Evren Balta
Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve takip ettiğim sosyal medya hesaplarının durağan görüntülerinden bile taşan, insanın içine işleyen bir öfke hissediyorum. Avrupa’nın öfkesi.
Fransa sokakta. 17 Ekim Cumartesi günü liselilerin eylemlerine sendikalar katıldı; sekiz yıl aradan sonra sarı yelekler de yeniden sokaklardaydı. Yaklaşık 800 bin kişinin yürüdüğü günün sonunda yaklaşık 2 bin 400 kişi gözaltına alınmıştı; Lyon’da turizm ofisi yakıldı, Lille ve Marseille’de protestocular belediye binalarına girdi.
Sokakta olan yalnızca Fransa da değil. Madrid’de kiracılar Puerta del Sol’de kamp kurdu; İspanya’nın iki büyük sendikası on dört yıl sonra ilk kez birlikte, 11 Kasım için konut genel grevi çağrısı yaptı.
Avrupa’nın farklı şehirlerinde, farklı kıvılcımlarla tutuşan ama aynı yakıtla beslenen bir öfkeyle karşı karşıyayız.
Yükselen öfke
Her ülkenin krizi farklı.
İspanya’da krizin adı konut. Konut krizi, 87 yaşındaki Maricarmen’in hikâyesinde sembolleşti. Yetmiş yıldır yaşadığı Madrid’deki dairenin bulunduğu binayı uluslararası bir yatırım fonu satın aldı, kirasını yüzde 200’ün üzerinde artırdı; Maricarmen sedyeyle evinden çıkarıldı ve kısa süre sonra hastanede hayatını kaybetti.






