Halkbank, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi’nin kısa süre içerisinde müşterek talep dilekçesini dikkate alarak ceza davasının düşürülmesini onaylamasıyla banka aleyhine açılan ve 9 yıldır devam eden ceza davasının tamamıyla sona ereceğini bildirdi.
HABER MEKREZİ – Halkbank tarafından, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) ABD’de banka aleyhinde açılan ceza davası ve ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi (OFAC) süreçlerine ilişkin açıklama yapıldı.
ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile banka arasında imzalanarak 11 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması (DPA – Deferred Prosecution Agreement) kapsamında öngörülen Uyum Raporu’nun uzman kuruluş tarafından hazırlanarak ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile OFAC’a zamanında teslim edildiği bildirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Uyum Raporu’nun teslim edilmesi sonrasında uzlaşma anlaşması uyarınca Halkbank ve ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı, ceza davasının düşürülmesine dair müşterek imza edilen dilekçeyi, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi’ne 10 Haziran 2026 tarihinde sunmuştur. ABD Güney New York Bölge Mahkemesi’nin kısa süre içerisinde müşterek talep dilekçesini dikkate alarak ceza davasının düşürülmesini onaylaması ile birlikte 9 yıldır devam eden ceza davası tamamıyla sona erecektir.”
Halkbank davasının kökeni Türkiye’de 2013 yılında ortaya çıkan yolsuzluk soruşturmalarına kadar uzanıyor. Bu soruşturmalarda İran’a yönelik uluslararası yaptırımların Türkiye üzerinden altın ticareti yoluyla delindiği iddiaları gündeme gelmişti. İddiaların merkezinde yer alan İran asıllı iş insanı Reza Zarrab, İran’ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği gelirlerin Halkbank üzerinden çeşitli ticari işlemlerle dolaşıma sokulduğu bir sistem kurmakla suçlanıyordu.
ABD’deki süreç 2016 yılında Zarrab’ın Miami’de tutuklanmasıyla başladı. Zarrab daha sonra savcılıkla anlaşarak itirafçı oldu ve soruşturmanın yönü değişti.
Davada sanık konumuna gelen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde İran yaptırımlarını delmek ve banka dolandırıcılığı suçlamalarıyla yargılandı. Atilla, 28 ay hapis cezası aldı.
ABD Adalet Bakanlığı 2019 yılında davayı genişleterek Halkbank’ı doğrudan sanık olarak dosyaya dahil etti.
Halkbank hakkında ilk olarak 2019 yılında federal savcılar tarafından ceza davası açıldı. Savcılar, Halkbank’ın 20 milyar dolar değerindeki kısıtlanmış İran fonlarının serbest bırakılmasına yardımcı olduğunu ve en az 1 milyar doları ABD finans sistemi üzerinden aklamaya yardım ettiğini iddia etti.
Halkbank’ın eski yöneticisi Mehmet Hakan Atilla, İran yaptırımlarını delme suçlamasıyla ABD’de yaklaşık üç yıl hapis yatmıştı. Davanın merkezindeki isim olan Reza Zarrab ise itirafçı olarak yargılamada tanıklık yaptı. Atilla, ABD’de 28 ay tutuklu kaldıktan sonra 2019’da Türkiye’ye döndü.
Halkbank, bir devlet bankası olduğu gerekçesiyle ABD mahkemelerinde yargılanamayacağını savunarak davayı ABD Yüksek Mahkemesi’ne kadar taşımıştı. Ancak ABD mahkemeleri ticari faaliyetlerle ilgili suç iddialarında devlet şirketlerinin mutlak dokunulmazlığı olmadığına hükmederek bankanın yargılamanın sonlandırılması taleplerini 2 kez reddetmişti.
ERDOĞAN VE TRUMP ARASINDA GÜNDEM OLDU
Halkbank davası, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 25 Eylül 2025’te ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmenin de önemli başlıklarından biriydi. Daha önce Halkbank hakkındaki suçlamaları “hukuka aykırı” ve “çirkin” olarak nitelendiren Erdoğan, 8 Ekim 2025’te “Sayın Trump gerek Amerika’daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde ‘Halk Bankası’nın problemi bizim için bitmiştir‘ dedi” diye konuşmuştu. Erdoğan’ın teyit ettiği konuyu nûmedya24 daha önce yazmıştı. Erdoğan ile Trump görüşmesinde, bankaya isnat edilen suçu kabul etmemek kaydıyla Türkiye’nin Halkbank davasının kapatılması için 100 milyon dolar para teklif ettiği ileri sürülmüştü. Reuters da, Türkiye’nin “yaklaşık 100 milyon dolarlık bir uzlaşma teklifinde bulunduğunu” gündeme getirmişti.
MİLYARLARCA DOLARLIK CEZA RİSKİ
Davanın Ankara açısından en büyük risklerinden biri olası para cezalarıydı.
Uzmanlar, davanın mahkûmiyetle sonuçlanması durumunda milyarlarca dolarlık bir cezanın gündeme gelebileceğini ve bunun Türkiye’nin bankacılık sistemi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini belirtiyordu.







