BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Rakka’da cihatçı eşini vurmuştu

Fransız kadın öldürmeye kasttan yargılanıyor

Rakka’da cihatçı eşini vurmuştu
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Fransa’dan Suriye ve Irak’taki cihatçı örgütlerin kontrolündeki bölgelere giden 1.490 kişi arasında 417 kadın bulunuyor. IŞİD’in sivillere yönelik katliamları, Ezidilere karşı soykırımı ve sistematik köleleştirme uygulamaları uluslararası raporlara girdi. Bu dönemde Suriye’ye giden Fransız kadınlardan Vanessa B., cihatçı eşini öldürmeye teşebbüs suçlamasıyla yargılanıyor.

HABER MERKEZİ- Fransa’da, IŞİD’in Suriye’de toprak hakimiyetini genişlettiği dönemde örgütün kontrolündeki Rakka’ya giden Vanessa B., 2014’te cihatçı eşi Mohamed S.’yi pompalı tüfekle vurmakla suçlanıyor. Paris’teki özel yetkili ağır ceza mahkemesinde görülecek dava, binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve milyonlarca kişinin yerinden edildiği Suriye savaşının en karanlık dönemlerinden birini de yeniden gündeme getiriyor.

AFP‘nin geçtiği habere göre, 38 yaşındaki Vanessa B., Aralık 2013’te iki küçük çocuğuyla birlikte Suriye’ye gitti. İddianameye göre, 2014 baharında Rakka’daki bir evde eşini karnından vurdu. Ağır yaralanan Mohamed S. ameliyat edildi ve hayatta kaldı. Birkaç hafta sonra Suriye’den ayrılan adam, Ağustos 2014’te Türkiye’de yakalanarak Fransa’ya gönderildi. Fransız mahkemesi onu 2017’de terör örgütüne katılımı nedeniyle sekiz yıl hapis cezasına çarptırdı.

Vanessa B. ise Suriye’deki faaliyetleri ve eşini öldürmeye teşebbüs suçlaması nedeniyle yargılanıyor. Savcılığa göre sanık, Suriye’de bulunduğu dönemde IŞİD ideolojisine bağlılığını sürdürdü, evinde silah bulundurdu ve başka Fransız vatandaşlarını örgüte katılmaya teşvik etti. Savcılık ayrıca örgütten barınma ve maddi yardım aldığını belirtiyor. Sanığın savunması ve olayın koşullarına ilişkin farklı anlatımlar ise mahkemenin değerlendirmesine konu olacak.

FRANSA’DAN 1.490 KİŞİ IŞİD’E KATILDI

Vanessa B.’nin hikayesi, Fransa’dan Suriye ve Irak’a uzanan cihatçı katılım ağlarının boyutunu da ortaya koyuyor.

Fransa Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı (PNAT)  verilerine göre, Fransa’dan Suriye ve Irak’taki cihatçı örgütlerin kontrolündeki bölgelere gidenlerin sayısı 1.490’a ulaştı. Bunların 417’si kadın.

Yaklaşık 180 kadın geri döndü.

Bunlar arasında, Kasım ayında yargılanması özellikle beklenen IŞİD’in Fransız “ilham perisi” olarak kabul edilen Emilie König de var.

Fransa İçişleri Bakanlığına bağlı İç Güvenlik Genel Müdürlüğü, Avrupa’dan 2012’den itibaren Suriye ve Irak’a gidenlerin sayısının 5 bini aştığını, bunların dörtte birinden fazlasının Fransa’dan geldiğini raporladı. Bu kişilerin büyük bölümü IŞİD saflarına katılmıştı.

Örgüte katılanlar yalnızca cephede savaşan erkeklerden oluşmuyordu.

Kadınların bir bölümü savaşçıların eşleri olarak örgütün kontrolündeki bölgelerde yaşarken bazıları propaganda, eleman temini ve örgütün gündelik işleyişinde rol aldı. Her kişinin örgütteki konumu ve işlediği ileri sürülen suçlar ise ayrı ayrı inceleniyor.

KATLİAM, KÖLELEŞTİRME VE ÊZIDÎLER’E YÖNELİK SOYKIRIM

IŞİD, 2014’te Irak ve Suriye’de geniş toprakları ele geçirdikten sonra kontrol ettiği bölgelerde sivillere yönelik sistematik şiddet uyguladı. Örgüt; toplu infazlar, işkence, zorla din değiştirme, kadın ve çocukların kaçırılması, cinsel kölelik ve çocukların silahlı faaliyetlerde kullanılması gibi suçlarla anıldı.

Birleşmiş Milletler’in Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Haziran 2016’da yayımladığı raporda, IŞİD’in Êzidî topluluğuna karşı soykırım işlediği sonucuna vardı. Raporda cinayetlerin yanı sıra kadın ve kız çocuklarının köleleştirilmesi, cinsel şiddet, işkence, zorla yerinden etme ve topluluğun devamlılığını ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar belgelendi.

Örgütün Ağustos 2014’te Şengal’e düzenlediği saldırılar sırasında binlerce Êzidî öldürüldü veya kaçırıldı. Kadınlar ve kız çocukları köle pazarlarında satıldı ya da savaşçıların eline verildi; erkekler ve erkek çocukları ise öldürme, zorla din değiştirme ve silahlı gruplara katılmaya zorlama gibi uygulamalara maruz kaldı. Birleşmiş Milletler’in soruşturma ve belgeleme çalışmaları, bu suçların savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliği taşıdığını, Êzidîlere saldırıların ise soykırım kapsamına girdiğini ortaya koydu.

IŞİD’in suçları yalnızca Êzidîlerle sınırlı kalmadı. Örgüt, kendi yönetimini kabul etmeyen Müslümanları, Hristiyanları, diğer dini toplulukları ve siyasi muhalifleri de hedef aldı. Rakka gibi merkezlerde halka katı kurallar dayatıldı; infazlar ve ağır cezalar, örgütün korku yoluyla hakimiyet kurma yönteminin parçası oldu.

IŞİD SUÇLARI İÇİN ADALET ARAYIŞI

IŞİD’in işlediği suçların yargı önüne taşınması yıllar aldı. Uluslararası kuruluşların raporları, tanık ifadeleri ve örgütün kendi propaganda materyalleri, suçların belgelenmesinde önemli rol oynadı. Ancak çatışma bölgelerinde işlenen suçlara ilişkin kanıt toplamak, tanıkları korumak ve sorumluluk zincirini ortaya çıkarmak hala güçlükler barındırıyor.

Fransa’da da yargı yaklaşımı zamanla değişti. Suriye’ye giden kadınlar başlangıçta çoğunlukla örgüte katılım suçlamaları üzerinden değerlendirilirken, son yıllarda örgütün işleyişindeki rolleri ve uluslararası suçlarla olası bağlantıları daha ayrıntılı biçimde inceleniyor.

Mart 2026’da Fransız yargısı, IŞİD üyesi Sabri Essid’i Ezidilere yönelik soykırım ve insanlığa karşı suçlardan gıyabında müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu karar, Fransa’da bir Fransız vatandaşının soykırım suçundan mahkum edildiği ilk dava oldu. Mahkeme, örgütün Ezidi topluluğunu fiziksel ve kültürel olarak ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerini değerlendirdi.

Vanessa B.’nin davası ise farklı suçlamaları içeriyor. Sanık, Suriye’deki örgütle ilişkileri ve eşine yönelik öldürmeye teşebbüs iddiası nedeniyle yargılanıyor. Mahkemenin önündeki temel sorular arasında saldırının hangi koşullarda gerçekleştiği, sanığın öldürme kastının bulunup bulunmadığı ve Suriye’deki faaliyetlerinin ceza hukuku bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiği yer alıyor.

IŞİD’in işlediği uluslararası suçlara ilişkin kapsamlı belgeler, örgütün kontrolündeki bölgelerde yaşananların bireysel olaylardan ibaret olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte, örgütün suçlarının boyutu, Vanessa B. hakkındaki her bir suçlamanın ayrıca kanıtlanması gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Yargılamanın sonucu, sanığın bireysel sorumluluğuna ilişkin deliller üzerinden belirlenecek.

Benzer Haberler

‘Son üç ayda 90 siyasi mahpusun tahliyesi uzatıldı’

Akın Gürlek'e 'keyfi uygulamalara son verme' çağrısı

8 Meclis üyesi de ona eşlik etti

Kemer Belediye Başkanı Topaloğlu CHP'den istifa etti

‘Dezenformasyon’ suçlaması

Gazeteci İsmail Arı çağrıldığı emniyete gitti, gözaltına alındı

Kurtulmuş’tan İzleme Kurulu açıklaması:

Mecliste komisyon kurulacak, en kısa süre içerisinde tamamlarız

Yeni Yol Grubu’ndan istifa etmişti

Bursa milletvekili Torun AKP'ye katıldı, rozeti Erdoğan taktı

Mekke Anlaşması, Meclis’e sunuldu

Detayları belli oldu: Peki 16 maddede neler var?

Pakistan S. Arabistan’a askeri destek verecek

Mekke Anlaşması Meclis’te: Türkiye ne yapacak?