BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İran’da savaş 3. haftaya girdi: Hedef ne?

'Trump belirsizliği': Plansızlık mı, strateji mi?

İran’da savaş 3. haftaya girdi: Hedef ne?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

ABD-İsrail ve İran savaşı, karşılıklı hava ve füze saldırılarıyla rutin bir hal almış gibi görünüyor. Ancak savaşın nasıl bitebileceğine ilişkin belirsizlikler artık daha fazla konuşuluyor. Soru şu: ABD neyi hedefliyordu, neyi başardı ve sonuç ne olacak? Trump’ın savaşın başından beri söylemleri değişiyor ve bu da ABD’nin hedefi konusunda belirsizliklere yol açıyor. Peki, bu belirsizlik plansızlığa mı, yoksa bir stratejiye mi işaret ediyor? Detaylar haberde…

HABER MERKEZİ – ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile birlikte İran’a yönelik saldırılara başladıkları 28 Şubat’ta yaptığı açıklamada, İran halkına hitaben “Özgürlüğünüzün saati geldi” dedi ve ardından amaçları hakkında şunları ekledi:

“Amacımız, İran rejiminden gelen acil tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmak. İran, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeleri tehdit eden uzun menzilli füzeler geliştiriyor. İran asla nükleer silaha sahip olamaz.”

İran dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü ilk günkü saldırıların hemen ardından gelen bu açıklama, Trump’ın İran’a yönelik saldırılardaki amacının kapsamı hakkında da tartışmaları beraberinde getirdi.

SAVAŞIN SEYRİ NASIL DEVAM EDECEK?

ABD ve İsrail’in İran halkına yönelik çağrısı ve en üst düzey isim olarak Hamaney’in öldürülmesi rejim değişikliğinin amaçlandığı şeklinde yorumlanırken, öbür yandan ABD ile İran arasında öteden beri gerilim nedeni olan İran’ın nükleer programı ve balistik füzelere dikkat çekilen ifadelerin daha dar kapsamlı bir amacın güdüldüğüne işaret ettiğini söyleyenler de oldu.

Aradan geçen iki haftanın sonunda ABD ve İsrail, tamamen hava saldırıları ve füzelerle İran’ı vuran bir strateji izliyor. Bu noktada savaşın seyrinin nasıl devam edeceğine ilişkin tartışmalar da ortaya çıkıyor ve bu tartışmalar aynı zamanda sonuç olarak neyin amaçlandığına da odaklanıyor.

Geçen süre içinde dini lider Ali Hamaney dahil çok sayıda askeri ve sivil lider öldürüldü. Ancak İran’ın savaş kapasitesinin ciddi düzeyde darbe almasına, zaten iyi olmayan ekonomisinin on yıllarca toparlanamayacak şekilde harap olmasına, liderlik konusunda kısmen daha zayıf bir sonucun ortaya çıkmasına rağmen İran’da rejim değişikliğinin mevcut durumda olası olduğunu gösteren işaretler net olarak ortaya çıkmış değil.

Bununla birlikte Trump, Hamaney’in öldürülmesinin ardından yeni liderlerin işbaşına geleceğini söyledi. Bu rejim değişikliği olmadan yönetim değişikliğinin amaçlandığı yorumlarına yol açtı. Ancak ABD ile “uyumlu olması beklenen” liderler hala ortada görünmüyor. Buna karşın İran 11 Mart’ta Hamaney’in izinden giden yeni bir lider duyurdu. Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney dini lider olarak seçildi ve Mücteba Hamaney 12 Mart’ta yaptığı açıklamada sertlik yanlısı siyaseti sürdüreceğini ilan etti.

×

KARA HAREKATI, KÜRT PARTİLERİN TUTUMU VE BELİRSİZLİKLER

Olası bir rejim veya lider değişikliği için 15 gündür aralıksız şekilde sürdürülen hava saldırılarının yetersiz olduğuna dikkat çekiliyor. İran’da olası köklü bir değişim için kara harekatının gerekli olduğuna işaret eden de var. Ancak ABD’nin mevcut durumda İran’a bir kara harekatı konusunda kesin bir kararının bulunmadığı belirtiliyor. Bununla birlikte muhalif grupların kara harekatları için desteklenmesi senaryosu daha sık dillendirildi. Ancak aranan muhalif grupların varlığı şüpheli.

Silahlı mücadele yürütebilecek veya İran’da değişimi zorlayabilecek siyasi kapasiteye sahip en önemli muhalif gruplar olarak Kürt partileri işaret edildi. Trump, önce Kürt partilerinin İran’a geçmelerini ve olası bir silahlı mücadele başlatmalarını desteklediğini duyurdu, ancak bir gün sonra böyle bir şeyi istemediğini açıkladı.

Kürt partilerin Rojhilat’ta hak ve özgürlükleri için mücadeleye uzun süreden beri hazırlandıkları kaydediliyor. Ancak mevcut durumda ABD ve İsrail ile birlikte hareket etme konusunda Kürt partilerinin kesin bir karara varmadıkları da belirtiliyor. Bu durumun ortaya çıkmasında, özellikle ABD’nin Rojava’da izledeği siyasetin ve İran’da olası bir müzakere döneminde ne tür garantiler verileceğine dair belirsizliklerin etkili olduğuna işaret ediliyor. ABD uzun yıllar ortaklık ettiği Kürtleri, Rojava’da eski IŞİD ve El Kaide örgütünden gelen Suriye’nin yeni hükümetine karşı yüz üstü bırakmıştı.

Ayrıca Kürt partilerinin olası bir ABD ve İsrail desteğinden de öte kendi hazırlık düzeylerini ve halkın güvenliği konusunu önceleyen bir siyaset izledikleri de kaydediliyor. Hazırlıksız bir savaşın katliamla sonuçlanma ihtimali gözardı edilmiyor. ABD ve İsrail ile Kürt partileri arasında siyasi düzeyde bazı temasların olduğuna işaret edilse de, bu temasların mevcut durumda ve İran’ın geleceği açısından nasıl bir çerçeveye kavuşacağına dair belirsizlik sürüyor.

TRUMP UMDU, AMA HALA ORTADA BİR ŞEY YOK: YENİ PROTESTO DALGASI OLACAK MI?

ABD ile İsrail’in hava saldırılarının mevcut durumda İran’da rejim veya lider değişikliğini mümkün kılabileceğine dair şüpheler gittikçe artıyor. Bu şüphelerin güç kazanmasında Trump’ın ilk günden bugün değişen söylemi de etkili oluyor.

İran içinde ciddi bir muhalefet ortaya çıkabilirse Trump’ın ilk gün işaret ettiği bir rejim veya yönetim değişikliğinin mümkün olabileceğine işaret ediliyor. Ancak buna dair emareler bulunmuyor. Trump ve Netanyahu’nun savaşın ilk gününde yönetimi devralmaları için çağrıda bulunduğu İran halkı hala sokağa dökülmüş değil. Bunun birçok nedenine işaret ediliyor, ancak her gün bombalanan şehirlerde insanların can güvenliklerini yok sayarak sokağa çıkmayı göze almayacaklarına dair yorum, muhtemelen en gerçekçi yorum oluyor.

Ayrıca İran’da Kürt partileri dışında örgütlü bir muhalefetin varlığı 28 Aralık’ta başlayan ve bir aydan fazla süren protestolar sırasında da sorgulanmıştı. Yüzbinlerce kişi sokaklara çıkmıştı, ancak rejim güçlerinin ölümcül saldırılarına karşı bu insanların güvenliklerini sağlayabilecek veya bunların politik taleplerini net bir şekilde ortaya koyabilecek güçlü bir muhalif politik yapı ortaya çıkmamıştı. Öte yandan rejimin özellikle güvenlik güçleri nezdinde konsolide olmuş yapısına ve halk protestolarına yönelik defalarca kanıtladığı ölümcül müdahalelerine de işaret ediliyor. Bu, mevcut savaş koşullarında, daha bir ay öncesinde binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan protestoların yorgunu insanların yeniden sokağa çıkmamalarının önemli bir diğer nedeni olarak değerlendiriliyor.

