Bütün bu gelişmeleri, “Yeni Bir Fransa”nın mümkün olabileceğine dair güçlü bir işaret olarak okumak mümkün. Fransa’da eylemler sürerken Belçika, Almanya, İtalya, Arnavutluk ve İspanya başta olmak üzere kıta Avrupa’sının farklı ülkelerinde de benzer talepler etrafında kitleler meydanlara indi. Gençlerin geleceksizlik duygusundan emekçilerin ekonomik taleplerine, eğitim ve kamusal hizmetlerin savunulmasından ekolojik krize karşı mücadeleye uzanan bu hareketlilik, toplumsal hoşnutsuzluğun ulusal sınırları aşan ortak bir zeminde buluşmaya başladığını gösteriyor.
Ercan Jan Aktaş
Fransa’da Liselilerin 17 Eylül’de başlattıkları eylem dalgası 17 Ekim’de zirve yaptı. Bir ay içinde sürekli tırmanış içinde olan eylemler 6 Ekim’de sendikalarında alanda yerlerini almalarından sonra, bu kez Sarı Yelekliler’inde katılmasıyla yeni bir evreye geçti. Fransa’da Sarı Yelekliler (Gilets jaunes) hareketi, Kasım 2018’de akaryakıt vergilerine ve artan yaşam maliyetlerine karşı başlayan, kısa sürede ülke çapında bir toplumsal isyana dönüşen bir protesto dalgasıydı.
Başlangıçta otomobil sürücülerinin ve kırsal bölgelerde yaşayanların ekonomik talepleri etrafında şekillenen hareket, zamanla satın alma gücünün düşmesi, sosyal eşitsizlikler, vergi adaletsizliği ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un politikalarına yönelik tepkileri de kapsadı. Sarı yeleklerini giyerek kavşaklarda, otoyol girişlerinde ve kent merkezlerinde toplanan göstericiler, kendilerini temsil etmeyen siyasal düzene karşı daha fazla söz hakkı talep ettiler.
Hareketin en dikkat çekici özelliklerinden biri, herhangi bir siyasi partiye ya da sendikaya bağlı olmadan, sosyal medya üzerinden örgütlenen geniş bir toplumsal kesimi bir araya getirmesiydi. Zamanla ekonomik taleplerin ötesine geçerek doğrudan demokrasi, yurttaşların karar alma süreçlerine katılımı ve siyasal temsil krizini de gündeme taşıdı. Hükümetin akaryakıt vergisi artışını geri çekmesi protestoları sona erdirmeye yetmedi; Sarı Yelekliler, Fransa’da toplumsal eşitsizlikler ve siyasal iktidarla toplum arasındaki mesafe üzerine yürütülen tartışmaların önemli bir simgesi hâline gelmişti.
Okulların tatilde olmasından kaynaklı bir ay önce başlayan eylemlerin yavaşça sönümlenebileceği üzerinden yorumlar yapılırken Sarı Yelekliler’in dün eylem alanlarından yerini almalarıyla Fransa’nın hemen hemen her yerinde devasa kalabalıklar bir araya geldi. Eğitim, Öğretim ve Araştırma Sendikaları Federasyonu (FSU), Genel Emek Konfederasyonu (CGT), İşçi Gücü (FO), Fransız Demokratik Emek Konfederasyonu (CFDT), Ulusal Özerk Sendikalar Birliği (UNSA) ve SUD-Solidaires’in eğitim örgütleri, ekim ayının başında öğretmen açığına, eğitim bütçesine ve okulların kötüleşen koşullarına karşı ortak eylem çağrıları yaptılar.
17 Ekim’deki gösteriler Paris başta olmak üzere Fransa’nın birçok büyük kentine yayıldı. Paris’te Cumhuriyet Meydanı çevresi başlıca buluşma noktası olurken Lyon, Nice, Nantes, Rennes, Marsilya, Lille, Toulouse, Bordeaux, Strasbourg, Bayonne, Pau ve Montpellier başta olmak üzere hemen hemen bütün büyük şehirlerde büyük kalabalıkların içinde olduğu yürüyüşler düzenlendi. Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon Paris’te göstericilere katıldı; komünistler, anarşistler ve Yeşiller de farklı kentlerdeki eylemlerde yer aldı.
