BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Savaş gemileri, mamutlar ve çamur:

Tuna kuraklık sergisine hoşgeldiniz

Savaş gemileri, mamutlar ve çamur:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Avrupa’nın can damarı sayılan Tuna nehri kuraklık krizinde. Sular, tüm canlı yaşamı da yok ederek çekilirken, nehrin dibine saplanıp kalmış Avrupa’nın hikayesi ortaya çıkıyor: Mamut iskeletlerinden Nazi motosikletlerine…

GÜLER YILDIZ

Avrupa’nın ikinci uzun nehri bu yaz tarihinin en karanlık izlerinin yeniden belirginleşmesine vesile oldu: Sırbistan’da Nazi Almanyası’nın 1944’te Tuna’ya batırdığı savaş gemileri ortaya çıktı. Bulgaristan’da binlerce yıllık mamut kemikleri… Arka planda Fonda Avusturyalı besteci Johann Strauss II (oğul)’nin ” Güzel Mavi Tuna” valsi eşliğinde Almanya’dan Karadeniz’e 2850 km’lik yolculuk yapan Tuna’nın biriktirdiklerinin sergisi bu. Sergi mekanları ise nehre kıyı birkaç ülke… Bu gidişle sayısı artabilir de…

AVRUPA’NIN KURUMUŞ DAMARLARI

Almanya’nın Kara Ormanlar bölgesinden doğup, yaklaşık 2.850 kilometre boyunca  Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Moldova ve Ukrayna’dan geçip, 19 ülkeyi de nehir havzasıyla besleyen Tuna; varlığı boyunca bir coğrafi karakterden ziyade tarihi bir misyonla anılmış.

Elbette Viyana, Bratislava, Budepeşte ve Belgrad gibi başkentlerin içinden geçerek bu kentlerin sofistike dinamosu olmuştur. Kültürleri, sanatları, ekonomisi buna göre şekillenmiş ve her şeyden önce can suyu olmuştur Tuna.

Bu nedenle Tuna’yı yalnızca bir nehir olarak görmek mümkün değil. Bir ulaşım koridoru, enerji kaynağı, içme ve tarım suyu, ekolojik sistem ve aynı zamanda Avrupa’nın siyasi tarihini belirleyen doğal sınırlardan biri.

İşte o sınır bazı bölgelerde toprakla netleşmeye başladı: Sırbistan-Romanya sınırındaki kesiminde su seviyesi bu yaz alışılmışın dışında bir seviyeye geriledi.

Kuraklık ve uzun süren sıcak hava dalgaları nehrin kimi bölümlerinde seyrüseferi güçleştirdi ve yıllardır suyun altında kalan savaş artıkları da gün yüzüne çıkmaya başladı.

NEHRİN DİBİNDEKİ NAZİ FİLOSU

1944 yılında Sovyet ordusu Balkanlara doğru ilerlerken Alman birlikleri geri çekiliyordu. Karadeniz’deki Alman filosunun önemli bir bölümü Tuna üzerindeydi.

Sovyetler’in hızı Naziler’in bu gemileri kurtarmasını olanaksız kılıyordu, batırdılar. Çoğunda hala bombaların ve mühimmatların olduğu yüzlerce gemiden söz ediliyor.

82 yıl sonra Prahovo kıyısında birdenbire ortaya çıkanlar işte bu kirli tarihin arşivi.

Bu ilk kez olmuyordu, 2022 ve 2024’teki şiddetli kuraklık dönemlerinde de aynı enkazlar görünür hale gelmişti.

Bu kalıntıları kaldırmak imkansız ve de tehlikeli. Bombalar ve patlayıcılarla yüklü gemilerin şimdiki varlığı Avrupa’nın önemli güvenlik sorunlarından biri haline dönüşmek üzere.

MAMUT: BUZUL ÇAĞDAN AŞIRI KURAKLIĞA
Foto: Slivo Pole Belediyesi

Bombalı gemilerin dışında Tuna’yı gündeme taşıyan başka bir tarih daha açığa çıkıyordu, Bulgaristan kıyısındaki Ryahovo yakınlarında mamut kalıntıları bulundu.

Buzul çağının en önemli aktörlerinden birinin bölgedeki varlığına dair bu kalıntılar bilim dünyasını daha çok sevindirmiş olmalı. Kemiklerden yola çıkıp tam tarihini ve o tarihteki yaşamsal hareketi öğrenmek çok zaman almayacaktır. Arkeologlar için düşük su seviyesi geçici bir fırsat yaratırken başka bir şeyin daha düşünülmesine de ikinci fırsatı veriyor: Bu su hep böyle mi duracak?

İŞİN EN SEVİMSİZ KISMI: KURAKLIK VE İNSAN ETKİSİ

Mamutu binlerce yıllık uykusundan kaldırıp getiren kuraklığın ne menem bir şey olduğunu düşünmek çevre meselesi açısından oldukça sinir bozucu. Tuna’daki kuraklığı sadece “iklim krizi” ile açıklama çabasının yersizliği de buzul mirası sayesinde netleşmiş oldu.

