Judy Chicago’nun The Dinner Party eseri, tarihten silinen ya da gölgede bırakılan kadınları sembolik bir sofrada buluşturuyor. 39 kadın için hazırlanan masa, 999 kadının adının yer aldığı bir zemine uzanıyor.
HABER MERKEZİ- Kadınların yüzyıllar boyunca çoğunlukla başkaları için sofra kurduğu bir dünyada, Judy Chicago masayı tersine çeviriyor: Bu kez sofranın onur konukları kadınlar.
Amerikalı sanatçının 1974-1979 yılları arasında beş yılda tamamladığı The Dinner Party (Akşam Yemeği Partisi), feminist sanatın en tanınmış eserlerinden biri. Çalışma dün New York’taki Brooklyn Müzesi’nin Elizabeth A. Sackler Feminist Sanat Merkezi’nde kalıcı olarak sergilenmeye başlandı.
Chicago, üçgen biçimli dev bir masa etrafında tarihin farklı dönemlerinden 39 kadına sembolik olarak yer açıyor. Her biri için özel olarak hazırlanmış bir tabak, kadeh, çatal, bıçak, kaşık ve işlemeli bir örtü bulunuyor.
Ancak masadaki 39 isim, eserin tamamını oluşturmuyor. Masanın altında yer alan seramik zeminde, tarih boyunca çeşitli alanlarda iz bırakmış 999 kadının adı bulunuyor.
TANRIÇALARDAN SANATÇILARA
Masanın üç kanadının her biri farklı tarihsel dönemlere ve kadınların farklı mücadele alanlarına gönderme yapıyor.
İlk bölümde kadınların mitoloji ve inanç tarihindeki temsilleri öne çıkıyor. Toprak Ana ve bereket tanrıçalarının yanı sıra Babil’in İştar’ı, Hindu geleneğindeki Kali, Sophia, Amazonlar ve Judith gibi figürler yer alıyor. Yunan şair Sappho da bu bölümde anılan isimlerden biri.
İkinci bölüm, sanat, edebiyat, bilim, tıp ve savaş gibi alanlarda öne çıkan kadınlara ayrılıyor. Üçüncü bölümde ise kadın hakları, siyasal ve anayasal haklar ile kimlik mücadelelerinde iz bırakan isimler bulunuyor.
Böylece eser yalnızca tanınmış kadınları bir araya getirmiyor. Aynı zamanda “tarih” denilen anlatının kimleri hatırladığı, kimleri geride bıraktığı sorusunu da masaya getiriyor.
SANAT TARİHİNE İTİRAZ
The Dinner Party’nin ortaya çıktığı 1970’li yıllar, feminist sanat hareketinin güç kazandığı bir dönemdi. Chicago da sanat tarihinin erkek sanatçılar etrafında kurulmasına karşı çıkan sanatçılar arasındaydı.
Eserin temelindeki fikir basit ama güçlü: Kadınlar tarih boyunca çoğu zaman sanatın nesnesi olarak temsil edilirken, sanatın üreticileri ve tarihin kurucuları olarak aynı ölçüde görünür olmadı.
Chicago bu nedenle geleneksel bir sanat tarihi anlatısını yeniden kurmak yerine, başka bir tarih yazmayı denedi. Sofra, burada yalnızca bir yemek masasını değil; kadınların emeğini, bedenini, kültürel mirasını ve tarihteki yerini simgeliyor.
Eser ilk sergilendiği dönemde büyük ilgi gördü. İlk üç aylık sergisini 100 binden fazla kişi ziyaret etti. Daha sonraki yıllarda farklı kent ve ülkelerde sergilenen çalışma milyonlarca kişiye ulaştı.