Gösteriler sırasında bazı kentlerde yağma, kundaklama ve kamu binalarına yönelik saldırılar yaşandı. Paris’te mağazalar yağmalanırken araçlar ateşe verildi; Limoges’da belediye binasında yangın çıktı, Marsilya ve Lille’de belediye binaları zarar gördü. Lyon’da bir turizm bürosu kundaklandı, Bordeaux’da ve başka kentlerde mağazalara saldırılar bildirildi. Ancak bu olaylar, yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerin genel niteliğini tek başına açıklamıyor.
Paris’te toplanma yeri Place de la République meydanıydı. El yapımı pankartlardan biri, hareketi başlattıkları için liseli öğrencilere teşekkür ediyordu. Pankartta, “Merci la jeunesse” yani “Teşekkürler gençlik” yazıyordu. Paris’te çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu kalabalık, bir yandan çöp kutularını ve otobüs duraklarını ateşe verirken, diğer yandan alevleri söndürmeye gelen itfaiyecileri alkışlarla karşılıyordu.
Cumhuriyet Meydanı’nda (Place de la République) polis, insanların yürüyüşe geçmesine bile fırsat vermeden göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti (1).
Şehrin merkezinde bulunan ve Fransız Devrimi’nin simgelerinden biri olan ikonik Cumhuriyet Heykeli’ne Extinction Rebellion (XR) logosu bulunan devasa sarı bir yelek giydirilmişti. Bu, 2018’de Fransa’nın dört bir yanına yayılan Sarı Yelekliler hareketine bir göndermeydi.
Extinction Rebellion (XR) / Yok Oluş İsyanı, 2018’de Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan, iklim krizine ve ekolojik yıkıma karşı mücadele eden uluslararası bir toplumsal harekettir. Merkeziyetçi olmayan, siyasi partilerden bağımsız bir örgütlenme modelini benimseyen hareket, hükümetleri iklim ve ekoloji krizine karşı acil önlemler almaya zorlamak amacıyla şiddetsiz doğrudan eylem ve sivil itaatsizlik yöntemlerini kullanır. Bir yandan Sarı Yelekliler’in, öte yandan Extinction Rebellion (XR)’un eylemlerde yer almaları liselilerin başlattığı eylem dalgasının son on yıllık eylemleri bir araya getirdiğini de göstermektedir.
Kalabalık, “Siamo tutti antifascisti” — “Hepimiz antifaşistiz” sloganlarıyla coşarken, bugün faşist olarak nitelendirilen RN’nin (Ulusal Birlik) önceki adı olan Front National’a gönderme yaparak, “La jeunesse emmerde le Front National” — “Gençlik, Front National’a lanet okuyor” sloganını atıyırlardı. Bazı katılımcılar, trans+ özgürlüğünü savunan bir grup olan Organisation de Solidarité Trans’ın bayraklarıyla yürüyüşe katıldı. Eyleme katılan XR destekçisi Cythère, Socialist Worker gazetesine:“Gençler, bizim daha önce başaramadığımız bir şeyi başardılar: Mücadeleleri bir araya getirmek. Hareketi en başından beri destekliyoruz ve hukuki danışmanlık sunuyoruz. Ancak onları korumak için burada değiliz; ne yapmaları gerektiğini kendileri biliyorlar,” şeklinde düşünce ve duygularını ifade ediyordu (1). Aynı kortejde yer alan Katya: “Anne babalarımız eskiden bu yelekleri giyerek protesto ediyordu. Hareket başlangıçta daha çok benzin fiyatlarına karşıydı ama şimdi liseliler de bu yelekleri giyiyor; dolayısıyla mesele artık başka konuları da kapsıyor. Bu, hareketin yeniden canlanması.”
Eylemde yeralan bir çok kişi de çok sayıda kişi Filistin, Kongo veya Cezayir bayrakları sallıyordu. Bazı pankartlarda ise 17 Ekim 1961 katliamına atıfta bulunuluyordu. O gün polis, Paris’te Cezayirli göstericilere yönelik büyük bir katliam gerçekleştirmişti. Göstericilerin birçoğu Seine Nehri’nde boğularak hayatını kaybetmişti. Cezayir bayrağı taşıyan öğrenci Alesio, Socialist Worker gazetesine şunları söyledi:
“Fransız Devrimi bir aldatmacadır. Burjuvazi, kendi çıkarları için aristokrasiye karşı ayaklandı. Eşitlik için yeni bir devrime ihtiyacımız var.”
Bütün bu semboller ve karşılaşmalar, 17 Ekim’deki eylemlere yalnızca güncel taleplerin değil, Fransa’nın yakın geçmişindeki toplumsal mücadelelerin ve tarihsel hafızanın da taşındığını gösteriyor. Sarı Yelekliler’in 2018’de sokaklara taşıdığı geçim sıkıntısı ve temsil krizi, Extinction Rebellion’ın iklim adaleti ve ekolojik yıkıma karşı mücadelesiyle, liselilerin eğitim koşullarına ve geleceksizlik duygusuna yönelik itirazıyla aynı meydanda buluşuyor.
Cumhuriyet Heykeli’ne XR logosu taşıyan sarı yeleğin giydirilmesi, bu karşılaşmanın güçlü bir simgesi: Farklı dönemlerde ve farklı toplumsal kesimler içinde ortaya çıkan mücadeleler, birbirlerinin deneyimlerini devralarak yeni bir ortak söz üretmeye çalışıyor. Burada mesele, bütün hareketlerin aynı taleplere sahip olması değil; ekonomik eşitsizliğin, ekolojik krizin ve siyasal temsil sorunlarının birbirinden kopuk olmadığının giderek daha görünür hâle gelmesi. Aynı tarihin 1961’de Paris’te Cezayirlilere yönelik polis katliamını hatırlatması, meydandaki mücadeleye sömürgecilik, ırkçılık ve devlet şiddetiyle hesaplaşma boyutunu da katıyor.
Filistin, Kongo ve Cezayir bayraklarıyla taşınan dayanışma, 17 Ekim 1961’de Seine Nehri’nde boğularak öldürülen Cezayirlilerin anısını bugünün toplumsal itirazlarıyla yan yana getiriyor. Böylece meydanda üç ayrı zaman birbirine dokunuyor: Sarı Yelekliler’in ekonomik adalet arayışı, XR’nin ekolojik yıkıma karşı direnişi ve sömürgeci şiddetin tarihsel hafızası. Liselilerin başlattığı hareketin özgünlüğü de burada beliriyor: Geçmişin mücadelelerini yalnızca anmakla kalmıyor, onları bugünün talepleriyle yeniden ilişkilendiren bir karşılaşma alanı açıyor. Bu buluşma, henüz ortak bir siyasal programa ya da kalıcı bir örgütlü güce dönüştüğü söylenemese de Fransa’da toplumsal muhalefetin farklı damarlarının birbirini tanıma ve birlikte hareket etme imkânını görünür kılıyor.
Bütün bu gelişmeleri, “Yeni Bir Fransa”nın mümkün olabileceğine dair güçlü bir işaret olarak okumak mümkün. Fransa’da eylemler sürerken Belçika, Almanya, İtalya, Arnavutluk ve İspanya başta olmak üzere kıta Avrupa’sının farklı ülkelerinde de benzer talepler etrafında kitleler meydanlara indi. Gençlerin geleceksizlik duygusundan emekçilerin ekonomik taleplerine, eğitim ve kamusal hizmetlerin savunulmasından ekolojik krize karşı mücadeleye uzanan bu hareketlilik, toplumsal hoşnutsuzluğun ulusal sınırları aşan ortak bir zeminde buluşmaya başladığını gösteriyor.
Sol, sosyalist ve ekolojist, partiler; sendikalar, öğrenci birlikleri ve öğrenci sendikaları, 5 Kasım için eylem çağrıları yapmaya başladı. Böylece Fransa’da liselilerin başlattığı hareketin, Avrupa’nın farklı ülkelerindeki toplumsal mücadelelerle kesişme ihtimali de güçleniyor. Ancak asıl belirleyici olan, meydanlarda biriken bu enerjinin ne ölçüde kalıcı bir dayanışmaya, ortak bir mücadele hattına ve toplumsal dönüşüm iradesine dönüşebileceği. Yeni bir Fransa ve başka bir Avrupa ihtimali, farklı mücadelelerin yalnızca aynı meydanlarda buluşmasına değil, birlikte bir gelecek kurabilme kapasitesine de bağlı.







