BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Avukat Kuzu: Yargıtay zamanaşımını bekledi

Düşürülen Dargeçit JİTEM Davası’nın sanığına tazminat

Avukat Kuzu: Yargıtay zamanaşımını bekledi

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Dargeçit’te 3’ü çocuk 7 sivilin gözaltına alındıktan sonra öldürülmesi ve bir askerin kaybettirilmesi ile ilgili JİTEM bağlantılı davayı Yargıtay’ın zamanaşımından düşürmesine tepkiler devam ederken, sanık uzman çavuşa tazminat ödendiği ortaya çıktı.

HABER MERKEZİ – Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Mardin’in Dargeçit ilçesinde 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında 3’ü çocuk 7 sivilin gözaltına alındıktan sonra öldürülmesi ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın kaybedilmesine ilişkin olan “Dargeçit JİTEM Davası” ile ilgili “zamanaşımı” kararı vererek, dosyayı düşürdü.

Yargıtay, Dargeçit JİTEM Davasını ‘zamanaşımı’ndan düşürdü

Yargıtay’ın kararına tepkiler sürerken, 8 kişinin ölümünden sorumlu tutularak yargılanan Uzman Çavuş F.Ç.’nin uzun yargılamadan kaynaklı hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 30 bin TL tazminat aldığı ortaya çıktı.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Haşim Abak’ın haberine göre, uzman Çavuş F.Ç. ve avukatı, 19 Ekim 2023’te uzun yargılamadan kaynaklı hak ihlali oluştuğu gerekçesi ile Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu Başkanlığı’na tazminat talebi ile başvuru yaptı. 12 Ağustos 2025’te kararını veren bakanlık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarına ve kararlarına işaret ederek, tazminat talebini kabul etti.

AVUKAT ERDAL KUZU: YARGITAY ZAMANAŞIMINI BEKLEDİ

Dosyada mağdur ailelerin avukatlığını yapan Erdal Kuzu ise Yargıtay Kararı hakkında MA muhabiri Haşim Abak’a konuştu.

Kararı veren yargıçlar hakkında “görevi kötüye kullanma” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunan Kuzu, kararın siyasi olduğunu ve dosyanın bilinçli olarak “zamanaşımına” uğratıldığını belirtti.

Dosyada yer alan delillerin somut olduğunu vurgulayan Kuzu, devletin gözaltıları resmi olarak kabul ettiğini belirterek “MİT tutanaklarında bu 15 kişinin gözaltına alındığı açık biçimde yer alıyordu. Yani bu insanların devlet tarafından gözaltına alındığı hem kabul edilmiş hem de belgelenmişti. Dönemin kaymakamı, öğretmenleri ve okul müdürü de mahkemede gözaltıları doğruladı. Çocukların öğretmenleri, onları gözaltına alan kişinin dönemin ilçe jandarma komutanı Mehmet Tire olduğunu açıkça mahkemede anlattı. Olayın içinde yer alan bir uzman çavuş mahkemede bu kişilerin askeri araçlara bindirilerek infaza götürüldüğünü söyledi. Bu operasyonda yer alan bir diğer uzman çavuş olan Bilal Batır’ın, cenazelerin yerini ailelere bildirdiği için JİTEM ekibi tarafından ortadan kaldırıldı” dedi.

Yerel mahkemenin verdiği kararın iki yıl boyunca bölge mahkemesinde bekletildiğini belirten Kuzu, “O süreçte defalarca “zamanaşımı” riskine dikkat çektik ancak dilekçelerimiz dikkate alınmadı. Dosya 2024 yılında Yargıtay’a gitti ve iki yıldan fazla orada da bekletildi. Dosyada zamanaşımı tarihi 8 Mart 2026 idi. Yargıtay kararını tam üç gün sonra, 11 Mart 2026 tarihinde verdi. Heyetin bu tarihi bilmediğini düşünmek mümkün değil. İlk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay birlikte hareket ederek dosyanın zamanaşımına uğramasını sağladı. MİT raporları, resmi gözaltı kayıtları, tanık anlatımları, DNA raporları, bulunan cenazeler, bunların hiçbiri görülmek istenmedi. Çünkü sanıkların da mahkemede söylediği gibi, bütün bu suçlar devlet adına işlendi. Devlet, kendi görevlilerinin cezalandırılması halinde kendisinin de sorumlu tutulacağını düşündüğü için bu dosyada koruyucu bir refleks gösterdi” ifadelerini kullandı.

×

DARGEÇİT JİTEM DAVASI: 3’Ü ÇOCUK 8 KİŞİ GÖZALTINDA KAYBEDİLDİ

Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedildi.

Söz konusu kaybedilmelerle ilgili dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin ile Faruk Çatak, Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik, Osman Demir, Bahattin Ergel hakkında, “taammüden öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. 30 Ekim 2014’te soruşturmanın davaya dönüşmesi sonucu Midyat’ta yargılama başladı. Daha sonra “güvenlik” gerekçesiyle Adıyaman’a taşınan davanın 13 Mart 2017’de görülen 7’nci duruşmasında, dava dosyası bu kez Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara’daki mahkemenin davayı kabul etmemesi üzerine Yargıtay dava duruşmalarının tekrardan Adıyaman’da görülmesine karar verdi.

İSTİHBARAT MÜDÜRÜ, JİTEM’İ İTİRAF ETTİ

Dargeçit JİTEM Davası’nda bugüne kadar yaşanan gelişmelere ve itiraflara rağmen sanıkların tutuksuz yargılanmasına devam edilirken, dosyada yaşanan çarpıcı gelişmelerin başında dönemin Mardin İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Muhammet Demirel’in şüpheli sıfatı ile verdiği ifade geldi. Demirel, 6 Haziran 2013’te JİTEM’in varlığını itiraf ettiği ifadesinde, “O dönem Mardin İl Jandarma Komutanlığı içerisinde ayrı bir binada ‘JİT’ dedikleri jandarma istihbarat timinin olduğunu, bunların hiyerarşik olarak Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na değil, Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na bağlı olduklarını, bu timin toplam 5-6 rütbeli personelden oluştuğunu, ayrıca bunların kullandığı sivil elemanların da olduğunu, bu rütbelilerin kendilerine bağlı çalışmadığını ve genelde kod isim kullandıkları için isimlerini ve faaliyetlerini bilmediğini” belirtti.

TUTUKLU SAVCIYA ULAŞILAMADI!

Mahkeme heyetinin dinlenmesi yönünde müzakere kararı aldığı dönemin savcısı Adem Kul’a ise yıllardır ulaşılmadı. Mart 2017’de “adresine ulaşılamadığı” iddia edilen Kul’un, 21 Temmuz 2016’da Samsun’daki Fetullah Gülen Cemaati soruşturması kapsamında tutuklandığı ortaya çıktı.

18 Ocak 2018 tarihine kadar tutuklu olmasına rağmen “adresine ulaşılamadığı” gerekçesiyle dinlenmeyen Kul, “etkin pişmanlık yasasından” yararlanarak, tahliye edilmiş ancak buna rağmen halen adresine ulaşılamadığı ileri sürüldü.

CİNAYETİN RESMİ KOORDİNATLARI ORTAYA ÇIKTI

Dosyaya eklenen 2 Kasım 1995 tarihli tutanakla davanın seyri de değişti. Söz konusu tutanakta silah deposu olduğu bildirilen Dilan (Ulaş) köyü doğusundaki (50-51) koordinatlarından bahsedilirken, Mardin İl Jandarma Komutanlığı söz konusu koordinatların 2 Kasım 1995’teki tutanakta geçen “50-51 koordinatları” ile Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu 2015 tarihli tutanaktaki Dîlan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatlarının aynı olduğunu bildirdi.

KOORDİNATLAR, BEYAN VE KEMİKLER GÖRMEZDEN GELİNDİ

Beraat kararının gerekçeli kararında ise, 7 kişiye ait kemiklerin bulunmasına rağmen tanık beyanlarının “yalnızca duyuma dayandığı” iddia edildi. Resmi makamlar tarafından mahkemeye gönderilen cevap yazıların sanıklar aleyhine olduğu iddiasında bulunan mahkeme, resmi yazıların “tanık beyanlarını doğrular nitelikte olmadığını” öne sürdü.

Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2015’te dosyaya gönderilen ve “cinayetlerin resmi koordinatları” olarak tanımlanan yazıya ise değinilmedi. Söz konusu kararda, Mehmet Tire’nin yaralandığı güne ait tutanaklara dikkat çekilerek, olayın yaşandığı Dîlan köyünün doğusundaki (50-51) koordinatların Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu Dîlan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatları ile aynı olduğu belirtildi.

KEMİKLER KUYULARDA BULUNDU: BERAAT KARARI VERİLDİ

Katledilen ve kemikleri kuyularda bulunan 7 kişinin kemiklerinin delil olarak görülmediği gerekçeli kararda, Hayat Altınkaynak ile gözaltına alınarak annesinin gözü önünde işkence edilen Davut Altınkaynak hakkında “resmi kayıtlarda herhangi bir gözaltı işlemine rastlanmadığı” iddialarına yer verildi. Mahkeme kararının gerekçesinde, “somut delil olmadığı” iddiasında bulunulurken, şunlar öne sürüldü: “Yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında soyut isnat ve iddialar haricinde, sanıkların atılı suçları kanunî tanıma uygun şekilde işlediklerini tereddütsüz ortaya koyabilecek nitelikte, ceza hükmü kurabilmeye elverişli, her türlü kuşkudan arınmış, somut, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmiştir.”

İSTİNAF BERAATİ ONADI

Ardından Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınarak istinaf edilen dosyada Bölge Adliye Mahkemesi de kararların “yerinde” olduğunu savunarak, “Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre ilk derece mahkemesinin kararlarında düzeltme nedenleri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından; istinaf edenlerin istinaf nedenlerinin reddine” diye karar verdi. Mahkeme ayrıca hayatını kaybeden sanık korucular; Fethullah Çelik’in Naif Çelik ve Ramazan Savcı’nın da ölümleri dolayısıyla haklarındaki yargılama düşürüldü.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz