Basın meslek örgütleri, tutuklamalar, haber sitelerine getirilen erişim engelleri ve medya kuruluşlarına yönelik müdahalelere karşı 10 kentte eşzamanlı sokağa çıktı. Gazeteciler, bağımsız medyaya yönelik baskıların toplumun haber alma hakkını da kısıtladığını da söyleyerek “basın özgür değilse toplum da özgür değildir” mesajı verdi.
HABER MERKEZİ- Türkiye’de gazetecilere yönelik tutuklamalar, haber sitelerine erişim engelleri ve medya kuruluşlarına kayyım atanmasına karşı 10 kentte eylemler düzenlendi. “Sansüre hayır, habere özgürlük” çağrısıyla yapılan yürüyüşlerde gazeteciler, basın özgürlüğünün korunmasını ve tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi.
Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Van, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir ve Kocaeli’de gerçekleştirilen eylemlere basın meslek örgütleri, gazeteciler, milletvekilleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
🔴 Ankara’da yüzlerce gazeteci tutuklu gazetecileri anarak yürüyüşe devam ediyor
💬 “Sansüre hayır, tutsaklara özgürlük; özgür basın susturulamaz!” pic.twitter.com/Bks6aewbe0
— T24 (@T24_com_tr) October 24, 2026
Aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın İş ve Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu çok sayıda basın meslek örgütü, gazetecilere yönelik uygulanan sansür ve baskılara karşı İstanbul Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli’nden iskeleye yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda gazeteci ve yurttaşın katıldığı yürüyüşte, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı.
İzmir’de yapılan yürüyüşe ise Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel destek verdi.
📌Sansüre Hayır Habere Özgürlük
📍İzmir pic.twitter.com/P5TOqp2BJt
— Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (@DFGDernegi) October 24, 2026
Eylemlerde tutuklu gazetecilerin mesajları okunurken, haber kuruluşlarına ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri de gündeme getirildi.
Ortak açıklamadan bazı satır başları şöyle:
×GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR
«Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.
Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.
Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal “ilkeleri” elbet bir gün yok olacaktır.
Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor. »
Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!
SON 2 YILDA YAŞANANLAR
Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Ajansa Welat (AW), Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir.»
T24’E ERİŞİM ENGELİ, TELEVİZYONLARA KAYYUM
Eylemlerin arka planında son dönemde medya kuruluşlarına yönelik bir dizi müdahale bulunuyor.
📌Sansüre Hayır Basına Özgürlük
📍Amed pic.twitter.com/Yh9K79LYr5
— Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (@DFGDernegi) October 24, 2026
T24’ün 118 haberinin gerekçe gösterilerek internet sitesine erişim engeli getirilmesi, TELE1’e yönelik müdahale ve Halk TV’ye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanması, basın meslek örgütlerinin tepki gösterdiği gelişmeler arasında yer aldı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) de gazetecilerin ve medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine karşı platformlara çağrıda bulundu. Sendikanın açıklamasında, yalnızca haber sitelerinin değil, gazetecilerin kişisel hesaplarının da engellendiği; bu uygulamaların kamuoyunun farklı kaynaklardan bilgi edinmesini zorlaştırdığı belirtildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) da 12 Ekim’de yayımladığı açıklamada, Türkiye’de son bir ayda internet sansürünün önemli ölçüde arttığı uyarısında bulundu.
Örgüt, diğer insan hakları kuruluşlarıyla birlikte, gazetecilerin, medya kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin hesaplarına getirilen engellerin ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerine dikkat çekti
TUTUKLU GAZETECİLERDEN DAYANIŞMA MESAJLARI
Eylemlere cezaevindeki gazeteciler de mesaj gönderdi.
İstanbul’da TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın, Ankara’da gazeteci Şaban Sevinç’in ve Adana’da Selahattin Günday’ın, İzmir’de Tuğba Tekerek’in, Diyarbakır’da ismail Arı’nın, Eskişehir’de ise gazeteci Derya Okatan’ın cezaevinden gönderdiği mesajlar okundu.
Mesajlarda gazeteciler, mesleklerini özgürce yapabilme ve halkın haber alma hakkını savunma çağrısı yaptı.







