Şebnem Korur Fincancı
Mecliste silahların bırakılmasını düzenleyecek çerçeve yasa konuşuluyor. Barıştan, toplumsal bütünleşmeden, ortak bir gelecekten söz ediliyor. Gündelik hayatımızda ise seçilmişlerin yerine kayyımlar atanıyor; düşüncesini açıklayanlar soruşturmalarla, gazeteciler davalarla, hak arayanlar polis şiddetiyle karşılaşıyor. Hapishanelerde ağır hastalar tedaviye erişemiyor, KHK’lerin yarattığı hukuksuzluk hâlâ giderilmiyor. Toplum barışı beklerken demokratik hayatın alanı genişlemiyor, tersine daralmayı sürdürüyor.
Barışın yalnızca silahların bırakılması ve silahlı örgüt mensuplarının hukuki durumunun düzenlenmesi olmadığı hepimizin malumu. İnsanların korkmadan konuşabildiği, kendi dilinde sağlık hizmeti alabildiği, seçtiği yöneticiler tarafından yönetildiği, geçmişte yaşanan ağır ihlallerin hakikatine ve adaletine ulaşabildiği yeni bir toplumsal hayatın kurulması olmazsa olmaz.