Özellikle Almanya, Slovakya, Avusturya ve Macaristan’da çok sayıda taşkın kaydedildi ve her defasında on binlerce insan taşkın etkisini yaşadı.

Tuna havzası tarihi kuraklığın değil taşkınların tarihidir aslında. 2013’te Orta Avrupa’da yaşanan büyük sel sırasında hızla yükselen Tuna nehri, sadece Budapeşte’de seviyesini 9 metrenin üzerine çıkardı. Bu kent tarihinin görüp görebileceği en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.

Ancak şimdi kalıcılaşma yönünde eğilim gösteren “kuraklık” etkisinden söz ediliyor. Mesele yağmurların çok yağıp yağmaması da değil üstelik. Kanıksanmış ölçülerin dışında kaydedilen yüksek sıcaklıklar buharlaşmayı hızlandırıyor ve yoğunluğunu artırıyor. Yağışların düzensizliği nedeniyle kısa sürede aşırı miktarda yağış  taşkın ve sellere neden olurken, uzun yağışsız evrelerde ise nehirler Tuna’da olduğu gibi zayıflayabiliyor.

TUNA’NIN GELECEĞİ ÖNGÖRÜLEBİLİR Mİ?

2022’de Avrupa’da yaşanan büyük kuraklık üzerine yapılan bilimsel bir çalışma, Orta ve Güney Avrupa’nın 2002’de uydu ölçümlerinin başlamasından bu yana kaydedilen en büyük toplam su depolama açığını yaşadığını ortaya koymuştu. Araştırmacılar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin bu kuraklığın şiddetini artırdığını belirledi.

Daha yeni araştırmalar ise özellikle Tuna’nın yukarı havzasında aşırı taşkınlar ile kuraklık benzeri koşulların birlikte daha olası hale geldiğine işaret ediyor.

Avrupa’nın bu bölümü geçmişin iklim koşullarına göre tasarlanmış bir altyapıya sahip. Şimdi bu eski model altyapının geleceğin su/susuzluk potansiyeline  göre zorlanmadan çalışması bekleniyor.

Avrupa Çevre Ajansı’na göre, kıta küresel ortalamadan daha hızlı ısınıyor. Bu durum hem kuraklık ve su kıtlığı riskini hem de taşkın riskini artırıyor. Avrupa’da her yıl arazilerin yaklaşık yüzde 30’u ve nüfusun yüzde 34’ü su stresiyle karşı karşıya kalıyor.

NÜKLEER SANTRALLERE SOĞUK SU LAZIM

Slovakya, Macaristan (Paks), Bulgaristan (Kozloduy) ve Romanya’nın (Cernavoda) Tuna’ya bağımlı nükleer santralleri var.  Slovakya’nın Bohunşce ve Mochovce santralleri doğrudan nehir kıyısında değil, nehir havzasında yer alıyor.

Kozloduy santrali de kritik evrede ancak Paks ve Cernavoda kadar değil. Bu yaz nehir seviyesi o kadar düştü ki Romanya santrale daha fazla su temin edebilmek için nehir yatağındaki kayaları patlattı ve suyun akışını yönlendirmek için setler oluşturdu.

Kuraklık Nazi savaş araçlarından ve buzuldan gelen mamutun kemiklerinden çok daha başka bir yere işaret ediyordu; elektrik arzı meselesi ve nükleer santrallerin krizi anındaki yeterliliği.

Nükleer santralleri olan ülkeler baskıyı azaltmak için reaktörlerini önemli oranda düşürdüler. Ancak bir kuraklık ajandasına sahip coğrafyanın ekonomisini düşündüğü kadar ekolojisine de yatırım yapması gerektiğini öneriyor çevre bilimcileri.

Sırbistan ile Romanya arasında inşa edilen dev hidroelektrik santrali Demir Kapı’yı da unutmayalım. 1972’de tamamlandığında elektrik üretiminde birçok şeyi değiştirdi evet, ama o arada Tuna’nın doğal akışına da keskin bir müdahalede bulunulmuştu.

Kaynak: Wikipedia

Johann Strauss’un Güzel Mavi Tuna’sından geriye mamut kemikleri, kanlı tarih enkazı ve daha birçok şey kaldı. Nehrin hala mavi olduğunu düşünmemizi sağlayan fazla bir iz de yok: Fotoğraflar çamur ve yosun renginde.

Benzer Haberler

Meclis’te tarihi gün

Çerçeve yasa görüşmeleri Genel Kurul'da başladı

Soruşturmada 19 kişi tutuklanmıştı

Adalet Bakanı Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesiyle görüşecek

MKM’den Duman grubuna tepki

‘Kurt dumanlı havayı sever’ 

EFFP ‘atılması gereken adımları’ sıraladı:

Yasayı bir sonuç olarak değil, bir kapının açılması olarak görüyoruz

Kılıçdaroğlu’dan çerçeve yasa mesajı:

‘Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz’

Mansur Yavaş’tan çerçeve yasa açıklaması:

'Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz'