Lokman Egün
Memleket; çerçeve yasa, faşizan hezeyanlar, hızla eskiyen yeni partiler ve savaş tutkunlarının histerisiyle meşgulken, bir haber yıldız kayması gibi semalarımızda bir an görünüp, unutmakla malul hafızalarımızdan siliniverdi.
Hikâye; Türk aydınlanmasının jakoben bir neferinin, şarkın karanlığında kuruyacak iki filizi, puantiyeli bembeyaz elbiseler giydirip, bir ışık huzmesi içinde kutsal mabetlerine yüz sürmeye götürmesiyle girdi memleket gündemine. Ve hikâye, her şey ancak doğal olduğunda mümkün olacak kadar sembolizm içeriyordu.
Yoksul, cahil ve itaatkâr Kürt anne-baba, sarışın kız çocukları (Dersim efekti), batıdan arz-ı endam etmiş sarışın (çakma?) aydınlanmacı öğretmen, öğretmen ve çocukların üzerinde aynı puantiyeli elbise, yine aynı model hasır şapkalar, yaşlı anne-babanın şalvarları, olanca kutsiyetiyle Anıtkabir, neredeyse her fırsatta bayrak görseli, Atatürk’ün huzurunda huşu içerisinde duruş.






