Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Türkiye’den üç yayın organına röportaj verdi. İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşme olasılığı için “Olursa iyi olur” yanıtını veren Abdi, yeni Suriye’nin inşası, DSG’nin entegrasyonu, Kürtçe anadilde eğitim, Türkiye’deki süreç ve ilişkiler, Cumhurbaşkanlığı Danışmanlığı’nın yol haritası gibi başlıklarda önemli mesajlar verdi.
HABER MERKEZİ – Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Yeni Yaşam gazetesinden Nezahat Doğan, Spot Basın Kooperatifi’nden İrfan Aktan ve İlke TV’den Banu Güven’e konuştu.
Mazlum Abdi’nin Yeni Yaşam gazetesinden yayımlanan röportajında öne çıkan başlıklar şöyle:
“ÖNEMLİ HUSUS, KÜRT HALKININ KENDİ KİMLİĞİYLE YENİ DEVLETİN İNŞASINDA YER ALMASI”
“Bizim için en önemli husus, Kürt halkının yeni Suriye’nin inşasında kendi yerini almasıdır. Daha önce Suriye devleti kurulurken Kürtler içinde yer almamıştı. Suriye bağımsızlığını kazandığında da yine Kürtler içinde yoktu. Şimdi yeni bir Suriye kuruluyor, önemli olan Kürtlerin bu inşada hak ettikleri yeri almasıdır. Eğer yeni Suriye devletiyle Kürtler olarak bir uzlaşma sağlandıysa, temel hedefimiz bugüne kadar elde edilen tüm kazanımların korunmasıdır. Bir diğeri ise Kürt halkının kendi kimliğiyle yeni devletin inşasında yer almasıdır. Şimdiye kadar atılan tüm adımlar, bu hedeflerimiz doğrultusundadır.
“YENİ BİR SURİYE’NİN KURULMASI KOLAY OLMAYACAK, MÜCADELE GEREKİYOR”
Yeni bir sürece geçtik ancak yeni bir Suriye’nin kurulması kolay olmayacak, birçok sorun var. Temel meselelerden biri demokrasidir, medeni bir devletin inşa edilmesidir. En büyük meselelerden biri bu. Bunun için büyük bir mücadele gerekiyor.
Ancak bakıldığında şimdiye kadar Baas otoriterliğinde bir rejim vardı, merkeziyetçi bir rejim vardı, farklılıkları, halkların haklarını kabul etmiyordu, medeni hukuku da kabul etmiyordu. Bugün karşılaştırdığımızda Suriye’de yeni bir zemin oluşmuştur. Yeni hükümet de öncekine göre daha açıktır ama yine de aşılması gereken zorluklar bulunuyor. Şüphesiz kolay olmayacak. Ancak baktığımda medeni bir hukuk, medeni kurumlar, yine, demokrasinin ve hukukun sağlanması için bir zemin oluştu. Bizlere düşen bunun mücadelesini yürütmek…
DSG’NİN SURİYE ORDUSUNA ENTEGRASYONU
Ortadoğu’da yeni bir durum var. Önümüzde hem yeni fırsatlar hem de riskler bulunuyor. Herkesin kendini savunabilmesi, güvenliğini sağlaması gerekiyor. Bizim açımızdan da Suriye’deki Kürt halkı olarak, yeni savunma sisteminin bir parçası haline geldik. Güçlerimiz, QSD [Demokratik Suriye Güçleri – DSG], tugaylar biçimiyle Suriye ordusuna resmi olarak katıldı. Önemli bir rol oynayacağına da inanıyoruz. Savunma yeni duruma göre sorumluluklarını yerine getirecektir. Gücümüz Suriye ordusu içinde resmi statüye kavuştu. Artık genel savunmayı Suriye halkı, Kürt halkı için birlikte sürdüreceğiz. Savunma konusunda imkanlar var.
Bu konuda çok fazla spekülasyon yapılıyor, herkes kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Doğru olanı açıkça ortaya koymak gerekir: Şimdi Demokratik Suriye Güçleri, varılan bir anlaşma ve plan doğrultusunda Suriye ordusuna dahil oldu. Bugün yeni bir Suriye ordusu inşa ediliyor, biz de bu yapıda yerimizi alma kararı aldık.
Bu konuda iki yanılgılı yaklaşım var ve düzeltilmesi gerekiyor…
Halkımız doğru anlamalı. Birincisi “QSD teslim oldu, artık geriye bir şey kalmadı” ifadesi QSD karşıtlarının söylemi ve bu doğru değil. Bu barış ve entegrasyon sürecine, sağlanan anlaşmalara zarar veriyor. Diğer taraftar “hiçbir şey değişmedi, QSD eskisi gibi kalıyor, anlaşmalar sağlanmadı, Suriye’nin bir parçası olmadı,” yaklaşımı da gerçeği yansıtmıyor.
Doğru olan şu: Şimdiye kadar bu bölgeleri koruyan güçler, bugün resmi bir şekilde Suriye ordusunun bir parçası oldular. Aynı zamanda kendi kimlikleriyle katıldılar, ordunun yönetiminde yer alıyorlar. Şimdiye kadar bu topraklarda var olan QSD, tugaylar şeklinde orduya katıldı. Esas görevi, orduyu güçlendirmek. “Teslim oldular, ortada bir şey kalmadı,” ya da aksi yönde “bir şey değişmedi,” diyenler bir yanılgı içindeler. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor. QSD, varılan mutabakat doğrultusunda planlı ve kademeli bir süreç ile orduya katıldı. Şimdi Suriye ordusu içinde bir güç olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek.
KÜRTÇE ANADİL MESELESİ
Bu meseleyi şöyle değerlendirmek lazım. Eğer Kürt dili için resmi olarak gelinen aşamaya, Suriye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bakılacaksa, büyük bir adım atıldı. İlk defa Kürtçe resmi olarak eğitimde kabul edildi ve sadece Kürtçe dersi değil, diğer bazı derslerin de Kürtçe verilmesi müfredata dahil edildi, çocukların eğitimi kabul edildi. Bu, eskiye kıyasla Suriye genelinde ilk kez yapılıyor ve Kürt halkı adına büyük bir kazanımdır. Ancak son 15 yıldır Rojava’da kendi anadilimizde yürüttüğümüz eğitim sistemiyle kıyaslandığında, elbette bir adım geride kalmış görünebilir. Bu nedenle bu bizim için bir mücadele konusudur. Atılan adımlar olumludur, ilktir, ama bizim için yeterli değil, Kürt halkı olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Şam’daki birçok görüşmemizde ve son yapılan görüşmede de temel gündemimiz buydu, bizim için kırmızı çizgimiz Kürt dili meselesiydi. Elbette Kürt dili konusunda istediğimiz her şey sağlanmadı. Büyük bir mücadele verdik. Ancak alınan kararları da kabul etmedik. Sonuçta yeni bir durum gelişti, Kürtçe resmî olarak müfredata girdi. Bir adım atılması önemli ama yeterli değil. Kürt dili için esas hedeflerimize ulaşmak için mücadele gerekiyor.
CUMHURBAŞKANLIĞI DANIŞMANLIĞI’NIN YOL HATTI NEDİR?
Açık konuşmak gerekirse yürütülen bu süreçte Şam’da olmayı kabul etmemizin nedeni bu süreci başarıya ulaştırmak, entegrasyonu sağlamak, Kürtlerin en güçlü şekilde devlette yerini almasını sağlamak. Asıl amacımız ve hedefimiz budur. Ancak bizim talebimiz daha kapsamlı bir kapsayıcılıktır, yani sadece Kürt bölgeleriyle sınırlı kalmayıp Suriye genelinde tüm alanlarda pozitif ve yapıcı bir rol oynamak istiyoruz. Bunu uygun gördük ve bu temelde çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Genel hatlarıyla 29 Ocak Anlaşması’nın büyük bir bölümü sağlandı. Genel hatları hayata geçirildi, askeri, idari ve güvenlik alanında sağlandı. Fakat pratikte çözülmesi gereken çok sayıda detay var, pratiğe dökülmesi gereken hususlar var. Bunlar üzerinde duruluyor. Entegrasyonun sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için bu çalışmalar yürütülecek. Diğer taraftan inşa etmemiz gereken yeni şeyler var. Genel çerçeve 29 Ocak Anlaşması’ydı ancak bu her şeyin bittiği anlamına gelmez. Bu temelde, özellikle Kürt halkının bu devlette nasıl daha etkin bir rol oynayacağı, devletin asli bir parçası haline nasıl geleceği konusunda girişimlerimiz olacak, halkımızın çabaları olacak. Şam’da bulunmamızın temel nedenlerinden biri bu; Kürt halkı bu devlet içinde nasıl daha güçlü yer alacak?
Artık Kürtlerin Suriye devletine nasıl katılacakları, nasıl güçlü bir aktör olacaklarının süreci başlıyor. Suriye devletinin de buna hazır olduğuna inanıyorum. Bizler de Kürt halkı olarak bu yönde bir adım atmak istiyoruz. Artık yaşanan gelişmeler karşısında hem Şam’da hem Kürt bölgelerinde yeni çalışmalarımız olacak.
SÜREÇ VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
Son 15 yılda Türkiye Suriye’deydi, askeri olarak da Suriye’ydi, aktif bir şekilde yer aldı ve bu devam ediyor. Bu nedenle yaşanan her gelişmede Türkiye’nin tutumu Suriye’ye de etkide bulunuyor. Bu Kürt meselesi için de geçerli… Aynı şekilde Türkiye’deki Kürt meselesine yaklaşım da buraya güçlü bir şekilde etkide bulunuyor. Şunu söyleyebilirim; bizim Suriye devleti ile başlattığımız süreç ve yapılan anlaşmalarda geçtiğimiz yıl 18 Haziran’dan itibaren Türkiye ile yeni bir ilişki gelişti. Artık Türkiye ile aramızda Demokratik Suriye Güçleri olarak, Kürt halkı olarak savaşsız, diyaloğa dayalı yeni bir süreç başladı. Buradaki varlığımız artık Türk devleti tarafından hedef alınmadı. Bununla bağlantılı gelişmeler yaşandı. Türkiye’nin Suriye genelinde, özellikle buradaki Kürt meselesine dair etkileri olduğunu biliyoruz. Türkiye ile ilişkilerimizin artık normal bir zemine oturmasını istiyoruz ki buradaki süreç doğal bir şekilde sürdürülebilsin…
EFRÎN (AFRİN), SERÊKANIYÊ VE GERİŞ DÖNÜŞLER
Efrîn, Serêkaniyê’den biraz daha farklıdır. Çünkü Efrîn halkı topraklarına geri döndü, Efrîn için artık gereken şey, şu anda Cizîrê bölgesi, Kobanê için varılan mutabakatın Efrîn için de geçerli olmasıdır. Örneğin eğitim meselesi, buradaki eğitim sistemi nasılsa Efrîn’de de öyle olmalı. Halkın asayişte, yerel idarede yer alması ile ilgili Efrîn’de bazı sorunlar var, çözülmesi gerekiyor. Mülkiyet hakları, dönen halkın güvenliği ve Suriye devletiyle olan ilişkilerin hukuki ve idari zemine oturtulması lazım. Bizler de bunun üzerinde çalışıyoruz ve bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Serêkaniyê’ye henüz bir dönüş gerçekleşmedi. Daha önce bazı gruplar, entegrasyon karşıtı kesimler ve devletle varılan mutabakata karşı olanlar engeller çıkardılar, halkın dönmesini istemediler. Fakat gerekli tedbirler alındı ve Serêkaniyê halkının dönüşü adım adım, planlı bir şekilde devam ettirilecek ve bu süreç tamamlanacak. Kürt bölgeleri için varılan mutabakat, Efrîn, Serêkaniyê ve diğer alanlarının da bulunan Kürtler için de geçerli olması için çalışıyoruz. Bu bölgelerdeki yetkililerle de bu süreci takip ediyoruz ki hedefimize ulaşabilelim.
TÜRKİYE’YE GELECEK Mİ?
Ben inanıyorum ki bu yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir. Bu çerçevede Türkiye ile yürütülecek yapıcı ilişkiler hem tüm Suriye’nin hem de Kürt halkının çıkarına olacaktır. Bu çerçeve bizler de temasların sağlıklı kurulması için çaba sarf ediyoruz, biz buna açığız, çünkü bunun hem Suriye’ye hem halkımıza fayda sağlayacağına inanıyoruz.
ALEVİLER, DÜRZİLER VE YENİ SURİYE
Suriye’deki tüm toplumsal kesimlerin sorunlarının çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Baas rejimi döneminde yanlış bir devlet siyaseti vardı. Maalesef Suriye’nin yeniden inşasında, rejim değiştikten sonra da bu tür sorunlar devam etti. Bu nedenle tüm bileşenlerin Suriye devletine katılması gerekir, herkes içinde yer almalı, bunun yolu açılmalı. Suriye devletinin önündeki en temel görev, Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve diğer tüm halkların devletin içinde güçlü bir şekilde yer almasıdır. Bunun için çalışmalar var ki bunun için çalışılıyor.
“YENİ BİR SÜRECE GİRİYORUZ”
Yeni bir sürece giriyoruz. Kürt halkı ve genel olarak Suriye halkından talebimiz şu: Artık yeni bir sürece girdiğimizi kabul etmeliyiz. Geride kalan 15 yıl savaşla geçti, bunu geride bıraktık. Artık yeniden savaşa dönmek istemiyoruz, bu halkın yeniden savaş koşullarına girmesini istemiyoruz. Ben kendime bir söz verdim, artık mecbur kalmadıkça halkımızın tekrar savaş koşullarına girmesini istemeyiz. Önümüzde yeni bir süreç var, Suriye’nin inşası, barış süreci, mücadele sürecidir. Halkımız artık bunun üzerinde durmalı, bu yolda nasıl güçlü bir mücadele yürüteceğimiz üzerinde durmalı. Bu yolda mücadele yürütebiliriz. Bizler bu temelde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Birlikte bu çalışmaları yürütelim. Halkımız umutlu ve iyimser olmalı, karamsar olmamalı, umut zaferden daha önemlidir, umut bizim için önemlidir. Bu umut ile birlikte mücadeleye devam edelim. Bir süreçti, bu şekilde sonlandırdık, belki her istediğimize tam olarak ulaşamadık, halkımızın talepleri bu derecede değildi ama yine de kazanımlar var. Bir temel var, bu temel üzerine birlikte yola çıktığımız ve mücadele ettiğimiz amaçlar üzerinden tekrar mücadele etmeliyiz. Halkımız daha önce olduğu gibi yeni süreçte de yöneticilerine inanmalı. Birlikte zafer için yürüyelim.”
BİR BOŞLUK VAR VE BU BOŞLUĞUN DOLDURULMASI GEREKİYOR
Mazlum Abdi, Spot Basın Kooperatif’inden İrfan Aktan’ın “parti kuracağınız ve siyasi mücadelenize bu parti çatısında devam edeceğiniz söyleniyor. Planınız nedir?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Bu ikisi birbirinden farklı. Resmen SDG’nin varlığının sona ermesiyle şu anda bir boşluk oluştu. Bazı siyasi partilerimiz var. Ancak SDG’yi destekleyen, SDG’ye bağlı insanlar var. SDG feshedildikten sonra bu partilerle temsil edemeyiz onları. Binlerce şehitten; Kürt olsun Arap olsun, yüz binlerce insanın desteğinden bahsediyoruz. Bu, partiler üstü bir güçtür. Bir siyasi parti değildir. SDG, askerî bir güç olarak yıllarca halkını korudu. Sadece halkımızın bulunduğu yerle sınırlı da değildi bu. Dolayısıyla bir boşluk oluştu ve bu boşluğun bir şekilde doldurulması gerekiyor. Adı ne olursa olsun, siyasi bir parti, siyasi bir hareket ya da siyasi bir çalışma gereklidir. Bu olacak da. Şam’da sürdüreceğimiz çalışma tüm Suriye için. Kürt halkının Suriye’de layık olduğu yere gelmesi için de elbette çalışacağım. Başından beri amacımız birdir: Suriye Kürtleri için önümüzdeki süreçte daha büyük adımlar atmak. Bu adımları atacağız.”







