağıldı. ABD ve İsrail, bunu “Bölgesel anlamda bu kadar zayıflamışken yapacağım bir hava harekatıyla İran’ı dönüştürebilirim” diye okudu. Burada ABD’nin ne istediği büyük bir soru. Süreci doğru okumak adına gerek ABD-İsrail ve İran ilişkileri açısından gerekse 7 Ekim sonrası ortaya çıkan küresel değişim bağlamında bölgedeki değişim, dünya ortalamasının altında kalmaktadır. Küresel ölçekte düşündüğümüzde bölgedeki dost-düşman tanımlamalarının değişmesi bekleniyordu. ABD ve İsrail’in beklentisi İran, İsrail’i düşman olarak görmekten vazgeçmesiydi. Fakat bu olmadı. ABD’nin stratejik programında İsrail’in bölgesel bir güç olması yer alıyor. Doğrudur ABD, “Orta Doğu’da askeri güç bulundurmak benim çıkarlarıma uygun değil” diyor ama bu ABD’nin programı veya rolünün bu bölgede bittiği anlamına gelmiyor. Nüfuz alanlarını farklı biçimlerde sürdürmek istiyor. Bu noktada İsrail hayati bir önem taşıyor. ABD bu siyaset ve nüfuz alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamak istiyorsa bunun yolu düşmanlarını zayıflatmaktan geçiyor. Tam da burada İsrail’in ‘baş düşmanı’ İran olduğu için bu savaş başladı.

“ABD, VENEZUELA’DA YAPTIĞINI İRAN’DA DA YAPMAK İSTİYOR”

*Bu savaşta ABD’nin hedefi hakkında neler söylenebilir? Amaç rejimi tümden değiştirmek mi, yoksa içeriden çalışabilecekleri birini bulup sürdürmek mi? Venezuela’da olduğu gibi… Bu, İran’da mümkün mü?

Bu sorunun cevabı için ABD’nin küresel ölçekteki stratejisine bakmak gerekiyor. Nedir bu strateji? ABD’nin şu anda en büyük düşmanı Çin. Bu bir gerçeklik, bu gerçeklik içinde ABD, gerek Orta Doğu’da gerekse Latin Amerika’da hükümetleri buna göre dizayn etmek istiyor. Bu dizayn, rejimleri değiştirmek anlamında yapılmıyor. Daha çok bu rejimleri ABD eksenine çekmek üzerinden yapılıyor. Venezuela’da yaptığı buydu. Venezuela başkanını tutukladı fakat hükümeti değiştirmedi. Neyi değiştirdi? Hükümetin yönünü değiştirdi. Artık Venezuela hükümeti Amerikan karşıtı değil, Amerika çıkarlarına hizmet eden bir noktada. Aynı şeyi İran’da da yapmak istiyor. İki gün önce bunu Trump kendisi de ifade etti. Çok fazla talep ve seçenek olduğunu söyledi. Bunların içerisinde “en modern” ve ABD çıkarlarına, siyasetine en yakın, en mülayim ve en yumuşak olana ulaşana kadar devam edecek.

ABD, İsrail ve bir bütün Batı dünyasıyla iyi ve dostane ilişkiler kuracak birini istiyorlar. ABD’nin amacı bu. Yoksa İran’daki iktidarı bir bütün olarak değiştirmek istemiyor. İstiyor ki yönünü ve siyasetini değiştirsin. ABD karşıtlığından, ABD siyasetine hizmet edecek noktaya gelsin istiyor. Ama İsrail için aynı şey geçerli değil. İsrail bölgede daha büyük bir rol ve proje istiyor. Bu büyük projede bölge devletlerinin zayıflatılmasını öngörüyor. Dolayısıyla İran devletinin bu kadar gücü elinde bulundurmasını istemiyor. Sadece içeride değil, bölgedeki gücünün de kalmasını istemiyor. Zayıf bir hükümet istiyor. Rejimin tümden değişmesi veya yıkılması İsrail’in talebi ancak onlar da bunu çok rahat şekilde savunamıyor. Eğer ki “ben İsrail’le düşmanlık yapmayacağım ve düşman olarak görmüyorum” diyen bir hükümet oluşursa İran’da, İsrail’in geri adım atacağını düşünüyorum. Çünkü Fars milliyetçiliği, bölgedeki Arap ve Türk milliyetçiliği arasında bir balans görevi görecek. Böylesi bir balans görevi gören Fars milliyetçiliği İsrail’i de kabul edecektir.

