BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Anayasa, Kürtçe, YPJ’nin durumu, geri dönüş süreci…

İlham Ahmed: Yeni bir mücadele dönemi başlıyor

Anayasa, Kürtçe, YPJ’nin durumu, geri dönüş süreci…

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

İlke TV’den Banu Güven’e konuşan İlham Ahmed, Suriye’de yeni dönemin şekillenmesinde Kürtlerin rolünden YPJ’nin durumuna, Kürtçe eğitim meselesinden Suriye’deki yeni anayasa tartışmalarına ve Türkiye ile ilişkilerine kadar çok sayıda konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

HABER MERKEZİ – Suriye’de Şam hükümeti ile varılan 29 Ocak Anlaşması çerçevesinde devlet kurumlarına entegre edilen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, Türkiye’den ilk kez ulusal yayın yapan bir televizyona, İlke TV’ye konuştu.

‘Suriye tarihinin önemli bir sayfası kapandı’Abdi: DSG’nin görevini sona erdirdiğimizi ilan ediyoruz

Gazeteci Banu Güven’in gerçekleştirdiği söyleşide İlham Ahmed, Suriye’de yeni dönemin şekillenmesinde Kürtlerin rolüne, kadınların karar mekanizmalarında yer almasından YPJ’nin durumuna; Kürtçe eğitim meselesinden Suriye’deki yeni anayasa tartışmalarına ve Türkiye ile ilişkilerine kadar çok sayıda konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

Söyleşinin bazı kısımları şöyle:

‘YENİ BİR MÜCADELE DÖNEMİ BAŞLIYOR’

*Suriyeli Kürtler, tarihi açıdan nasıl bir dönemeçte?

Rojava’da, Kuzey Suriye’de sürdürülen mücadele yeni bir aşamaya gelmiştir. Silahlı mücadele, silahlı direniş siyasi evreye geçmiştir. Özellikle Şam’da entegrasyonun tamamlandığının ilan edilmesi ve DSG’nin fesiyle birlikte mücadele siyasi alana taşınmıştır. Bu ağır bir dönemdir, zorlu bir dönemdir. Kürtlerin haklarının anayasada yer alması açısından da yeni bir mücadele dönemi başlıyor.

Eğitim alanında yeni bir adım atılmıştır. Önceki süreçte Rojava özerk bölgesinde eğitim Kürtçe, Arapça, İngilizce dillerinde yapılabiliyordu. Bizim amacımız şuydu: Her halk kendi dilinde eğitim alsın. Şimdi de bu. Kürtler de Suriye’nin asli unsurlarından biridir. Kendi dillerinde eğitim alma hakkına sahiptir. Şu an üzerinde anlaştığımız şey yeni bir aşamadır.

KÜRTÇE EĞİTİM: ‘ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BAŞKA ADIMLAR DA ATILACAK’

*Ama siz şu an çıkan sonuçtan şu aşamada memnun musunuz? Çünkü Rojava’yla sınırlı bir de. Kürtler sadece Rojava’da da değil. Sizi hayal kırıklığına uğrattı mı bu çıkan sonuç?

Elbette bizim isteğimiz bu değildi. Tüm görüşmelerimizde, bütün müzakerelerde ısrarla Kürtçenin okullarda resmi eğitim dili olmasını istedik. Yani eğitimin tamamen Kürtçe olmasını istedik. Bunun mücadelesini verdik. Bugün ortaya çıkan sonuçtan halkımız memnun değil, biliyoruz. Bizler de memnun değiliz. Ancak süreç şu anda böyle yürüyor. Okullarda üç ders resmi olarak Kürtçe verilecek. Ayrıca dört kitap, felsefe, coğrafya, tarih ve etkinlik dersi Kürtçe okunacak. Önümüzdeki dönemde bu konuda başka adımlar da atılacak. Önemli olan eğitim sisteminde, okul sisteminde Kürtçenin resmi bir dil haline gelmesidir.

‘YPJ, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI2NA BAĞLI ÖZEL OPERASYON BİRLİĞİ OLARAK YER ALACAK’

*Diğer bir konu, tartışmalı konu ve çok önemli bir konu. YPJ ne olacak? İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir birim olarak Rojava’da görev yapacağı konuşuluyor. Ama bununla ilgili 27 Ağustos’ta YPJ bir açıklama yaptı. Onu da size sorayım istiyorum. Görüşmeler devam ediyor dedi. Rojava, YPJ ne talep ediyor tam olarak? Şam’dan gelen öneriler nerede? Buluşabiliyor mu bu ikisi birbiriyle?

Aslında yaklaşımımız YPJ’nin yani kadınların ordu içerisinde yer almasıdır. Bunun örnekleri dünyada var. Bu yeni bir şey değil. Suriye’de de böyle bir şey olması yanlış olmaz. Ancak aylardır süren görüşmeler ve müzakereler sonucunda kadınların orduda yer almasını kabul etmediler. İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yapıldı. Onların bakışı da başlangıçtan beri YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine geçmesiydi. Bu şekilde kendi varlığını koruyacaktır. Aslında YPJ bir iç güvenlik gücü değil. Önceden teröre karşı savaşmış özel kadın birlikleridir. Şimdi İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel Operasyon Birliği olarak yer alacak. Özgün bir savunma gücü olarak bakanlık bünyesinde olacaktır. Özel bir birim olacak. Bu yönde görüşmeler sürüyor. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapacak.

YPJ Sözcüsü Ruksen Muhammed: Birlik olarak entegre edilme konusunda anlaşma sağlandı

İLHAM AHMED, HANGİ GÖREVİ NE OLACAK?

*Şimdi bu bizi sizin alacağınız görevle ilgili birtakım sorulara da getiriyor ama öncesinde şunu sormak istiyorum. Anayasayı da konuşacağız ama ben şimdi öncelikle zannediyorum meclisteki tek Kürt kadın üye olarak sizin üstlenmeniz öngörülen görevi soracağım. Orada dış ilişkiler komitesinde parlamentonun genel bir görev ya da üyelik olması söz konusu diye haberlerde görüyoruz. 1 Eylül 2026 itibariyle bu konuda bir netlik oldu mu? 

Hayır, kararname henüz çıkmadı.Yakın zamanda çıkmasını bekliyoruz. Parlamentoda 3 Kürt kadın parlamenter varız. Afrin’den ve Haseke’den birer kadın arkadaşımız daha parlamentoda. Bir seçim yapıldı. Atama ile bir seçim yapıldı. Afrin’den bir kadın arkadaş seçildi. 3 milletvekilliği var. Burada Haseke’de de bir kadın seçildi. Parlamentoda 3 Kürt kadın oluyoruz.

Benim görevimin ne olacağı kararname çıktıktan sonra belli olacak. Anayasa komisyonu var, Dışişleri Bakanlığı komisyonu var. Bu görevler olabilir. Parlamenterlik önemli bir görev. Suriye toplumunu ilgilendiren bütün yasalar orada hazırlanıyor. Her ne kadar bu parlamenterlik atama ile gerçekleşmiş olsa da Suriye’nin geleceği için önemli hizmetlerin yapılacağı bir görevdir. Ben sürekli dış ilişkiler alanında çalıştım. Fakat bir parlamenter iki komisyonda da görev alabiliyor. Anayasa komisyonu da çok önemli bir komisyon, Dışişleri komisyonu da. İkisi birden.

*Anayasa komisyonunda yer alabileceğiniz konusunda bir mutabakat sağlandı mı?

Evet, öyle bir yaklaşım var. Kararnameden böyle bir sonuç çıkabilir: Suriye parlamentosunda hem anayasa komisyonunda hem dış ilişkiler komisyonunda bulunabilirim. Evet, olabilir. Biz de bekliyoruz. Cumhurbaşkanının bu kararnameyi yayınlaması gerekiyor.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

*Peki, anayasa konuşmaya ne zaman başlanılacak? Anayasa ne zaman ele alınacak? O çok önemli çünkü. Siz bu mecliste demokratik bir Suriye anayasası çıkabileceğini düşünüyor musunuz? Ne öngörüyorsunuz, nasıl bir isim olmasını talep ediyorsunuz?

Yani anayasa çalışmaları ile ilgili takvim henüz belli değil. Mecliste bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Meclisteki sayı tamamlanıp çalışmalar başladıktan sonra üzerinde tartışmalar başlayacak ve gündeme gelecek. Suriye için yeni Suriye’nin demokratik adımlara açık olması gerektiğine inanıyoruz. Sadece kültürel konularda değil, bütün alanlarda gelişen bir Suriye istiyoruz. Kültürel anlamda Kürtler için bir özgürlük alanı oluştu. Bu dönemde bazı adımlar atıldı. Kürtlerin ulusal günleri yasal olarak tanınıyor ve kutlanıyor. Newroz kutlanıyor. Kürtler her yerde dillerini konuşabiliyor ve kültürlerini yaşatabiliyorlar. Fakat Kürtçenin henüz okullarda eğitimde resmi bir dil olarak statüsü tanınmamış.

Suriye toplumu çok renkli, zengin bir toplumdur. Türkmenler var, Süryaniler var, Asuriler var, Ermeniler var. Çok farklı renklerden oluşan bir toplumdur. Biz istiyoruz ki bu alanda bir özgürlük ortamı oluşsun ve bu halklar kendi dillerinde okusunlar, eğitim alsınlar. Bunun dışında şu an eksik olan ve gelecekte de önemli olan şey siyasi konulardır. Yani siyasetin özgürce yapılabilmesi, çıkacak kanunların Suriye toplumuna özgürce siyaset yapması için imkan tanıması gerekir. Toplum örgütlenebilsin, ülkenin yönetiminde söz sahibi olsun, demokratik bir gelişim olsun. Yani bu konuda henüz Suriye’nin nasıl bir siyasi geleceği olacağı belli değil. Henüz bu ülkede siyasi partiler kanunu yok. Suriye sadece bir halkın devleti değil, Suriye’de sadece Araplar yaşamıyor. Suriye’de kökleri daha eskiye dayanan halklar var. Sadece tek bir halkın tanınması Suriye’ye zarar vermiştir. Geçmişte krizlere neden olmuştur. Şimdi bunun düzeltilmesi gerekir. Bu ülkede farklı halkların yaşadığını kabul etmek gerekir. Kadınların da sosyal hayata aktif olarak katılması için önlerinin açık olması gerekir.

ESİRLERİN DURUMU VE GERİ DÖNÜŞ SÜRECİ

*Tutukluların serbest bırakılması gerektiğinden söz ediyorsunuz. Şam’la görüşmelerinizin ilerlemesinde ve burada talep ettikleriniz maddeler arasında bu çok önemli bir yer tutuyor anladığım kadarıyla. Aynı zamanda Afrin’e dönüş olduğu, Serêkaniyê için de siz ‘dönüş olması gerekiyor’ demiştiniz son açıklamanızda. Neredeyiz buralarda?

Esir alınmış çok sayıda insanın akıbeti belli değil. Bunlar tutuklu mu yoksa şehit mi düştüler belli değil. Savaş sırasında orduya katılmış değişik gruplarda 500’e yakın insanın kayıp olduğunu biliyoruz. 500 kişinin kayıp olduğunu biliyoruz. Bunların akıbetiyle ilgili bilgimiz yok.

Siviller de var. Diğer gruplardan da insanlar var. Hepsi DSG üyeleri değil, siviller var içlerinde. Seyahat ederken alınan, değişik yerlerde kaybolan insanlar var Biz bunların isimlerini bildirdik, bu listeleri verdik. Bunların bulunması için görüşmelerimiz ve çalışmalarımız devam ediyor. Entegrasyon konusunda önemli adımlar atıldı. Tamamı olmasa da Afrin’deki halkımız topraklarına geri döndü. Deyrezor’dan ve başka şehirlerden 1200 aile Afrin’de, merkezde, Afrinlilerin evinde kalıyor ve evleri boşaltmıyorlar. Bu büyük bir problemdir. Lakin yine de dönüşler oldu. Afrin halkı yeniden inşa için büyük zorluklar çekiyor. Yine de Afrinlilerin dönüşü önemli bir adımdır. Yine Serêkaniyê’de halkımız topraklarına geri dönmek istedi. Problemler yaşadı.

Yine de bu geri dönüş devam edecek. Başka yerlerden olanların Serêkaniyê’yi ve Girê Spî’yi boşaltmaları gerekiyor. Bu konular da günlemde. Entegrasyonun tamamlanması demek, bütün dosyaların kapandığı anlamına gelmiyor. Hala çözülmemiş sorunlar var. Çalışmalar devam ediyor ve bunların çözülmesi gerekiyor.

SORUNUN DİYALOG YOLUYLA ÇÖZÜMÜ: ÖCALAN NE ROL OYNADI?

*Suriye’de vardığınız bu mutabakatlar, adım adım 8 maddelik anlaşma, ondan sonra daha geniş anlaşma ve bugün entegrasyon açıklaması, bugünkü görüşmeleriniz, bunların çerçevesinin belirlenmesinde rol oynayan başka aktörler de var. Türkiye’den söz ediyoruz, Amerika da sizle ilgili konuşuyor. İsrail’in birtakım hedefleri var kafasında, ne olması lazım, olmaması lazım filan… Kim nasıl belirledi bu süreci? Çünkü siz tabii ki Türkiye’yle de konuşuyorsunuz ve Türkiye’deki süreç, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne dair ilk adımda öngördükleriyle burada olanlar da birbirinden bağımsız görünmüyor.

Devrim başladığında Suriye yalnız başına değildi. Suriye üzerinde etkili olan faktörler ve Suriye devrimine müdahil olan özel güçler vardı. En başta İran ve Rusya’yı sayabiliriz. Şimdi bu iki ülkenin herhangi bir etkisi kalmadı. Türkiye’nin de hem eskiden, hem de şimdi Suriye’de önemli bir rolü var. Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin belirleyici etkisinin olacağını söyleyebilirim. Başka ülkelerin de, mesela Amerika’nın da önemli bir rolü oldu. Şimdi de ciddi etkisi var. Yine biz İngiltere’nin önemli bir etkisini görüyoruz. Bunlar Suriye meselesinin çözümünde rol oynayan ve bizim de etkileşim içinde olduğumuz güçlerdir.

*Biraz daha daraltayım: Şimdi burada Türkiye’de PKK’nin silah bırakacağı ve kendini feshedeceği yönünde Abdullah Öcalan’ın çağrısından sonra, Türkiyeli yetkililerin gözleri buraya da döndü. Dediler ki, DSG de silah bırakmalı. Ama Mazlum Abdi demişti ki, “Burası başka, burası Suriye. Bizi bağlamıyor bu çağrı”. Ama sonra entegrasyona doğru gidildi ve sizde entegre olmayı kabul ettiniz. Sonra da belli ki, mesajlar geldi gitti. Bu süreç içinde Öcalan’dan doğrudan mesaj alabildiniz mi? Onun öngörülerini sizinle paylaşması ne kadar etkili oldu? Türkiye Cumhuriyeti tarafından görüştüğünüz yetkililer, üst düzey yetkililer var diye biliyorum. Pozisyonunu söyleyebilirsiniz, eğer mümkünse. Onlarla ne zamandan beri görüşüyorsunuz? Ve bütün bunlar ne kadar şekillendirdi bugün Şam’la vardığınız mutabakatı?

Bu soru hem önemli hem de hassas bir soru. Üzerinde çok sayıda spekülasyon yapılan bir konu bu. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Minbiç’teki çatışmalar sırasında 10 Mart anlaşmasından önce bir saldırı oldu. O saldırının durdurulmasında Sayın Öcalan’ın önemli bir rolü olduğunu biliyoruz. Bu sorunun diyalog yoluyla çözümünde Öcalan’ın önemli ve belirleyici bir rolü vardır.

Türkiye, Suriye meselesinde önemli bir aktördü ve DSG konusunda önemli hassasiyetleri vardı. DSG’nin silah bırakması, DSG’nin feshiyle ilgili hassasiyetleri masaya koyuyordu. Türkiye hem Suriye hem diğer devletlerle ilişkilerinde DSG konusunu hep ön plana çıkardı. Şam’la diyalog kurmamızda, ateşkesi ilan edilmesinde, Şam ile sorunlarımızın çözülmesinde Türkiye’nin önemli bir etkisi vardı. Bu aslında bizim de yaklaşımımızdı. Çünkü biz Şam’la bir çatışmanın içinde olmayı hiç istemedik.

Ne Şam’la, ne de başka güçlerle çatışmak istedik. Fakat sanki biz Suriye’yi parçalamak ve Suriye devletinin dışında kalmak istiyormuşuz gibi bir algı oluşturuldu. Bize yönelik saldırıların durdurulmasında Sayın Öcalan’ın yürüttüğü müzakerelerin önemli etkisi oldu. Sonrasında da 10 Mart Antlaşması bizim irademizle imzalandı. Ancak Sayın Öcalan’ın önemli desteği oldu. Anlaşmaların imzalanmasında, sorunların diyalogla çözülmesinde, barışçıl bir entegrasyon sürecinin yürütülmesinde Sayın Öcalan’ın etkisi tartışılmazdır.

O dönemde Sayın Öcalan’ın bize ulaşan mesajlarından ve yaklaşımından süreci desteklediğini anlayabiliyorduk. Savaş olmasını istemiyordu, sürecin yürütülmesini istiyordu. Orta Doğu’da büyük bir savaştan endişe ediyordu. Kürtlerin bu büyük savaşı alet olmasını istemiyordu. Demokratik bir Suriye içerisinde Kürt meselesinin çözüme kavuşmasını istiyordu. Sayın Öcalan’ın bakış açısı ve düşünceleri böyleydi.

Bunun dışında yapılan spekülasyonlar, işte illa silah bırakın veya bırakmayın şeklindeki haberler doğru değildi. Silah bırakmanın da yine çözüm perspektifi içinde Kürtlerin tanınması, haklarına kavuşmasıyla olması gerektiğini düşünüyordu.

İLHAM AHMED VEYA MAZLUM ABDİ, TÜRKİYE’YE GELECEKLER Mİ?

*Farklı yollarla mesaj alabildiğinizi söylediniz Abdullah Öcalan’dan ya da belki sizin için görüşen başka birçok aktör de var Abdullah Öcalan’la. Siz de buradan bu kadar önemli bir tarihi dönemeçte onunla mesajlaştınız. Şimdi bunun yöntemine dair bir detaya girmek istemiyorsunuz anladığım kadarıyla. Ama herkes şunu da merak ediyor. İlham Ahmed ve Mazlum Abdi bir gün Türkiye’ye gelebilecekler mi? Burada yaptıkları açıklamaları doğrudan mesela Ankara’da yapabilecekler mi? Hatta İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la da görüşecekler mi? Bunlar olacak mı? Bunların olması için hangi koşulların yerine gelmesi bekleniyor?

Tabii ki biz bu ziyaretlerin ve görüşmelerin yapılmasını umut ediyoruz. Hatta biz bu konuları Şam’daki yönetimle de konuştuk, paylaştık. Doğrusu biz barış konusunda, çözüm konusunda hangi taraf katkı sağlayacaksa onlarla görüşmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de önemli bir taraf ve istese de istemese de Kürt meselesinin muhatabıdır.

İster Türkiye’de olsun, ister Rojava’da olsun, Türkiye Kürt meselesinde direkt muhataptır. Bundan dolayı Türkiye ile olan görüşmeler önemlidir. Türkiye’nin yöneticilerinin bizi misafir etmeleri, görüşmelerin yapılması, ziyaretlerin gerçekleşmesi önemlidir.

Biz de bunları yapabilecek güce ve iradeye sahibiz. Biz bu görüşmeleri yapabiliriz. Özellikle Sayın Öcalan’ın katkısıyla Kürt meselesinin çözümünde barış bilincinin, ortak yaşam bilincinin, her halkın kendi kimliğiyle yaşayabilme bilincinin gelişmesinde Türkiye’de atılan önemli adımlar var. Bu konuda Suriye’de çözümün ne şekilde hayata geçeceği önemlidir. Evet, Suriye’nin kendi özgünlüğü vardır. Suriye toplumu farklı bir toplumdur.

Suriye’deki yönetimin özellikleri farklıdır. Ancak Kürt meselesinin çözümündeki genel prensipler bellidir. Bu prensipler Suriye için de geçerli. Dolayısıyla biz bu görüşmeleri bekliyoruz ve kapıların açılması ve ziyaretlerin yapılması konusunda umutluyuz. Bu sorunların zamana yayılmadan bir an önce çözülmesinin yararlı olduğunu düşünüyoruz. Gereksiz enerji ve zaman kaybındansa bir an önce harekete geçmek daha iyidir.

Benzer Haberler

4 polisle birlikte ‘rüşvet’ten yargılanıyordu

Ayhan Bora Kaplan hakkında beraat kararı

Duruşma ertelendi

Hürmüz Diril davasında savcı ceza istedi

PISA 2025 sonuçları açıklandı

Türkiye, matematikte 38 ülke arasında 23.

Melih Gökçek’in ifadesi ortaya çıktı:

"Emekli maaşıyla geçiniyorum, oğlumun somut bir işi yok"

CHP ve Yeni Parti’den açıklama

Üsküdar Belediyesi AKP'ye geçti

Demirtaş’ın mesajını iletti

Selçuk Mızraklı tahliye edildi: 'Bu mücadeleye güç verin'

Mansur Yavaş, Kılıçdaroğlu’nun davetini reddetti

Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değildir