Nepal’de meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı bini aştı ve hala 500’den fazla kayıp aranıyor. Birleşmiş Milletler ise risk altındaki nüfusun milyonları bulduğuna dikkat çekiyor.
HABER MERKEZİ – Nepal Ulusal Afet Riskinin Azaltılması ve Yönetimi Kurumu tarafından yapılan açıklamada, geçen hafta meydana gelen selin bilançosu hakkında yeni bilgiler paylaşıldı.
Açıklamada, selden etkilenen çeşitli bölgelerde yaşamını yitirenlerin sayısının bin 50’ye yükseldiği, 583’ü yabancı uyruklu olmak üzere kayıp 3 bin 916 kişiyi arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Arama kurtarma çalışmalarında 21 bin 314 güvenlik personelinin görevlendirildiği ifade edilen açıklamada, selden etkilenen bölgeye yardım malzemesi gönderildiği kaydedildi.
Konuya dair Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Kanni Wignaraja, Reuters’e konuştu. Wignaraja, Himalayalar bölgesinin gelecekteki buzul sellerinden kaynaklanan ciddi risklerle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı.
Wignaraja, “Buzul göllerinin taşan sularını toplayan bu devasa nehir sistemlerindeki kayıpları önlemek için teknoloji yeterince hızlı ilerleyemiyor” dedi.
Araştırmacılar 2020 yılında Nepal, Çin ve Hindistan’da potansiyel olarak tehlikeli 47 buzul gölü tespit etti. O zamandan beri gerçek sayının önemli ölçüde daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda (UNDP) Asya ve Pasifik bölge direktörü olarak da görev yapan Wignaraja, risk altındaki nüfusun “milyonları bulduğunu” söyledi. Haziran ayında UNDP ve ortak kuruluşlar tarafından derlenen güncel verileri örnek gösterdi.
Geçtiğimiz hafta Nepal’de yaşanan yıkıcı sel, Langtang Lirung dağının zirvesine yakın bir buzulun parçalarının çökmesi ve vadi tabanına düşmesiyle tetiklendi; bu durum, Trishuli Nehri boyunca bir sel dalgasına neden olan bir heyelanı başlattı.
Buzul gölü taşmaları ise biraz farklı bir olgu; eriyen buzul sularının doğal bir bariyerin arkasında birikmesiyle oluşur ve basınç sonunda bir kırılmaya veya taşmaya yol açarak aşağı yönde ani bir sele neden olur.
BM yetkilileri, iklim değişikliğinin bölgedeki buzulların erimesini hızlandırması, kayaları gevşetmesi ve buzul gölü bariyerleri üzerindeki baskıyı artırması nedeniyle her iki tehdidin de arttığını söylüyor.
Wignaraja’ya göre, bölgedeki dağlar nispeten genç ve bu nedenle ani buzul veya göl bariyeri çökmelerini tetikleyebilecek tektonik hareketlere daha yatkın.
NEPAL BÜYÜK ÖLÇÜDE BUZULARA BAĞIMLI
Araştırmacılar, Hindu Kush bölgesinin büyük bir bölümünde potansiyel olarak tehlikeli buzul gölleri buldu.
Ancak Wignaraja, bölgedeki hiçbir ülkenin su temini ve gelir açısından Nepal kadar buzullara bağımlı olmadığını ve Nepal’in şu anda “çok, çok zor seçimlerle” karşı karşıya olduğunu söyledi. Nehir kenarlarında yaşayan birçok kişi için daha yüksek yerlere taşınmak mali açıdan mümkün olmayabilir.
Kritik altyapı da savunmasız kalmaya devam edecek. Nepal’in elektririk üretimindeik kaybı, bazı değerlendirmelerin gösterdiğinden daha ciddi olabilir. UNDP, selin faaliyette olanların yanı sıra yapım aşamasında olan 15 büyük elektrik santralini de devre dışı bıraktığını söyledi.
Wignaraja, yeni teknolojilerle elektrik şebekelerinin ve hidroelektrik santrallerinin sellere karşı daha dayanıklı hale getirilebileceğini söyledi.
Ancak geçen haftaki “çamur ve buz dalgası” mevcut savunmaların çoğunu alt edebilirdi. Wignaraja, “Bunu durdurabilecek hiçbir yapı yoktu” dedi.
Sellerden en çok etkilenen Bagmati eyaleti, planlanan veya faaliyette olan 261 hidroelektrik santral projesinin üçte birinden fazlasına ev sahipliği yapıyor. 100 MW’ın üzerindeki bu projelerden 6’sı Bagmati’de bulunuyor.