Kimler, nerede yaşıyorlar, talepleri ne? | İran Kürtleri ve Rojhilat: Bilmeniz gerekenleri derledik

“PROTESTOLARDAKİ KATLİAMLAR, SAVAŞI RETORİK DÜZEYDE MEŞRULAŞTIRDI”

*Savaştan önce iki ayı aşkın süre İran ve Rojhilat’ta rejim karşıtı protestolar vardı. Rejim güçleri, başta Kürtlere karşı olmak üzere her zaman sert müdahalede bulundu. Son aylardaki protestolar, tutuklamalar, idamlar, öldürmeler… Rojhilat’taki bilanço hakkında elinizde ne tür veriler var? 

Siz de dikkat çektiniz. Bilindiği üzere ocak ayından bu yana İran İslam rejimi bazı kaynaklara göre 30 bin sivili öldürdü. Bazı başka bilgilere göre de 7 bin, bizzat İran idam rejiminin kendi beyanına göreyse 3 bin 200 kişi öldürüldü. Açıklanan 3 bin 200 kişiden 2 bin 700’ünün ‘kendi şehidi’ olduğunu ve ‘teröristlerce öldürüldüğünü’ ifade ediyor. Yani sorumluluğu üzerinden atıyor. Ancak bizim gördüğümüz, İran genelinde iki gün içerisinde gerçekleşen saldırılarda referans aldığımız kaynaklar 10 binlerce ölümden söz ediyor.

Toplum hem bir umutsuzluğa kapıldı hem de büyük bir hüzne boğuldu. Çünkü iki gün içerisinde böylesine kitlesel ölümler görmek oldukça zordur. Toplum bu anlamda kendisini güçsüz hissetti. Bu da başkalarının bu durumu fırsata çevirmesine sebep oldu. Pehlevi, İsrail.. Retorik düzeyde savaşın meşrulaştırılmasına olanak sağladı. Başta Tahran olmak üzere bu toplu ölümlerden sonra halkın Trump’ın, İsrail’in İran’a saldırmasını istediklerini gördük. Çünkü kendilerini devlet aygıtı karşısında zayıf gördüler. Çünkü devlet her anlamıyla toplumu öldürmeye hazır bir haldeydi. Toplumun büyük bir kesiminin kendisini iktidardan ayrıştırdığını, kendisini ondan ayrı gördüğünü söyleyebiliriz.

“ROJHİLAT HALKI, HAVA SALDIRILARINDAN RAHATSIZ, ÇÜNKÜ…”

Rojhilat’taki durum biraz daha farklıdır. Son gelişen savaştan sonra bakacak olursak Rojhilat kentlerinde ordunun, güvenlik güçlerinin diğer bölgelere göre çok daha fazla hedef alındığını görebiliriz. Var olan ilişkilerime göre Rojhilat halkı, Rojhilat’ta yoğunlaşan bu hava saldırılarından rahatsız. Çünkü saldırı yapılan ordu istasyonlarının tümü boş. Ordu, saldırı olacağını zaten biliyor ve buraları boşaltıyor. Fakat diğer ordu ve güvenlik güçleri merkezleri kamunun yaşadığı alanlarda inşa edilmiş. Buralara bir bombardıman olduğunda sivil ölümlere neden oluyor. Sivillerin evlerinin yıkılmasına neden oluyor. Halk bundan rahatsız. Halk, bu bombardımanlarda İran rejim güçlerinin gördüğü zararın, kendilerinin gördüğü zarardan daha az olduğunu ifade ediyor. İran ve ABD gerçekten rejim kurumlarını ortadan kaldırmak istiyorsa stratejini gözden geçirmelidir.

Özellikle Tahran’da görüyoruz ki halk bir raddeye kadar memnun bu bombardımanlardan. Daha iki hafta önce rejim birçok aileyi yasa boğdu, birçok çocuğu anne ve babasız bıraktı. Birçok anneyi evlatsız bıraktı. Birçok insan eşini kaybetti. Birçok aile yıkıldı. Bunun yol açtığı öfkeden dolayı halk bir raddeye kadar memnun. Ancak bu bombardımanlar buralarda da sivil ölümlere yol açarsa halk bu memnuniyetini sürdürmez.

Tabii hemen hemen hepsi Ali Hamaney’in ölümünden memnun. Bunu söyleyebiliriz. İran halkı bundan dolayı mutludur. Ruhu yeniden canlandı. Yeniden umutlandı. Yeniden derin bir soluk aldı, bir diktatör ortadan kaldırıldığı için. Ancak bu İran rejiminin daha iyi bir yere, daha demokratik bir ufka evrildiği gittiği anlamına gelmiyor maalesef.

“KÜRTLER, ULUSAL BİRLİĞİNİ SAĞLAMADAN ÖZGÜRLÜK İLE BULUŞAMAZ”
İran’daki etnik ve dini dağılımı gösteren harita (Kaynak: Wikimedia)

*İran’daki bu yeni durum, Kürtlere nasıl bir etkide bulunabilir? Kürt güçleri, “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı”nı kurdu. Siz bu ittifakı ve gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her zaman söylemişimdir ve hala aynı kanaatteyim; Kürtler, ulusal birliğini sağlamadan özgürlük ve demokrasi ile buluşamaz. Kürt siyasi güçler arasında her parçada gelişen bu birlik, Kürdistan’ın tamamında büyük birliğe evrilmeli. Çok pozitif bir gelişme olarak görüyorum. Kürtler için ulusal düzeyde bir siyasi kazanım olduğundan eminim. Rojava deneyiminden dersler çıkarmalıyız. Başûr deneyimlerinden dersler çıkarmalıyız. Şu anda Rojava’da geliştirilmek istenen ulusal birlik, 2012’de geliştirilseydi Kürtlerin dışarıda eli çok daha güçlü olurdu.

İran’da büyük bir karmaşanın yaşandığı bu süreçte Kürt güçleri, bir birlik oluşturmuş durumda. Ortak bir strateji doğrultusunda çalışmanın çabası içerisindeler. Çok olumlu. Rojhilat’taki tecrübelerimiz, iç savaşlarımız bize Kürtlere büyük yıkımlar getirdiğini gösteriyor. Bu iç savaşlar ve çekişmeler, Kürtlere siyaseten olumsuz sonuçlar çıkardı. İran rejiminin 47 yıl boyunca Kürtlere yönelik saldırılarının kat ve kat artmasına zemin sundu. Böylesine hassas bir süreçte gelişen bu birlik tecrübelerimizle de birleşince oldukça önem kazanıyor.

KÜRTLERİN ÜÇ TEMEL TALEBİ

Umut ediyorum ki daha da derinleşir ve ortak bir stratejide buluşulur. Ki ne istedikleri tam anlaşılsın. İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı ne talep ediyor? Bu oldukça önemli. Çünkü Kürt güçleri ittifakını duyurur duyurmaz saldırılara maruz kaldı. Sadece İran rejiminin değil, İran’daki farklı muhalif grupların da saldırılarına maruz kaldı. Kürt grupları ayrılıkçıymış, toprak istiyorlarmış…

Kürt güçleri üç şey istiyor. Çok büyük talepler değildir. Birincisi, sadece Kürtlerin değil, İran’da yaşayan tüm bileşenlerin haklarının garanti altına alınması. İran’da sadece Farslar ve Kürtler yaşamıyor. Azeriler, Beluclar, Araplar, Mazeniler, Lorlar, Lekler ve daha pek çok ulus var. Tüm bunların haklarının yasal ve Anayasayal güvence altına alınması. İran çok uluslu bir ülkedir.

Bir diğeri siyasi haklar. Bakın, sadece kültürel değil, siyasi haklar. Bu çok önemli. Kürdistan’ı işgal eden tüm devletler, Kürtlere kültürel hakların tanınması gerektiğine kanaat getirmiş durumdalar neredeyse. Ancak bu yeterli değil. Bizler siyasi haklarımızı da istiyoruz. Kendi kaderinin tayini ile kendini yönetebilme hakkını elde etmesi. Kendi toplumsal yaşamını kendisince sürdürmesi. Bu siyasi bir haktır. Kürtlerin toplum olarak var olması, siyasi bir konudur. Sadece kültür veya anadil konusu değildir. Yüzyıldır dili yok olmasın diye savaşıyor ve bunu zaten elde etmiş durumda. ‘Buyurun, dilinizi konuşabilirsiniz yaşam alanlarınızda, bu bir sorun değildir’ demek yeterli değildir. ‘Kürt yöresel giysilerini giyebilirsin, sorun değil’ demek yeterli değildir. Kürt giysilerini ve dilini kuşanmak, tek başına kurtuluş anlamına gelmiyor. Kendi dilini de kültürünü de yaşasan, hala başkasının egemenliği altında kalmış olursun. Bunun için siyasi hakların tanınması önemli. Kürt ittifakının istediği, bu çerçevede bir çözüm talebidir. ‘Biz her türlü diktatörlüğe karşıyız’ diyorlar. Neden demokrasi? Demokrasi tüm ulusların haklarının garantisine dönüşür. Rojhilat’ta 7 örgüt var, 6’sı ittifak kurdu ve İran siyasi sınırları içerisinde siyasi bir çözümden yana olduklarını söylüyor. Sadece Kürdistan Özgürlük Partisi [PAK] bağımsız bir Kürdistan istediğini dile getiriyor. Ancak ittifakta PAK bile ‘ben bunu artık istemiyorum, bu ittifakın İran siyasi sınırları içerisinde talep ettiği siyasi çözümden yanayım’ diyor.

İran muhalefetinin özellikle kendilerini demokratik cephede görenlerin Kürt güçlerinin bu gerçeğini göreceğini ümit ediyorum. Kürtlerin varlığını, Kürt güçlerinin bu ittifakını bir tehlike olarak görmemeleri, bir güvenlik sorunu olarak tanımlamamaları gerekir.

“KÜRTLER, İTTİFAKI AZERİLER, BELUCLAR, DİĞER HALKLARLA GELİŞTİRMELİ”

*İttifakın bildirisinde yer alan temel taleplere değindiniz. Peki bu taleplerin karşılık bulması mümkün mü veya neye bağlı?

Öyle düşünüyorum ki Rojhilat’taki siyasi partiler, hem kendi hem de Kürdistan’ın diğer parçalarının geçmişinden oldukça büyük deneyimler çıkarır. Yani Kürdistan’ın diğer parçalarının deneyimlerinden de faydalanması Rojhilat’taki siyasi güçlerin bir kazanımıdır. Kürt sorunundan söz ederken her ülkenin kendi sınırları içerisinde özgün bir çözümüne dikkat çekildiği doğru. Ancak bu çözümlerin sınırların ötesiyle de bağlantısı var. Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki güçlerle de ilişkilerini geliştirmenin gayreti içerisinde. Bu ittifakın ‘sözde kalan’ temelsiz bir ittifak olduğuna inanmıyorum. Bundan fazlasıdır. 7-8 aylık bir diyalog sürecinden sonra ittifak duyuruldu. Yani siyasi süreci derinlemesine okumanın bir sonucunda ittifakın geliştiği anlaşılıyor. Rojhilat siyasi güçlerinin ortak mücadele ve birbirini kabul etmek dışında çaresi kalmadı. Çünkü onlar birbirinin düşmanı değiller. Kürt siyasi güçleri birbirinin düşmanı değildir. Düşman, başkasıdır. Bu ittifakın sonucunda siyasi partilerin programına göre toplum zaten kimin öncü olacağına veya kimi benimseyeceğine karar verir. Ancak şu an önemli olan nedir? Bir otonomi, bir bağımsızlık veya kendi kaderini tayin hakkını garanti altına almak. Bu kabul edildi mi toplum, kendi kendini nasıl yöneteceğine karar verir. Nasıl bir demokrasi istiyor? O zaman Kürt güçlerinin demokrasiye inançları varsa, halkın vereceği kararları hoşgörüyle karşılar.

Dr. Rojin Mukriyan, University College Cork’ta (İrlanda) siyaset teorisi öğretim görevlisidir. Rojhilat doğumlu Mukriyan, İran ve Kürt siyaseti analistidir.

Kürtler, İran nüfusunun yüzde 15’ini oluşturuyor. Elbette bir şey istediğinde kendisiyle sınırlı kalamaz. Bu nedenle ittifakın daha da genişlemesi gerekiyor. Şu an bir Kürt ittifakı var ancak ittifak Farsları ve diğer halkları da kapsamalı. Özellikle Fars olmayan diğer İrani halklarla diyalog geliştirilmeli. Araplar, Beluclar, Azeriler… Azeriler, İran’ın önemli bir nüfusunu oluşturuyor. Sanırım nüfusun yüzde 33’ü Azerilerdir. Rojhilat’ın çoğu kentinde Kürtler tek başına yaşamıyor. Urmiye’de, Nexede’de Azeriler ve Kürtler birlikte yaşıyor. Bu nedenle bu ittifakın kendisini daha da genişletmesi gerekiyor. Azeri temsilcilerle bir araya gelinmeli, anlaşmalara gidilmeli. Aynı şekilde Beluclar, Ahwaz’da yaşayan Araplarla da. Ardından Fars demokratik güçleriyle. Bu şekliyle hem anti-demokratik muhaliflere hem de İran rejimine karşı demokratik bir muhalefet bloğu oluşturulabilir. Böyle yapılırsa Rojhilat için daha iyi bir gelecek öngörülebilir. Elbette bu kolay bir yöntem değildir. Engellemeler çoktur. Hem İran’daki mevcut rejim, bu ittifakı kırmak istiyor hem de anti-demokratik cephede duran, hatta kısmen demokratik olduğunu iddia eden Fars muhalefeti. ABD ve İsrail tarafından Kürtler görülüyor. Rojhilat’a silahlı güç olarak ilerlemesi isteniyor. Ancak bunun toplum ve muhalefet tarafından olumlu karşılanmadığını görüyoruz. Hatta riskli olabilir.

“KÜRTLER, MÜDAHALE KARARI ALIRSA BU, ROJHİLAT HALKININ SAVUNMASI İÇİNDİR”

*Uluslararası medyada birkaç gündür “Kürtler kara operasyonu yapacak” haberleri yayımlanıyor. Ancak Kürt partileri, ilk etapta bunu reddetti. Kara operasyonu mümkün mü? Birkaç gün önce Reuters’a konuşan [ABD Başkanı] Donald Trump, “Kürtler bunu yapmak isterse, bu harika olur. Bunu tamamen desteklerim” dedi.

Kürtler, başka devletleri ayakta tutan ‘kiralık’ bir güç değildir. 100 yıldır direniş içerisinde. İslam Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk günden bu yana Kürtler, bu rejime karşı durdu. Referandumu boykot etti. 3-4 yıl boyunca Devrim Muhafızları Ordusu’na karşı savaştı. 1979’daki devrimin başından itibaren binlerce sivil can verdi. Devamındaki 47 yıl boyunca şehitler verdi, direndi, karşı durdu. Şu anda İran rejim cezaevlerinde Werîşe Muradi, Pexşan Ezîzî gibi idam cezasına çarptırılan Kürt kadınlar direniyor. Yani Kürtler aralıksız bir şekilde İran rejimine karşı durdu ve direndi. Şu anda Kürt güçleri, müdahale etme yönünde bir karar alırsa, bu müdahale Rojhilat halkının savunması için olur, İsrail veya ABD gibi devletlerin çıkarı için değil.

Kürt güçlerinin tek bir planı ve amacı var: Kürtleri savunmak ve gelecek konusunda haklarını garanti altına almak. Bunun mücadelesini veriyor. ABD’nin çıkarları için değil. İfade ettiğim gibi ‘kiralık’ güçler değiller. Bu gerçeğin herkes için net olması gerekiyor.

“HER ASKERİ ADIM, BERABERİNDE BİR SİYASİ GARANTİYİ GETİRMELİ”

Tabii çokça risk var. Kürt güçlerinin de bu risklerden haberdar oldukları kanaatindeyim ve riskli kararlar almazlar. Kürt güçlerinin olası kara müdahalesinin bir zamanı olur. Bunun imkanları ne zaman oluşursa… Hayalperest bir müdahalede bulunmaz. İran İslam rejimi hala ayakta, henüz yıkılmış değil. Ordu hala güçlü. Kürt güçleri bu durumda Rojhilat’a girerse, ‘gelin beni füzelerle hedef alın’ anlamı taşır. Bunun bir garantisi mi var? Kim Kürtlerin hava sahasını koruma altına alacak? Trump’a soruyorlar: “Kürt güçlerinin içeri girmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?” Memnun olacağını söylüyor. “Peki hava sahasını koruyacak mısınız?” sorusunu ise yanıtsız bırakıyor. İran’ın İsrail’e ulaşmasa bile çok rahat bir şekilde Rojhilat’a ulaştırabileceği binlerce füzesi var.

Kürtler devletsizdir. Kendisini sahipleneceği bir dost devleti de yok. Kürtlerin öldürülmesi çok kolaydır. Kürt toplumunu yok etmek çok kolaydır. Doğrudur, Orta Doğu için çok fedakarlık yaptılar. Ancak Kürtlerin şu an rasyonel bir siyasete ihtiyaçları var.

Hava sahası korunsa bile Kürtlerin siyasi haklarının garanti altına alınacağına dair bir güvence yoktur. Rojava’da 12 bini aşkın şehit verildi. IŞİD’i yendiler. Trump en son gelip, “kendileri için yaptılar” dedi. Kürtler sadece kendileri için savaşsaydı neden Rakka’yı, Dêrazor’u özgürleştirdi? IŞİD bitince de ‘expire’ [süresi dolmak] olduğunu belirttiler. Bu çerçevede Rojhilat’ta Kürtler için bir şeylerin garantisi var mı? Kürtler özgürlükleri için bedel ödemeye ve mücadele etmeye hazırlar. Bu iradeleri var. Ancak hiçbir siyasi garantileri yok. Rojava bu konuda önemli bir deneyimdir. Kürt güçleri askeri her adımın siyasi bir adımla paralel atılması gerektiğinin farkında. Her askeri adım beraberinde bir siyasi garantiyi getirmeli. Başka şekil kani olmaları mümkün değildir. Bir hafta, iki hafta her şey güllük gülistanlık olur. Rojhilat Kürt güçlerinin kontrolünde olur. Peki ya sonra? Sonrası binlerce olasılık… Trump, şu halde bile rejim içerisinde birileri çıkıp teslim olduğunu söylerse bu işin biteceğini dile getiriyor. Madem öyle Kürt güçleri neden ilerlesin? Kim onları koruyacak böylesi bir durumda? Kürt toplumunun, demokrasinin başına neler gelecek? Trump’ın ne yapacağı belirsiz ama ne istediği ortada. İran’ın gelecek liderini kendisi belirlemek istiyor. ‘Yeni lider konusunda bana danışmalılar’ diyor. Peki Kürt güçlerinin başına neler gelecek bu durumda?

“KÜRTLERİN RASYONEL BİR SİYASET AKLIYLA ADIMLAR ATACAĞINDAN EMİNİM”

Kürt güçlerinin böylesi bir atmosferde Rojhilat’a girmeleri riskler barındırıyor ama İsrail’in işine geliyor. İran’ın hala halihazırda Körfez ülkeleri ve İsrail’e ulaşabilen drone ve füzeleri var. Bunları hava savunma sistemleri sebebiyle hedeflere ulaştırmak kolay değil. Ancak İran sınırları içerisinde bir savaş gelişirse bu füzeler İran dışına taşmaz, Rojhilat’ı hedef alır. Bunun sonucunda İsrail ve ABD’ye yönelik tehdit de azalır. Trump’ın aradığı biri rejim içerisinde bulunmazsa ne olur? O durumda da Rojhilat’ı savunma cephesi olarak kullanırlar. Yine İsrail ve ABD’nin kendi çıkarlarını esas alacağı bir askeri sahaya dönüşür.

Elbette Kürtlerin hem kendilerini hem de komşu halklarını özgürleştirme iradeleri vardır her zaman. Ancak Kürt güçlerinin rasyonel bir siyaset aklıyla siyasi ve askeri adımlar atacağından eminim. Tüm bunlar Kürt güçlerinin toplumun savunma gücü olmayacağı anlamına gelmemeli. Olmalılar da. Kürt güçleri, müdahalenin gerekli ve yerinde olduğuna kanaat getirdiğinde, rejimin tam anlamıyla zayıfladığını gördüğünde ve siyasi haklar da garanti altına alındığında hareket edebilir. Bunun aksi bir intihardır.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

*İran’da rejim aslında muhalefete sistematik olarak alan bırakmıyor. Rejim değişikliği tartışması yaşanırken, alternatif sorunu mu yaşanıyor? Nedir İran muhalefetinin durumu, bundan sonra ne olacak? Özellikle Kürtler için nasıl sonuçları olacak?

Ne yazık ki İran’da tüm halkları ve bileşenleri içine alan geniş tabanlı bir muhalefet bulunmuyor. İran İslam rejimi buna müsaade etmedi. Kürt güçleri sınır dışındalar. demokrat Farslar veya Kürtler ya zindandalar ya da yurt dışında. Bundan dolayı rejime karşı gelebilecek çok yönlü bir muhalefet gelişmedi. Şu an rejimin tamamen veya kısmen yıkılacağı ya da olduğu gibi kalacağı hususları çok önemli değildir. Şu haliyle bile kalsa çok sesli bir siyasetin gelişmesinin imkanları var. Bunu da ancak toplumun kendisi geliştirebilir. İran’dan böyle bir şey beklenemez zaten. Rejim, bu savaştan sonra kendi meşrutiyetini çok daha fazla dayatabilir. “Ağır bir savaşa girdim, iki büyük güç benimle savaştı ancak beni yenemedi” diyecektir.

Bu da rejime daha sert politikalarla topluma yönelme gerekçesi sunacaktır. Çok geniş bir toplumsal örgütlemeyle rejimin bu politikalarının önüne geçilebilir. Bunun nasıl gerçekleşeceği Kürt güçlerinin kurduğu ittifak için önemli bir konu. Kürt güçleri bu ittifaka yatırım yapıp daha da genişlemesini sağlarsa daha iyi bir çalışmayı da geliştirmiş olur. 

Simko Ağa, Qazî Muhammed, Qasimlo ve bugün… | Kürtlerin İran’da mücadelesi: Yüz yılda 4 kritik dönem

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz