Yücel Özdemir
Dünyanın son birkaç yıldır içine girdiği emperyalist rekabet, savaş, silahlanma ve neoliberal politikalar sarmalı, her yerde halkın yaşam ve çalışma koşullarını öncesine göre çekilmez hale getirdi. Bu nedenle sosyal patlama ya da isyanlar her yerde ve ülkede adeta kaçınılmaz görünüyor.
Avrupa’daki gösteriler iki önemli farkı açık olarak ortaya koyuyor.
Birincisi: Egemen sınıfların, hükümetlerin halkı diğer ülkelere nazaran çok kolay bir şekilde ikna edip peşine takamaması. Hükümetlerin ve onların bilumum sözcülerinin yaptığı kara propagandanın tutmasının koşulları zorlaşıyor. Hükümetlerin eğitim, sağlık, sosyal alanlarda yaptığı kısıtlamalara gerekçe olarak “bütçe yetersizliğini” göstermesi inandırıcılığını yitirdi. Keza, az çok gelişmeleri izleyenler asıl sorunun paranın olmaması değil, olan paranın halkın temel ihtiyaçlarına ayrılmadığını biliyor.
Gençliğin dilinden düşmeyen “Silahlanmaya değil, eğitime bütçe” sloganı halkta bir karşılık buldu. Resmi verilere göre, Macron’un cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu 2017’de 36 milyar avro olan askeri harcamalar 2030 yılına kadar 76.3 milyar avroya yükselecek. Yani tam iki katına.