“TRUMP BELİRSİZLİĞİ”: BİLİNÇLİ BİR STRATEJİ Mİ?

Ciddi bir muhalefetin İran’da görünür olmaması, rejimin aldığı büyük darbelere rağmen hala ayakta olması ve hatta karşı koyabilme kapasitesini göstermesi, beklenen halk protestolarının yeniden canlanmamış olması, Kürt partilerle devam eden belirsiz temaslar ve ABD ile İsrail’in hava saldırılarıyla kendini tekrar eden müdahalesi iki haftayı geride bırakan savaşta belirsizlikler üretiyor. Bu belirsizlikler, müdahalenin nasıl sonuçlanacağına dair. Buna ilişkin şimdiden kesin bir şey öngörmek zor olsa da, Trump’ın değişen söylemlerine bakıldığında şunu görmek mümkün oluyor:

Trump, bizzat sonucun nasıl olacağını belirsizlik parantezinde tutmayı tercih ediyor olabilir. Savaşın nihai hedefine dair değişen açıklamalar, savaşın her an bitirilebileceğine veya daha uzun sürebileceğine dair tutumlar ve artan ekonomik maliyetler bu belirsizlikleri besliyor.

Ancak, bu belirsizliğin, Trump’ın bir plana sahip olmadığını değil, bizzat Trump’ın izlediği bir strateji olduğuna da dikkat çekiliyor. Belirsizlik, Trump’a savaşın gidişatıyla ilgili manevra alanı sağlayabilir. Her an savaşı bitirdiğini ilan edebilir veya daha uzun süreye yayabilir. Nihayetinde keskin ve çerçevesi net çizilmiş bir hedefin sürekli tekrarlanmaması, bunun yerine değişken hedeflere odaklanan söylem dizisinin tercih edilmesi, bilinçli bir belirsizlik stratejisinin izlendiğini gösteriyor.

Trump’ın, savaş süresince birkaç kez dile getirdiği üzere, İran’ın nükleer kapasitesinin çökertildiğini, balistik füze programının bitirildiğini ve artık tehdit olmaktan çıktığını söyleyerek savaşı sonlandırması, belirsizlik stratejisiyle uyumlu olacaktır. Ama aynı zamanda kara harekatını başlatarak rejim değişikliğine yönelik bir siyaset izlemesi ve savaşı uzun süreye yayması da belirsizlik stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Mevcut durumda, Trump savaşın gidişatı konusunda her an herhangi bir karar alabilir ve bu, politik olarak şimdiye kadar izlediği ve belirsizlikle beslenen söylem çerçevesinde izah edilebilir. Bunun en tipik örneği, Trump’ın 11 Mart’taki açıklamasıydı. Trump, Kentucky’deki mitingde önce “savaşı kazandık” dedi, ardından “Erken ayrılmak istemiyoruz, değil mi? İşi bitirmemiz gerekiyor” sözlerini sarf etti.

×

REUTERS’IN ANALİZİ: BEYAZ SARAY’DA ÜÇ KANAT VE “VENEZUELA YANILGISI”

Reuters haber ajansı ise, özellikle petrol piyasasını sarsan savaşın yarattığı ekonomik baskı nedeniyle Beyaz Saray’da gidişata dair bazı tartışmalara dikkat çeken bir haber analiz yayımladı. İsimleri açıklanmayan kaynaklara dayandırılan iddialara göre, Beyaz Saray’da üç farklı tutum söz konusu.

Buna göre, durum şöyle özetlenebilir:

Hazine Bakanlığı ve Ulusal Ekonomi Konseyi de dahil olmak üzere ekonomi danışmanları ve yetkililer, Trump’ı petrol şoku ve yükselen benzin fiyatlarının savaşa yönelik iç desteği hızla aşındırabileceği konusunda uyardılar.

Genelkurmay Başkanı Susie Wiles ve yardımcısı James Blair de dahil olmak üzere siyasi danışmanlar de benzer argümanlar öne sürüyor, yüksek benzin fiyatlarının siyasi sonuçlarına odaklanıyor ve Trump’ı zaferi dar bir şekilde tanımlamaya ve operasyonun sınırlı ve neredeyse sona erdiğini belirtmeye çağırıyorlar.

Diğer yandan Trump’ı İran’a yönelik askeri baskıyı sürdürmeye çağıran şahin sesler var; bunlar arasında ABD Senatörleri Lindsey Graham ve Tom Cotton gibi Cumhuriyetçi milletvekilleri ve Mark Levin gibi medya yorumcuları bulunuyor. Onlar, ABD’nin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve Amerikan birliklerine ve gemilerine yönelik saldırılara güçlü bir şekilde karşılık vermesi gerektiğini savunuyorlar.

Üçüncü bir güç ise Trump’ın popülist tabanından ve stratejist Steve Bannon ile sağcı televizyon kişiliği Tucker Carlson gibi isimlerden geliyor; bu isimler Trump’ı ve üst düzey yardımcılarını Ortadoğu’da uzun sürecek bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınmaları için baskı yapıyorlar.

Trump’ın danışmanı ise, “Şahinlerin kampanyanın devam ettiğine inanmasına izin veriyor, piyasaların savaşın yakında bitebileceğine inanmasını ve kendi tabanının da gerilimin sınırlı kalacağına inanmasını istiyor” dedi.

Savaşın nihai gidişatını belirleyecek kritik nokta Hürmüz Boğazı olacak. Normalde bu dar su yolundan geçen dünya petrol sevkiyatının beşte biri neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

İran’ın su yolundaki hakimiyeti ABD’deki doğalgaz fiyatlarını yeterince yükseltirse, bu durum Trump üzerinde askeri harekatı sona erdirmesi için siyasi baskıyı artırabilir; bu da Kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’deki dar çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti’ye yardımcı olabilir.

Trump son zamanlarda savaşın Tahran’daki hükümeti devirmeyi amaçladığı fikrini savunmaktan kaçındı. Reuters’ın Çarşamba günü bildirdiğine göre, ABD istihbaratı İran liderliğinin yakın zamanda çökme riski altında olmadığını gösteriyor.

Savaşın gidişatına ilişkin kafa karışıklığının en azından bir kısmının, ABD’nin Venezuela’daki hızlı askeri başarısından kaynaklandığı görülüyor.

Yönetimin düşünce tarzına aşina bir başka kaynağa göre, savaşın başlamasından bu yana bazı yardımcılar, Trump’ı İran operasyonunun, 3 Ocak’ta Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalandığı baskınla aynı şekilde gelişmeyeceğine ikna etmekte zorlandılar.

Bu operasyon, Trump’ın eski Maduro sadıklarını ülkenin geniş petrol rezervleri üzerinde önemli bir etki sahibi olmaya zorlamasının yolunu açtı; bu da uzun süreli ABD askeri müdahalesine gerek kalmadan gerçekleşti.

İran ise bunun aksine, köklü bir dinî ve güvenlik yapılanmasına sahip, çok daha güçlü ve daha iyi silahlanmış bir düşman olduğunu kanıtladı.

Bazı analistler, savaşın uzaması, Amerikan kayıplarının artması ve ekonomik maliyetlerin katlanması durumunda Trump’ın siyasi tabanından aldığı desteğin azalabileceğini söylüyor. Ancak askeri müdahalelere karşı çıkan bazı destekçilerinin eleştirilerine rağmen, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” hareketinin üyeleri İran konusunda şimdiye kadar büyük ölçüde onunla aynı fikirde kaldı.

Benzer Haberler

4 hafta önce tutuklandılar

NATO tutukluları tahliye edildi

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz