Gökçer Tahincioğlu
İtinayla yasaklı alanlar belirleniyor.
Bu konuda yazarsan başına bu işler gelir, bu konuya girersen şununla karşılaşırsın…
Gazeteciliğin böyle yapılamayacağı, bu şekilde yapılan eylemin adının gazetecilik olmayacağı ortada.
Ama kendini “gazeteci” olarak niteleyen onlarca, yüzlerce isim susuyor.
Suç işlemediklerini, sadece gazetecilik yaptıklarını bildikleri, omuz omuza yüzlerce haber takip ettikleri arkadaşları, meslektaşları, tanıdıkları bir insan defalarca tutuklanıyor, yargılanıyor, soruşturuluyor ve “onlar” susuyor.
İnsanlar işsiz bırakılıyor, kanallara el konuluyor, memleketin gururlanması gereken haber sitelerine erişim engelleniyor ve “onlar” susuyor.
X’te içlerinden birkaçı, bazı isimler için, “tutuklanmasını doğru bulmadım” mesajı veriyor ama büyük bir yığın, akredite olmanın, uçağa binebilmenin, kabul görmenin, işlerini kolay halletmenin verdiği kabul görmüşlüğün, makbul sayılmanın gölgesinden çıkmaktan korkuyor ve susuyor.
Kabataş yalanı sırasında, bir yalanla ilgili olarak üstelik aynı başlıkla köşe yazan, çağrı yapan, adalet isteyen onlarca isim sadece ve sadece susuyor.
Ama tarih olan bitenler kadar suskunları da yazıyor.






